Kadın her yerde kadın

Röfle, boya, fön, perma... </br>Tali şeyler mi? Hayatınızın öncelikli gereksinimlerinden sayılmaz mı?

Röfle, boya, fön, perma...
Tali şeyler mi? Hayatınızın öncelikli gereksinimlerinden sayılmaz mı?
Ancak Etiler- Ulus-Akmerkez sakinleri
ve de Televolegiller'le öpüşen kelimeler mi?
Saç bakımından anladığınız haftada bir yıkamak, cilt bakımından kastınız da çenenizde çıkan sivilceyi sıkmak mı? Manikürü dişleriniz yardımıyla, arada çıkan şeytan tırnaklarını kanatmak yoluyla hallediyor, pedikür ile pötibör arasındaki farkı öğrenmeyi kesinlikle düşünmüyor musunuz?
F tipi tartışmalarının yanında mesela, çok mu lüzumsuz buluyorsunuz?
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi üyeleri, kadın mahkûmların sorunlarını dinlemiş. Ve Antalya E Tipi
Kapalı Cezaevi'nde kalan kadın hükümlülerin en büyük özleminin kuaför olduğu anlaşılmış.
Röfle, fön ve perma arzularını dile getirmiş, bakım yaptırıp güzelleşmek istediklerini söylemiş mahkûmlar.
Dernek başkanı Aysel Yüksel de Antalya Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşüp izin almış. 'Cezaevinde olsalar bile, aynada kendilerini bakımlı ve güzel görmek istediklerini söylediler' demiş, 'Önümüzdeki günlerde Antalya Cezaevi'ndeki kadınlara saç bakımı yaptıracağız.'
Kadınların, erkekler için süslenip püslendiklerini düşünenlerden misiniz? Yapmayın. 'Cinsel tercihini özgürce yaşamayan' bir erkeğin röfle ile
balyaj arasındaki farkı bildiğini mi sanıyorsunuz?
Tamamen ve sadece kendileri için mi bakıma giriyor kadınlar?
Tamam saç baş değişikliği depresyona bire birdir; birçok kadın, kendini aynada iyi görmenin ruh hali üzerinde de iyileştirici etkisi olduğunu bilir. Ama bütün günü evde oturarak geçirecek bir hemcinsimizin kirpiklerini 'döndürüp' üç kat rimellediğine tanık oldunuz mu hiç?
Ya da genel eğilim, geceliği bile çıkarmamak olarak özetlenebilir mi?
Kadınlar en nihayetinde, birbirleri için mi giyinip süslenirler yoksa? Rekabet, hayatın vazgeçmesi zor bir cilvesi midir yani bir bakıma?
Bir zamanların yıldızı Angie Dickinson'ın dediği gibi; 'Erkekler için soyunur, kadınlar için giyinirim'.
Naro'culara...
Ç. Begüm Soydemir'in (Bu Ç. çok önemli; kazara sığmayacak olursa harf puntosu küçültülüyor, hiçbir koşulda Çiğdem'den feragat edilemiyor!) 'karşı'nın bir toplumsal 'yara'sına parmak basan haberi,
acayip patırtı koparttı. Nuri Alço Revival Organization'ın duvarlara 'Nuri Alço' yazma eylemleri de sürüyor, diğer gazetelerdeki
'Naro' haberleri ve ortalıkta dolaşan 'Naro' yorumları da. Bir okurumuzun tespitini
buraya almamazlık edemezdik:
'Toplumsal yaşamdaki antagonizmin özgüldeki yansımasının çıplak gözle gözlemlenebildiği bu tür süreçler, varolan eşitsizliğe karşı duruşu misyon edinmiş hareketleri ve dolayısıyla müdahale kaygısını da doğuruyor.
Bu kaygının, bir olgu haline evrilmesinin koşulu ise, tasarımın toplumsal yaşamın kendisinden çıkarılması ve işgal edilen toplumsal formasyona uygun, gerçeklikle bire bir örtüşen ve kalıcı dönüşümleri yaratabilecek nitelikte olmasıdır.'