Hüsnü Mağdur Şenlendirici

Magazin gündemindeki gelişmeler, gerilimler, Çankaya yolundakilerle yarışıyor. Siftahı Hüsnü Şenlendirici'yle yaptık, en fazla gürültü de hâlâ o cepheden geliyor.

Magazin gündemindeki gelişmeler, gerilimler, Çankaya yolundakilerle yarışıyor. Siftahı Hüsnü Şenlendirici'yle yaptık, en fazla gürültü de hâlâ o cepheden geliyor. Nazire hanımın "Hüsnü şu an yanımda uyuyor. Deniz derdine yansın" bildiriminin altından çok gözyaşı, üstünden çok beddua aktı, Hüsnü'nün şu an kimin yanında uyuduğu meçhul.
Evde kayınbirader takviyeli kavgalar, konuşturulan silahlar, karakolluk olmalar... Nazire Ş., "Allah belanızı versin!" diye çemkirirken ('bela'nın 'e'si kısa) Hüsnü Ş. de bağırmaktan kısılmış sesiyle "Türk basını sağolsun!" diyor.
Yaa, böyle de koyuyor lafını basına!
Bu protest afra tafrayı geçen hafta katıldığı 'Dobra Dobra'da da sergiledi. Hep aynı mağduriyet: Olup bitende hiçbir payı, rolü, dahli yok. Her şey medya yüzünden. 'Yoksa ne güzel, gül gibi geçinip gidiyorduk' hissiyatı gayet anlaşılır da, bu ezilmiş, haksızlığa uğratılmış, mağdur edilmiş, hiç hak etmediği bir muameleye tabi tutulmuş gariban haller, hadi diyelim ki azını yiyen var, artık doz aşımı olmuyor mu?
'Ahlaksızlık' cezasına gel!
Samsun'da 10 ay önce eşinden boşanmak için dava açan sağlık memuru Erhan Akkaya ve sekreter D.F., 'aşk yaşadıkları' iddiasıyla 'maaş kesme' ve 'sürgün' cezalarına çarptırılmış, Milliyet'in sitesinde İsmail Temiz'in haberiydi dün.
Devlet Hastanesi'nde görevli üç çocuk babası, 19 yıllık sağlık memuru Akkaya, 10 ay önce eşi Ferdane Akkaya'dan boşanmak için dava açmış. Aynı hastanede tıbbi sekreter olarak çalışan D.F. ise zaten bekâr.
Haklarında idari soruşturma başlatılıyor. Soruşturmacı tayin edilen İl Sağlık Müdürlüğü görevlisi, mahallede oturan dört kişiyi tanık olarak dinleyip ifade alıyor. Bu dört kişi önemli, sebebini göreceğiz ileride.
Şimdi hazırlanan rapora bakalım:
"Akkaya ile F. arasında geçenler, işyerinin dışında olsa da, bu tür davranışlar toplumumuzca genel ahlak ve edep dışı davranışlar olarak nitelendirilmektedir. Çevredeki insanlar nezdinde tüm kurum çalışanlarının töhmet altında bırakılmasına neden oldukları açıktır. Ayrıca bu yaşadıkları yanlış ilişki, bir kadın ve üç çocuğun bundan sonraki yaşamlarını olumsuz etkileyecektir. Çünkü Akkaya'nın ilişki yaşadığı kişi, kendi kızından sadece beş yaş büyüktür. Uyarılar dikkate alınmadığı durumda, hakkında inceleme yapılanları, yaşadıkları mahallede hiç kimsenin istemeyeceği ve önüne geçemeyeceği olayların vuku bulacağından çok ciddi endişe duymaktayım. İşlemiş oldukları fiil her ne kadar hizmet alanı dışında gözükse de, bu ilişkinin çalıştığı işyerinde başladığı ve genel ahlak aykırı, edep dışı olduğu açıkça ortadadır. Akkaya ile F.'nin 1/10
oranında aylıktan kesme cezasıyla tecziye edilmesi uygundur. F.'nin işlemiş olduğu fiilin genel ahlak ve edep dışı davranış olduğu açıktır. Yapmış olduğu bu hatanın farkına varması, kurulmuş bir aile bütünlüğünün dağılmasının önüne geçilebilmesi, vuku bulacak istenmeyen olayları önleyebilmek adına, yaşadığı ve çalıştığı ortamdan uzaklaşabilmesi için, Samsun il sınırları dışında başka bir il sağlık müdürlüğü emrinde istihdam edilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır."
Rapor üzerine Akaya, Vezirköprü Toplum Sağlığı Merkezi'ne, F. de Ayvacık Toplum Sağlık Merkezi'ne tayin ediliyor. Ayrıca her ikisine de 'Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarının sabit görüldüğü' belirtilerek, 1/10 oranında 'aylıktan kesme cezası' veriliyor.
'Ahlaksızlık' cezası kategorisine mi yanalım, karşılığının 'maaştan kesme' ve 'sürgün' olmasına mı, taraflardan birinin boşanmak üzere aylar önce başvurmuş, diğerininse zaten bekâr olmasına mı, yoksa haberin altına eklenen okur yorumuna mı: "Bu adamlar Kuran'a inanıyorlar mı inanmıyorlar mı, bunu açıklamalılar her şeyden önce. Kuran'da dört şahit gerekiyor bir zina yapıldığını ispat için. Eğer böyle bir ispat gerçekleşmiyorsa, nasıl böyle ucuz bir iftira ile insanlar işten el çektirilebiliyor, anlam vermek çok zor..."
Hangi birine ne demeli, insan ürküyor, ürperiyor, siniyor...
'göt2b'nin akıbeti ne olur?
Marketing derslerinde okutulur: Tarihte siyah diş macunu ve tuvalet kâğıdından, Ajda Pekkan imzalı nevresime pek çok fiyasko ürün vardır. Bir de sırf adı yüzünden kaybedenler... Vatandaşın dilinin dönmeyeceği isimler risk demek. Bir de bazı dillere gelmeyecek kelimeler var ki, riskten de öte.
Bizde şu an satılıyor mu, sanmıyorum, ithal edene de şaşarım; saç ürünleri uzmanlığıyla bilinen Schwarzkopf'un iddialı bir serisi var: göt2b. Saça duruş kattığı sloganıyla, sprey jöle, yatıştırıcı krem jöle, 24 saat ışıldayan saç spreyi gibi ürünler ihtiva ediyor. Saçına biraz hava katmak için göt2b ha, siz ne diyorsunuz, koskoca yapı market Götzen, bu yüzden kapandı!