Kızlar çita maymununa benzer

Geçen sabah evden çıkıyorum. Şahane bir eski usul gitar tıngırdatmalı </br>60'lar parçası çalıyor:

Geçen sabah evden çıkıyorum. Şahane bir eski usul gitar tıngırdatmalı
60'lar parçası çalıyor: 'Bana yalan söyleme hiç/Aldanıp da sözlerine kana-mam/ Kanamam, kanamam/Sana ben aldanamam.'
Şimdi melodiyi tarif etmek zor ama her bir kelime böyle tık diye söylenip kesiliyor ve o eskilik çok eğlenceli.
"Yahu nefis bir şeymiş bu" dedi E.A., tuğla şeklindeki 'Altın Mikrofon'u gözüme sokup. Baktım, üzerinde '56 unutulmaz eser' yazıyor. İçinde ansiklopedisi filan var. "Tamam," dedim içimden, "bu ay da açız; evin erkeği aylık gelirini yine D&R, Mefisto, Uzelli ve diğer dostlarına paylaştırmış."
Aklım evde kaldı. Fakat arkadaşlar kapıda. Hadımköy dağlarında koyunlar bizi bekler.
Sonra dün sabah, baktım kahvaltıya 'Zamane Kızları' eşlik ediyor:
'Ben de şaştım Allahım/Bu dünyanın işine/Kızlar renk renk peruk alıp/Takıyorlar başlarına/Sürme, kalem çekiyorlar/Gözlerine, kaşlarına/Girmeden daha henüz/On üç on dört yaşına/Şu zamanenin kızları/Kimseden yok korkuları/Hürriyeti tüm seçmişler/Dünya ne umurları...'
Ve nakarat: 'Beyoğlu'nda kızlar gezer/Gezişi bağrımı ezer/Şu zamanenin kızları/Çita maymununa benzer!'
Devam ediyoruz: 'Günlük moda olmazsa/Çarşıda gezmezler/Her gün sinema, dedikodu/Berberden bezmezler/Fingir fingir fingirdeyip/Otolardan inmezler/Mutfak işinden ne haber/Vallahi bilmezler/İlham Gencer diyor ki/Yalan mıdır sözlerim/Yalanım yok, hakikat var/Her gün görür gözlerim/Sakın kızmayın kızlar/Şakadır hep sözlerim...'
Ve yine nakarat: 'Beyoğlu'nda kızlar gezer/Gezişi bağrımı ezer/Şu İstanbul'un kızları/Elma şekerine benzer!'
İlham Gencer'in 1965'ten kalma bu nefis güfteli parçası beni eskilere götürdü! (Hayır; 65'e değil; daha o zaman proje kapsamında bile değildim.) Seksenlerin başına döndüm. O yıllarda kasetlerin içine şarkı sözleri yazılmazdı. Biz de sevdiğimiz parçaların sözlerini çıkarmak için kaseti 842 kere başa sarıp, elimizde kâğıt-kalem debelenirdik.
'Zamane Kızları' da bana böyle bir nostalji rüzgârı üfledi. Herhalde o dönemi daha iyi hissedelim diye, CD kapaklarının içine şarkı sözlerini girmemişler. 3 kere dinledim bu çita maymunu ile elma şekeri arası kız figürünü sizle paylaşabilmek için.
Ama bu kadar kusur kadı kızında da olur. 'Altın Mikrofon' şahane bir eser. Toplam üç CD'den oluşuyor. '65, '66, '67 ve '68 yıllarından toplam 56, hakikaten çoğu unutulmaz olan parça. Modernize edilmiş türküler, 'Çamlıca Yolunda'lar, 'Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum'lar...
Moğollar, Haramiler, Rana ve Selçuk Alagöz kardeşler, Erkin Koray Dörtlüsü, Kent Yedilisi, Cem Karaca ve Apaşlar...
'Dedim inci nedir; dedi dişimdir/Dedim kalem nedir; dedi kaşımdır/Dedim
15 nedir oyyyyyyyy; dedi yaşımdır/Dedim daha var mı; söyledi yok yok yok yok yok' diyen Cem Karaca'nın, 'oy' ve 'yok'lardaki performansını anlatamam.
İçinde ansiklopedisi var diye dalga geçmiyorum; 'Müzikte Değişim Yılları Ansiklopedisi'nde türlü bilgi var. 'Kanamam'ı söyleyen Mavi Işıklar Topluluğu hakkında şöyle deniyor mesela: 'Hepsi de lise veya yüksekokul öğrencisidir. 5 kişilik orkestra alacağı her kararda reye müracaat etmektedir. Reylerin toplamına göre bir teklifin kabul veya ret edildiği ortaya çıkmaktadır.'
Faydalı bir eser, arkadaşlar. Mümkünse edininiz.