Kadınlar, erkekler, eşcinseller, aseksüeller...

Kuruçeşme'deki Ece'nin gazete ilanlarını bilir misiniz? Komiktir, zekidir, eğlencelidir.

Kuruçeşme'deki Ece'nin gazete ilanlarını bilir misiniz? Komiktir, zekidir, eğlencelidir. Bütün müdavimlerinin ismini saydığı ilanında mesela, biliyorum ki bütün müdavimleri her seferinde kendi adını arar. Bulur. Sevinir.
Dünkü gazetede yine bir Ece Bar ilanı çarptı gözüme:
'Bugün 7 Mart/Yarın akşam bize buyrun/ Yemekleri erkekler pişirecek/ Keyfimizi erkekler düşünecek' Mutfakta Laz Ali-Usta Veli diye başlayıp emeği geçen erkekleri
birer birer dizmişler. Ama esas matrak olan mönü: İmambayıldı, hünkârbeğendi, alinazik, vezirparmağı!
Evet, biliyorsunuz bugün 8 Mart. Dünya Kadınlar Günü. Çiçekçilerin iyi iş yapacağı, hemcinslerimizin yüceltileceği, çoğu evde bulaşık makinesini adamın programlayacağı, kadının kaprisleriyle birlikte kanepeye kurulup, 'Hımmm, ay son anda karar değiştirdim, beyaz değil kırmızı şarap istiyormuş meğer canım' deme hakkını kullanacağı işlevsel bir gün. Yani bugünlük çoğu evde kadın kraliçe, adam hizmetkâr.
Bizim ev hariç.
Çünkü bizde büyük bir talihsizlik yaşanıyor. Kadınlar Günü, aynı zamanda başka bir tarihi günle öpüşüyor. Evin erkeğinin doğum günüyle!
Ve de tabii böyle doğal bir gün, sonradan konan bir günü dövdüğü için, yine yemek yapan/ısmarlayan/hediye turuna çıkan/ bulamayan/debelenen ben oluyorum. Ve şımarma fırsatını daha baştan kaybediyorum.
'Ne alalım?' diye sordu bir erkek arkadaşımız. 'Hani herkes her şeyi alamaz; mesela aklında bir şey vardır ama senin alman uygun düşmüyordur.'
'Anladım' dedim. 'Mesela Yeliz Yeşilmen olabilir. Benim almam pek uygun düşmüyor, doğru!' (Y.Y.: Tombul barbie, son pin-up, nabız / tansiyon ayarlarını allak bullak eden sarışın).
Şimdi Yeşilmen kanalıyla 'şovbiz' âlemine adım atmışken biraz etrafa bakınmanın bir zararı olmaz herhalde. Dünkü gazetede, birkaç gündür yaratılan 'tartışma'ya katkı sağlayan iki güzel 'askı' vardı. Bir garip tartışma ki feministleri değil sadece 8 Mart'ta, ne zaman olsa çileden çıkartır.
Belki kulağınıza çalınmıştır; Ebru Gündeş ve bücürüm ama her şeyi ben çözerim hali,
'Kadın erkeğin gerekirse kölesi olmalı. Erkek vurdu mu, ses getirmeli' diye konuşmuştu.
Deniz Akkaya'nın 'el verdiği' Güzide Duran da aynı fikirde olduğunu beyan etmiş: 'Erkek tabii ki erkek gibi olmalı ve kadınını sonuna kadar sahiplenmeli. Masaya yumruğunu
vurdu mu ses getirmeli. Kadın ondan sonra zaten erkeğini ömür boyu mutlu edecek yapıdadır.'
İnsanüstü vücut ölçüleriyle bizim gibi ölümlülerin sinirini tepesine çıkartan Şenay Akay da 'tam bir ev kadını' olduğunu, çok iyi yemek yaptığını, halı bile yıkadığını söylemiş. Eşinin arkadaşları tarafından 'Bu nasıl Best Model böyle' dendiğini de eklemiş.
Şimdi değil feministleri, beni bile aşıyor bu iş. Böyle kölelik durumları, masa yumrukları, 'yapı' saptamaları... Sonra hem bacaktan kaybediyorsun hem pilavdan. İpli bikini de giyemiyorsun, halı da yıkamıyorsun. Duyar gibiyim; 'Peki yavrucum, şu hayatta ne işe yarıyorsun!'
'Kadınlar Günü'ne uygun düşmedi bu yazdıkların' derseniz, dün de Erkekler Günü'ydü biliyorsunuz! Ayrıca bu haftanın çok bereketli olduğunu da hatırlatırım: 9 Mart Cumartesi Eşcinseller Günü. 10 Mart Pazar Aseksüeller Günü. Ve de 11 Mart Pazartesi Heteroseksüeller Günü. Hepinize kutlu olsun.
Skandal pazarlama
'Evli bir adamın mutluluğu evli olmadığı kişilerle ilişkisine bağlıdır' demiş Oscar Wilde.
Kurallar zinciri 1: Nahoş sürprizlerle karşılaşmamak için, evin diğer fertlerinin mektuplarını açmayacak, kredi kartı ekstreleriyle oyalanmayacak, telefon dökümleri istemeyeceksin.
Fiş, fatura tipi dokümanlara gözün kaymayacak.
Kurallar zinciri 2: Zararlı mektuplara sebebiyet vermeyecek, kredi kartı ekstrelerini ortada bırakmayacak, telefon konuşmalarını doğru noktalardan yapacaksın. Fiş, fatura tipi dokümanları derhal imha edeceksin.
Şimdi hayatı mutlu mesut sürdürmeye yönelik bu kurallar varken, durduk yerde bir mağazadan eve mektup geliyor: Sevgili müşterimiz, bizden aldığınız o mürdüm rengi jartiyer takım ve Cartier parfüm setinden memnun kaldınız mı diye bir memnuniyet kontrolü operasyonu yapıyoruz.
'Evin hanımı' deliriyor tabii. Zira değil mürdümünü, siyah jartiyeri bile en son 32 sene önce görmüş; o da vitrinde!
Cem Boyner bir seminerde anlattı; Beymen, yıllar önce benzer bir metres ihbarı skandalına imza atmış! Dış faktörlerin de kurallara hizmet etmesinde sonsuz fayda var halbuki.



Evlendirmeyi Kolaylaştırma Cemiyeti
Gökhan Akçura'nın, zürafa çalışmalarımıza da katkısı olan 'Unutma Beni'sinin her sayfasından ayrı cevher çıkıyor.
Fatma Zekiye Ergenç'in 14 Ekim 1947'de kurduğu ve başkanlığını yaptığı bir dernek var mesela; Evlendirmeyi Kolaylaştırma Cemiyeti.
İşleyişi değil de, adı itibarıyla Türkan Şoray'a faydası olur muydu acaba diyor insan, şu en son villa dedikodularını da duyunca. Malumunuz, Şoray evini almak
için bir kucak dolusu para saçmak zorunda kaldı. Çünkü Cihan Ünal ile evlenebilmek için villanın yarısını 'Tapuyu almadan yollamam' diyen hayatının aşkı/her şeyi Rüçhan Adlı'ya vermek durumunda kalmış zamanında.
Paralar paralar, açılmasın aralar. Aşk süper şahane de, bazen böyle yaralar.