İzmir mitinginden sırf rekor değil, şık dekor da bekliyoruz...

İzmir, rekor için hazırmış. Bugün Alsancak'ta gerçekleşecek 'Cumhuriyet'e Saygı' mitingine, Tandoğan'dan da, Çağlayan'da daha fazla katılım bekleniyormuş.

İzmir, rekor için hazırmış. Bugün Alsancak'ta gerçekleşecek 'Cumhuriyet'e Saygı' mitingine, Tandoğan'dan da, Çağlayan'dan da daha fazla katılım bekleniyormuş.
Sayısını bilemem, kalabalık olacağı kesin. Ama asıl nicelikten çok nitelikten umutluyum. Güzelliği, endamı, seksapeliyle maruf İzmirli kızlarımızın, kadınlarımızın, bu baştan çıkaran bahar gününde meydanda salınıp, medyada da yer bulma fırsatını tepeceklerine hiç ihtimal vermiyorum.
Güneşten, solaryumdan renk alan ya da moda/duruş icabı bilhassa beyaz bırakılan omuzlarına yakışacak kim bilir ne biçim bayrak modelleri tasarlayacaklar.
Ankara'nın döpiyes/tayyör havasından mı, katılımcıların daha bir orta yaşlı teyze grubunda birikmesinden mi, Tandoğan'da olayın tasarım ayağı epey boşlanmıştı.
Fakat Çağlayan toplaşması İstanbul'un başkent gibi bir taşradan nasıl da bambaşka; çeşitte sınır tanımayan tam bir metropol olduğunun kanıtıydı! Düz bayrak tişörtleri geçiyorum, onlara bizim caddede de rastlanıyor. Halbuki deri ceket içi straples giyilen bayrak öyle mi ya, giyene asi ve erotik bir hava katıyor. Üst üste takılan rozetlerle en âlâsından punk'çı, omuzda Mustafa Kemal Atatürk dövmesiyle en 'deri'ninden Kemalist... Çağlayan, dizayn dünyasına da göz kırpıyordu.
Hem bahardı, yaz geldi, hem İzmir'in kızları İstanbul'a fark atar. O yüzden bugün Alsancak'ta, al sancak temalı bir podyum kurulacağından şüphem yok. Naçizane önerilerim: Üste cekete gerek duymayan mini straples bayrak elbise (Etek ucundan bir lastik geçirilerek sezon trendleri doğrultusunda balon havası verilebilir, daha spor bir tonda kullanım için kot/tayt üstüne giyilebilir).
Aksesuvarlarla zenginleştirilmiş bayrak elbise, boyundan tek zincir askıyla akşamüstü tadına getirilebilir, hem de 'Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım'la tematik bir bütünlük sağlanmış olur.
Geçen yazın en göze çarpan elemanlarındandı:
Eşarp bluz.
'Eşarp' kelimesi isilik yapmasın; omuzlarla sırtı tamamen kamuya
açan fevkalade dekolte bir durum, enseden ip/zincir/bağlamayla tutturuluyor.
Bayrak pareo. Envaiçeşit bağlama modelleri var, bazısı değme gece elbisesine taş çıkartıyor. Üstelik kullanımı kolay, başka hiçbir şeye gereksinim duymuyor, sıkıldıkça düğümü başka yerden atabiliyorsunuz.
Bayrak kuşak. 80'ler elbiselerini kalın kemerle kullanmak yeniden göze girdi. Nedense hep de kırmızı oluyor bu kemerler. Beyaz bir elbise üstüne bayraktan yapacağınız kuşak size ayrı bir hava katacak. Kemerin boyu uzun tutulup belde fiyonk da yapılabilir, o da pek elegan duruyor.
Bu yaz malum, hamile elbiseleri de XL bir popülarite içinde. Kırmızı/beyaz askılı tişört (üst üste giyinmek de çok revaçta yine, askılar birbirinin içinden çıkacak) giyilip, robadan birbirine eklenecek üç beş bayrakla uçuşan, havadar bir model elde edilebilir. Biraz maliyet yükseliyor ama Cumhuriyet'e sahip çıkıyorsunuz, pintiliğin ne yeri ne zamanı.
'Tek taşımı yavrum aldı'
Şu tek taş da ne işlevsel mücevherat. Senelerce aşkın, sevginin, bağlılığın, sadakatin, hepsi de nasıl oluyorsa bir arada, simgesi olaraktan yok gül demetlerinin, şampanya kadehlerinin içinden çıkması beklendi. Tek taş sahibi edilmeyen bir kadın, anla ki hiç sevilmemişti. 'Şu kadarcık' olsun ama olsundu ('Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun' diye bir kitap vardır, nefistir, yazarı da Hatice Meryem'dir).
Sonra Nil Karaibrahimgil sayesinde, 'Tek taşımı kendim aldım' oldu daha bir bağımsız kentli kızlar.
Bu seneki Anneler Günü tarihe, tek taşın bu güne yamanması olarak geçecek: 'Tek taşımı yavrum aldı'. Çiçek, kılık kıyafet derken, ilkokula güç bela giden veletler kanalıyla Anneler Günü'ne dayatılan hediye tek taş. Kapıda Babalar Günü'nün olması endişe verici. Araba? Tekne? Uçak? Bunun rövanşı ne olacak?
Malum gün bombardımanı içinde pek çok gazetenin arka sayfasında bire bir boyutlarda görünen bir reklam dikkat çekiciydi. BMD'nin (Birleşmiş Markalar Derneği) ilanında hamile bir kadının çıplak karnının üstünde elini görüyoruz. Daha doğrusu tırnaklarını. Tırnaklar, herhalde spermle yumurtanın buluştuğu andan itibaren kesilmemiş. Bülent Ersoy'unkilerle rahat yarışır. Bebeği maazallah yırtar, keser, ortadan ikiye böler. Ajansa bakıyoruz: Telepati. Soruyoruz: Tırnakları temiz pak kesilmiş hamile bir model bulmak bu kadar mı imkânsız? Markalar B-C seviyesinde seyrediyor diye bu taponluk onlara reva mı?