İslami burjuvazinin eğretiliği nasıl geçecek?

Geçtiğimiz pazar akşamı ahbaplarımızla Kandilli'deki Adile Sultan Sarayı'nda açılan yeni Borsa Lokantası'na gittik.

Geçtiğimiz pazar akşamı ahbaplarımızla Kandilli'deki Adile Sultan Sarayı'nda açılan yeni Borsa Lokantası'na gittik. Ben Borsa'nın yemeklerini çok beğenirim: Klasik Osmanlı-Türk mutfağının şık sunumlusu; mükemmeldir.
Bir Açıkhava konserine Lütfi Kırdar'daki Borsa'ya uğramadan gitmek, ancak Loft'a gidilmiş olmasıyla açıklanabilir (ki sahipleri aynı). Fenerbahçe Borsa'nın kapanmasıysa sırf çekirdek değil, ebeveynel ailede de derin kederle karşılanmıştır.
Eskiden Kandilli Kız Lisesi olan bu Adile Sultan Sarayı'ndaki yeni yer çok güzel olmuş. Her şey bildik nefasette, bahçeyse acayip manzaralı. Hele hava kararmadan gidilmesi durumunda, yavaş yavaş ışıklanan Boğaz manzarası insanı İstanbul'da yaşadığına bir kere daha şükrettiriyor.
Sadece bahçe de değil; sarayın bir penceresi ilk, bir penceresi ikinci köprüye hâkim, insanın sağı, solu, yönü, feleği şaşıyor.
Bu sarayı Sultan Abdülmecit, kız kardeşi Adile Sultan için, ünlü mimar Sarkis Balyan'a yaptırmış.
Adile Sultan, 2. Mahmut'un kızı. Hassas kişiliği ve şairliğiyle biliniyor (Hanedan içinde yetişen tek 'şaire'). 1826 doğumlu. Dört yaşında annesini kaybediyor, 13 yaşında babasını, hayatı boyunca da kocasından çocuklarına tüm sevdiklerini.
"19 yaşına gelince kardeşi Abdülmecit tarafından Tophane müşiri Mehmet Ali Paşa ile evlendirildi. Çeyizine çok itina gösterildi. Çeyizi için 3.032.519.5 kuruş sarfedildi" diye anlatılmakta 'Padişahların Kadınları ve Kızları'nda (M. Çağatay Uluçay, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1980). "Düğünleri bir hafta sürdü, düğün eğlenceleri Haydarpaşa civarında yapıldı. 12.6.1845'te Adile Sultan büyük bir alayla Nişatâbad Sarayı'na getirildi ve gerdeğe girdi."
Mehmet Ali Paşa aynı yıl kaptan-ı derya oluyor, sonra da sadrazam. Birbirlerini çok seviyorlar, çok mutlu oluyorlar, dört adet de 'meyve' veriyorlar. Fakat herkes ölüyor, Adile Sultan 40'ında eve kapanıyor, kendini şiire, ibadete ve fakir fukaraya yardıma adıyor.
Sarayın tarihine dönersek: Niyet Abdülmecit'in ama saray 1876'da Abdülaziz zamanında bitiyor, 6 bin 800 lira 788 kuruşa mal oluyor.
1986'daki yangını hatırlayanlar olacaktır. Sonra onarılarak kültür merkezine dönüştürüldü, şu anda uzun adıyla: Sakıp Sabancı Kandilli Eğitim ve Kültür Merkezi Adile Sultan Sarayı.
Borsa'ysa daha çok taze, resmi açılışı bile yapılmış değil. Ama işte biz oradayken, 100 katımız bir kalabalık da büyük bahçede, paçalarından ihtişam akan bir sünnet düğününe şahitlik ediyordu.
Bütün gece duvara yansıtılıp uçurulmasından biliyoruz adını; Eren, sahneye muazzam bir tahtla getirildi. Dans gösterileri, Eren'in kahramanı olduğu animasyonlu barkovizyon, uzaktan beş metre gibi görünen pasta, hele o göz alıcı havaifişek gösterisi... Nankörlüğün âlemi yok, düğün bizim de gecemizi şenlendirdi, orası kesin. Nasıl oluyor da oluyor müzikleriyle, takı töreniyle, tesettürlü ama saraylı anneyle, davetlilerin kuyruklu tuvaletle enine çizgili 'lakos' tişört, pardesüyle straples arasındaki geniş kostüm yelpazesiyle çok düşündürücü, kafa karıştırıcı ve öğreticiydi de.
İslami 'burjuvazi' şu anda aşuremsi karmaşıklığıyla, mübalağa ve ürkekliğiyle kendine yer açmaya çalışıyor. Eğretiliği üstünden nasıl ve ne zaman atacak, göreceğiz. Yer bitti, bağlayamadık, yarın Canan Barlas'ın 'Eğreti Burjuvalar'ıyla devam ederiz.