Guru derse doğru der...

Gucci'yi, tapon nine markasından prestij simgesine dönüştürmenin yanı sıra dünyanın en iç gıcıklayıcı modacısı olan Tom Ford...

Gucci'yi, tapon nine markasından prestij simgesine dönüştürmenin yanı sıra dünyanın en iç gıcıklayıcı modacısı olan Tom Ford (ama o da cinsel tercihini özgürce yaşayanlardan!) ile ilgili son haberleri okudunuz mu?
Yüce guru, Afgan lider Hamid Karzai'yi dünyanın en şık giyinen adamı seçti. Üstünde 30'ların Hollywood starlarının tarzı ve havası olduğunu söyledi. Bir de üstüne adamın giyimini yeni cinselliğin sembolü diye niteledi. İki düğmeli düz ceket, doğal omuz, vs...
Ford böyle bir seçim yapmasa, dünyanın en şık erkeği Karzai orada, biz burada, adamdan bihaber tükenip gideceğiz. Usame bin Ladin'in ellerinin ne kadar akıllara ziyan derecesinde biçimli olduğunu idrak etmişiz ama Karzai'nin gardırobunun bilincine varamamışız. Ama değil mi ki Ford gurusu beğenisini ifade etti, biz de hep bir ağızdan Derya Tuna'nın isminin telaffuz edildiğini duyan İbrahim Tatlıses ayarında
"O ne derse doğru der" diye bağlılığımızı bildiririz.
Nitekim Türk modacılar aynen böyle itaatkâr bir resim çizdiler; "Ford diyorsa doğrudur".
Hayatın acı gerçeklerinden
biri yine devredeydi: Söylenene değil, söyleyene bak!
Tom Ford hakikaten de moda dünyasında Tanrı muamelesi gören bir arkadaşımız. Söylediğinin kendi içinde bir bütünlüğü, anlamı var. Zira çocuğun belli bir çizgisi var (Ki her modacının olduğunu varsayıyoruz. Aksi takdirde sorabiliriz; tarzın yoksa o zaman niye vaktini kurabiye yaparak değerlendirmiyorsun diye).
Rıfat Özbek'in Karzai çizgisinde tasarımlarını hatırlıyoruz. Issey Miyake'ninkileri de. Bizim buralardan da Cemil İpekçi'nin zaten çoğu kreasyonunda bir dolu Karzai cüppesi mevcuttur. Demek istediğim, bu isimler çıkıp da "Valla doğru söylüyor Tom kardeş, ben de bayılırım mintan yakaya" desinler, canımızı yesinler...
Ama tarihe adını 'Hülya Avşar'ın modacısı' olarak kazıyan ve bildiğimiz kadarıyla Karzai tarzıyla yakın uzak hiç işi olmayan Dilek Hanif'in de guruya saygıda kusur etmemesi... Nasıl artık elinde mikrofon şarkı söyleyene utanmadan 'şarkıcı' diyor, 'sanatçı' demediğimiz için vicdan azabından kıvranmıyorsak, bazılarına da 'modacı' yerine 'terzi' deme hakkımızı kullanabiliriz belki.
Süper faydalı bilgi:
Gucci mamullerinin normal şartlarda ne kadar yakıcı fiyatlara satıldığı malum. Ama Gucci ile Armani'nin outlet'inde mağaza fiyatının üzerinden yüzde 50 indirim yapıldıktan sonra bir yüzde 40 daha kesiliyor.
Sonuçta da İtalyan mimar Guilio Mongeri'nin, Milano palazzolarını andıran bir üslupla inşa ettiği ve Abdülhak Hamid Tarhan, Kerime Nadir, Celal Bayar gibi isimlere ev sahipliği yapmış olan efsanevi Maçka Palas'taki esas mağazada asap bozucu etiketlerle karşınıza çıkan güzellikler, burada gayet 'alınabilir' rakamlara düşüyor (42 kelimelik cümlemi okuduğunuz için teşekkür ederim).
Burası neresi mi? Swissotel'in üstünden Valideçeşme'ye çıkarken Jeeves diye pek steril bir kuru temizlemeci vardır. İşte orada.
Fakat mahalleliyi örgütleyip yollara koyulmadan söyleyelim; sadece perşembeleri açık.
Akşam altı ile dokuz arası.
Tamam, biraz ekâbir ama Gucci'nin smokinlerini görenlerin dili tutuluyor. Öyle de büyüleyici yani...
İstikamet Beyoğlu
Bağımsız filmler arasında hoplamak için uygun bir gün olsa gerek...
a) Saray'da sahanda yumurtalı kahvaltıdan sonra 'Buena Vista Social Club' çağrışımlı 'Soğuk & Çılgın'...
b) Bambi'ye düzenlenen öğlen ziyaretinin üstüne, Amerikan bağımsız sinemasının itibarlı isimlerinden Hal Hartley'nin bir nevi 'Güzel ve Çirkin' versiyonu sayılabilecek, gazeteci kadınla canavarın aşk hikâyesi 'Öyle Bir Şey Yok'.
c) Kaktüs'te filtre kahve (hayır Dulcinea'da değil, oranınki ekşi) üstüne sen ben bizim oğlan biçimi bir işbölümüyle Jennifer Jason Leigh ile Alan Cumming'in yönettiği, mahalleden arkadaşları Gwyneth Paltrow, Kevin Kline falan filanın da rol aldığı bir 'Yıldönümü Kutlaması' ya da evlilik itirafları silsilesi...
d) Peki gidin Dulcinea'ya ama film başlamadan bir saat önce hesabı isteyin ki ancak gelsin (Siparişler masaya teşrif edebilirlerse sonrasında lezzet sorunu yaşanmıyor). Garsonlara çok sinirlenirseniz de, cinayet işlemeyi alışkanlık haline getiren geçkince ev kadını 'Kara Dul' agresyonunuzun ifadesi olabilir.
İthaf
Şu anda televizyonda çalan şarkıyı, Üsküdar'daki Kanaat'in ayıptır söylemesi kafam ebatındaki şekerparelerine ithaf etmek istiyorum. 'Her şey yalan gerçek sensin / Gelirse de senden gelsin / Bence
aşkın kendisisin / Seni sevmeyen ölsün.' Şehrin tüm tatlıcı ve pastanelerine de buradan sitem dolu serzenişlerimi yolluyorum. Bizi niye kandırdınız?
'Hayat atölyesi'
Radikal'in en renkli isimlerinden Tuğrul Eryılmaz'ın alt kat komşumuz Milliyet'e yaptığı kültür & sanat ekini gördünüz mü? Sinir oldum ve kıskandım. Yani o kadar beğendim. Hele Murathan Mungan'ın hazırladığı tam sayfalık 'hayat atölyesi'nin reytinginin tavana vuracağı yüzde
Bodrum'luların tabiriyle 'milyor'. Kimi görmüş, kim ne demiş, merak etmez misiniz?