'Keriz' zirvesi

Geçen hafta 'suçlu'nun kimliğini öğrenmiştik.

Geçen hafta 'suçlu'nun kimliğini öğrenmiştik.
Pazar gecelerimizin vazgeçilmez eğlencesi
'haftanın şıkı ve rüküşü' seçmelerini yapan stil gurusu, aslen spor gazetecisi olan Oğuz Tongsir'di.
Cumartesi akşamı kanallar arası zıplarken bu şahsiyetin Hülya Avşar Show'a misafir olduğunu gördük. Buradan bize malzeme çıkar mı diye düşünürken, konuşmanın bu derece verimli olacağını tabii bilemezdik.
Dehşetin boyutlarını üç maddede toplamak isterim:
1. Avşar, şıklarla rüküşleri nasıl belirlediklerini sorduğunda Tongsir, Sabancı'yı gölgede bırakacak bir cevap verdi: "Sallıyoruz."
2. Yüce gurunun izleyicilerin giyimine de puan vermesi arzulandı. Bunun üzerine, makul diyemeyeceğim ama azgın çoğunluk ayağa kalktı. 'En şık' seçilmenin gururunu, elindeki Türk bayrağını sallayan Alamancı teyzem yaşadı.
(E, bayrak itibarıyla bir Atıl Kutoğlu kanadı vardı kostümün.)
3. Avşar, kendisine de not verilmesi talebiyle şöyle bir döndü. O esnada da döktürdü: "Böyle kerizler var; dönüyorlar sonra da rüküş seçiliyorlar."
Bu 'keriz' kelimesinin bilmediğimiz başka anlamları da mı var, mesela uzun bacaklı kadın manasına falan geliyor olabilir mi
diye kontrol ettik. Ferit Devellioğlu'nun
'Türk Argosu' sözlüğünde bizim de bildiğimiz gibi 'enayi, aptal, hile yutan' yazıyor karşılığında. Biri size 'ıspanak', 'pilaki',
'yahnilik', 'ekmeklik' falan derse, ah geldi bahar, adamın gönlü havadar meyhanelerde geziyor diye düşünmeyin, bu kelimeler de aynı anlama geliyor. 'Keriz' ayrıca 'kumar' ve 'eğlenti' demek.
Hulki Aktunç'un 'Büyük Argo Sözlüğü'nde ise Çingenece keres kökenli keriz ile Farsça kariz, 'suyolu, lağım'dan kaynaklanan keriz'in iki ayrı anlam öbeği oluşturduğu ama zaman içinde aynı söylendiği yazılı. Sözcüğün çalgı, eğlence anlamları Çingenece kökenli olan biçime, olumsuz anlamları da Farsça kökenli olana işaret ediyormuş.
Aptal, kolayca aldanan anlamının yanında çalgılı çengili eğlence de demek oluyor yani. Büyük Amelya Hanım'ın 'Çingene derler bize/Meylimiz var kerize' diye bir kantosu mevcut hatta.
Burada örnek olarak bir Kavuklu-Pişekâr atışması verilmiş:
(Kavuklu: Birader, çok geçmeden bizim ahenk kerizlere döküldü.
Pişekâr: Ne demek, Hamdiciğim? Çok kaba bir
şey söyledin. Oradan ana lağımına mı düştünüz?
Kavuklu: Ulan, lafı nerenden dinliyorsun?
'Keriz' diye sazendeler arasında, köçek, çengi havalarına derler. Ben sana 'Oyun havalarına yani köçekçelere başladık' demek istedim.
Pişekâr: Haaa! 'Keriz' o demek midir?)
Avşar programını Büyük Amelya Hanım'ın kantosuyla kapatmadı tabii. Ama önyargılı olmayalım; kelimeyi ne manada kullandığını bilemeyiz değil mi? Ah, bilemeyiz tabii.