Hülya Avşar adına utanmak

Hülya Avşar, kızı Zehra, Sadettin Saran ve kızı Lâl Bebek'te yemek yedikten sonra çıkışta gazeteciler küçük kızların peşine takılınca Hülya Avşar zıvanadan çıkmış. Haklı mı? Yerden göğe. Çünkü kızlar kaç yaşında?

Hülya Avşar, kızı Zehra, Sadettin Saran ve kızı Lâl Bebek'te yemek yedikten sonra çıkışta gazeteciler küçük kızların peşine takılınca Hülya Avşar zıvanadan çıkmış. Haklı mı? Yerden göğe. Çünkü kızlar kaç yaşında? Dokuz. O zaman sorun ne? Her zamankinden: Üslup. Avşar diyor ki "Size rica etmiyorum, emrediyorum, bir daha beni ve kızımı çekmeyeceksiniz." Hayatta hiçbir şeyin emirle yapılmadığını, yaptırılamadığını, hele ki o civarlarda, Avşar neden hâlâ bilmez gibi davranıyor?
Nitekim gazeteciler de gene en sıradan yolla vermişler karşılığını. O âlemlerin en birinci silahı ne? Selülit, yağ, bikini performansı. Dünkü bütün gazetelerde Feraye Tanyolaç'ın, henüz geçen yıl doğum yapmış olmasına rağmen fazla kilolarından nasıl da hemencecik kurtulduğu ve mor bikinisiyle nasıl da formda göründüğüne dair resim ve altları yer alıyordu.
Hürriyet'te daha da ağırı vardı: Hülya Avşar'ın gerçekten de yaşlı ve 46 beden göründüğü o bikinili fotoğrafının yanında "Kendi vatanımda selüliti olan 43 yaşında yaşlı biriyim" başlığı. Avşar, Hülya dergisinden sitem etmiş, Hürriyet de alıntılamış: "Türkiye'de güzel olanı, iyi olanı öne çıkarmayı bilmediğimizi söyleyen Avşar, çok tartışılacak yazısında şu açıklamalara yer verdi" diyen girişe bakınca, Avşar'ın diyebileceği ne artık çok tartışılabilir ki diye, açıkçası önce küçümsedim. Ama o maddeler:

  • Selüliti olmayan, proporsiyonu düzgün, sporcu, zayıf ve çok güzelim.
  • Dünyada bile kendimden güzel bir ünlü göremiyorum.
  • 43 yaşında en dişi çağımdayım, üstelik kafam çalışıyor.
  • İşkadını ve anneyim.
  • Okulum var, vergimi veriyorum.
  • Uluslararası ödüle sahip tek oyuncuyum.
  • Sosyal, toplumsal çalışmalarım var.
  • İki köpeğim, bir kedim var.
  • Kahve severim, omuzlarımda gamzelerim var.
  • Gözlerim çok güzel ve güzel bakarım.
  • Ama kendi vatanımda sadece selüliti olan, 43 yaşında yaşlı bir kadınım.
    Sözler, insanın kendisi için sarf ettiği düşünüldüğünde öyle ucubik ve 'Kahve severim, omuzlarımda gamzelerim var'a filan bakıldığında öyle kopuk ve absürttü ki (Gamze kotası da ne dolmazmış), bu sakilliğin ancak cımbız mekanizmasıyla elde edilmiş olabileceğini düşündüm, hiç üşenmedim, gittim bir Hülya dergisi satın aldım, geldim.
    Aynısı! Çimentoya gerek duyulmamış, bu cümlelerden bir düzyazı elde edilmişti. Zaten başlıktan da belliydi: "Dünyanın en güzeliyim, aksini söyleyemezsiniz"
    "Aslında dünyada medya diye bir şey olmasa savaş da olmaz, terör de" gibi
    daha genel görüşlerini de okuruyla paylaşan Avşar, esas olarak medyanın güzel olanı öne çıkarmayı bilmediğinden dem vuruyor, bu yüzden ilerleyemediğini anlatıyordu. Onun gibi bir cevherin kıymetini bilmemek: İşte bizim medyanın en büyük ayıbı da, günahı da buydu.
    Hülya Avşar güzel kadın. Ne kadar eskise de, bir tuhaf enerjisi ve kullanmayı çok iyi bildiği bir çift şahane gözü var.
    E, akıllı da. Ben hep o zırvalıkların biraz da televizyon şovu icabı yapıldığına, ev halinin daha normal, katlanılır, izanlı olduğuna inanmak istedim.
    Sokakta ayaküstü ettiğin lafla demek istediğinin tam tersine düşebilirsin. Ama yazı öyle bir şey değil. Yazdığınla aranda senden başkası yok. Yazdığından bu kadar ayrı olamazsın. Ar damarını çatlatmadıysan, bu cümleleri kuramazsın. Yoksa omuzlarında gamzeleri olanlar, utanmaktan muaf mı?
    Acayip hayvanlara benziyirsen!
    'İncinsen de sözün düzünü diyciğem/Acayip hayvanlara benziyirsen...' Hüseyin Turan'ın bu 'türkü'sü, sadece internette değil, sabahın körü yapıştığı dillerde, çok yakınımızdaki evlerde de duyuluyor!
    Kime ithaf etmek isterseniz artık:
    "Men senin bu emellerine nice dözüm/Men ne diyim daha sana yoktur sözüm/Sır sıfatından su içmeyir gözüm/Cinlere şeytanlara benziyirsen/Acayip hayvanlara benziyirsen/
    A bu ne kafiyedir açıp gelmişsen/Gözlerin gene od saçıp gelmişsen/Sanki cehennemden
    kaçıp gelmişsen/Devlere hortlaklara benziyirsen/Acayip hayvanlara benziyirsen/Senin görünüşün güya yahşı mıdır/Alacalı yüzünde şah mat mıdır/Bir özüne bak başın yuvarlak mıdır/51 ekranlara benziyirsen/Acayip hayvanlara benziyirsen/Yüz kiloya yakın parazlaşmışsan/Kartlaşmışsan çok yaramazlaşmışsan/Saç kalmayıp başında dazlaşmışsan/Kapaksız kazanlara benziyirsen/Acayip hayvanlara benziyirsen/
    Ne var sen üstüme mırıldıyisen/Sanki
    paslanmışsın cırıldıyisen/Sesin de çıkmıyir hırıldıyisen/Benzinsiz çakmaklara benziyirsen/Acayip hayvanlara benziyirsen..."