Kabzımaldan lolita olur mu?

Kenan Evren'in bitişiğinde bir de Füsun Erdil'in fotoğrafını görünce; "İyi saatte olsunlar yokladı" derdi babaannem, öyle bir ürperti.

Kenan Evren'in bitişiğinde bir de Füsun Erdil'in fotoğrafını görünce; "İyi saatte olsunlar yokladı" derdi babaannem, öyle bir ürperti.
Malvarlığında/hesaplarda o ani ve sihirli şahlanma neyin nesidirden, Beymen'den beğenilen fahiş fiyatta vazo ve kristallerden, hanımefendinin ısırgan otuyla beslenmesinden, o dönem müptelası olduğumuz tüm haberlerden daha önce, ilk önce tabii ki o fotoğraf: eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil'in eşi Füsun Erdil'le kızı Deniz Erdil'in, zihnimize kazınmış mahkeme duruşları. Kostümleri: Fettan kürk yakalı siyah paltoyla, masum seksapelli camel palto. Anne kızın vücut dilleri, ifadeleri. Birinin kavisli kaşları, gergin yüzü, nevrozu. Diğerinin üzerine edebiyat yapılabilecek 'sinema masumiyeti'. Beraat çare değil, onları hafızalarımızın outlet'lerinden asla atamayacağız.
Prof. Dr. Erdoğan Berçin'in pişmanlığı, siniri, utancı, olup bitenden değil de bir detaydan: Fotoğrafın podyumdan değil de gündelik hayattan olmasından! Olaylar şöyle gelişir: Koskoca bir hoca, eski Erciyes Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Berçin, internette bir kadınla tanışır. Kadın ona fotoğraflarını yollar. Ve hoca, onunla evlenme planları yaparak 135 bin YTL'sini kaptırır. Zühre Özdemirci adındaki kadın, kendi resmi diye Berçin'e, manken Yüksel Ak'ın fotoğrafını yollamıştır!
Ama işte nüans tam da buradadır 'hoca'ya göre: Söz konusu fotoğraf, mankenin gündelik hayatından bir karedir, podyumdan değil. İşte bu yüzden teşhis edememiş ve faka basmıştır! Berçin, bunun bilhassa üzerinde duruyor ve medyanın olayı çarpıttığını, kendisinin Yüksel Ak'ı podyum görüntüsünden tanıyamadığı gibi bir hava yaratıldığını düşünüyor, bu sebeple bozuluyor.
Yoksa artık bilgisayarı açmayı bilen herkesin bildiği, bilmesi gerektiği gibi, internette sadece dolandırıcıların manken değil, kaybedenlerin aslan, kabzımalların lolita, herkesin hayalindeki olabildiğine uyanamadığı için değil. Vah.
Evlenebilme mahareti ve tapu kayıtlarıyla çok konuşulan bir pek sevgili sanatçımız, yavrusunun öğretmenleriyle olan ilişkisinden memnun değildir. En kraliçe günlerinden bir gün, olanca ciddiyetiyle şöyle buyurur: "Ne kültürsüz öğretmen bunlar, hemen Kültür Bakanlığı'na bildirin!"
Prof. Dr. Berçin'i de internet bakanlığına mı bildirmeli, farkındalık bakanlığına mı?..
İstanbul Esenler, Havaalanı Mahallesi'nde korkunç bir cinayet işlenmiş. Bakiye Seyhan ile kızı Meryem Seyhan evde kanlar içinde bulunmuş, banyodan da cinayet öncesinde oraya kilitlenen iki kardeş torun çıkmış.
Tüm gazetelerde 18 yaşındaki Meryem'in fotoğrafları var, Hürriyet'teyse anne kız eşitliğinde Esin Maraşlıoğlu & Melisa Mızraklı, Oya Germen & Ayşe Özyılmazel çiftlerini aratmayacak başka bir poz. Bu eşitlik varoşlara kadar yayılmadıysa bir hata olsa gerek, herhalde fotoğrafta solda duran zincir kemerli, saçı fiyonklu, uçları gölgeli kişi 46 ve 48 yaşında olduğu rivayet edilen anne değil, belki tuvalette bulunan çocukların annesi, Meryem'in ablası, bilemiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey, bu cinayetin iki yönden acıklı olması. Bir: İki kişi feci biçimde öldürülmüş. İki: Zaten 18 yaşında, gencecik, tazecik bir kız olan Meryem'in modayı takip çabasını gösteren kalın dore kemeri, fönlü röfleli saçları, dudağındaki 'gloss' oranı yüksek ruju, varoştaki yırtma hayalinin, çabasının da kanıtı. Belki de bilmeden bir cinayeti çağıracak denli güçlü çabasının.