Kim şık, kim rüküş?

Bazı seneler, insan daha bir hisleniyor onlarla birlikte, ama bu sene </br>o senelerden değildi diye, müşkülpesent ve münafık başlayalım. </br>NTV'de Tuğrul Eryılmaz, Mehmet Açar ve Ece Sükan'ın sohbeti gayet hoştu;

Bazı seneler, insan daha bir hisleniyor onlarla birlikte, ama bu sene
o senelerden değildi diye, müşkülpesent ve münafık başlayalım.
NTV'de Tuğrul Eryılmaz, Mehmet Açar ve Ece Sükan'ın sohbeti gayet hoştu; Yekta Kopan'ın fazlaca düz ve düzey düşkünü konuşmasına, değişmez maske ifadesine rağmen.
Kırmızı halıdan geçen kadınların çoğu tek omuzlu, gri/gümüşi, bej/doremsi ışıltılı, birazı da renkliydi.
Oraya en yakışanların başında Cate Blanchett geliyordu. Koyu gümüşi, boncuk/taş işlemeli, vücuduna oturan kostümüyle çok güzel, çok zarif, çok oralıydı.
Griler, koyudan açığa doğru, nedense silik Jodie Foster, az sonra sezaryen randevusuna gireceğini düşündürse de seksapelli Jennifer Lopez ve çelimsiz çocuk Kirsten Dunst şeklinde degradelendirilebilir.
Helen Mirren, karizmasıyla da, dore ışıklı bej elbisesiyle de göz alıyordu. Mücevherli bej satenle, Rachel Weizs da epey lokumdu.
Penelope Cruz'un pembe straples, eteği tüylü, kuyruklu tuvaleti için "banyo peluşu" dedi Tuğrul Eryılmaz, haksız da sayılmaz. Fakat pembenin beteri, herhalde annesinin diktiği potlu elbiseyle Jessica Biel'di.
Cameron Diaz tam bir hayal kırıklığıydı; kabukla peştemal
arası beyaz tuhaf kılıfıyla, batmışlardan sayılmalı. Jennifer Hudson'ı başka bir kategoride değerlendirmek lazım; elbisesinin cepleri olan tek kadın oydu herhalde.
Kate Winslet'ın tek omuzlu, drapeli, su yeşili elbisesi oturaklıydı ama hazzetmem ondan, geçiyorum. Bir diğer su yeşili entarili Beyonce idi, onu da yengesi okul mezuniyeti için giydirmiş zaar, en potlusundan, en eğreti duruşlusundan.
Gwyneth Paltrow, ezeli/ebedi kırılgan zarafeti içinde etkileyici bulundu, ama üzerindeki koyu somon/pastel turuncu/açık kiremitvari zor ara renk ile dudağında kırmızı ruj, bilemiyorum.
Kırmızı: Nicole Kidman, devasa boyun fiyongu biraz geçen seneyi çağrıştırsa da, yanıyor, yakıyordu. İlik, ne giyse ilik.
En muhalif giyinen, filmindekinin tam tersi duruşuyla Meryl Streep'ti. Streep, etnik takılarıyla Oscar töreninden çok Ortaköy ya da Bodrum'da akşamüstü yürüyüşüne çıkmış havasındaydı.
Ellen DeGeneres, komik kadın. Acaba törende iyi miydi? Anlamak mümkün olmadı çünkü simültane çevirinin sesi çok yüksekti, orijinal sunum hiç duyulmadı. Ve espri, çevirmesi en zor şey olsa gerek.
İş yemeğinin yeni adresleri mi?
Akşam gazetesinin ekonomi sayfasında, Kanyon'un Nişantaşı'na darbe vurduğuna dair bir haber. Yamacında da 'İş yemeğinin yeni adresleri' diye listesi.
Wagamama'yla başlıyor, 'iş yemeği' dendiğinde herhalde en son akla gelecek isimle. Mc Donald's'tan hallice Num Num'la, henüz daha açılmamış Hakkasan'la devam ediyor!
Le Pain varmış sonra bu yeniler arasında, ayrıca bir de Quotidien varmış!
Hangi birine ne diyelim? En azından son ikisi aynı yer; Le Pain Quotidien, ekmek ve unlu mamul esaslı, samimi oturmacalık, hatta sardırıp eve götürmelik bir dükkân. Listedeki diğer elemanlar da, Sosa olsun, Saray Muhallebicisi olsun, yukarıda sinema katındaki atıştırmalık yerler. Kanyon, yeme içme mekânlarıyla cazibe merkezi oldu mu, oldu, ama siz siz olun, iş yemeği randevusunu Akşam'ın listesine göre vermeyin ki, madara olmayın.