Küçük Asena'lar, küçük Hülya'lar

Küçük dansöz patırtısının tam üstüne, kaymaklı ekmek kadayıfı gibiydi dün bu sayfada yer alan resimler.

Küçük dansöz patırtısının tam üstüne, kaymaklı ekmek kadayıfı gibiydi dün bu sayfada yer alan resimler. Bir baktık ki etraf yavru Asena ve de Shakira'lardan geçilmiyor. Melis de yazmış zaten; "Saçı, makyajı, kıyafetleriyle, televizyonda gördüğümüz şarkıcı ve dansözlerin çoktan birer küçük kopyası haline gelmiş olan çocukların kıvıra kıvıra göbek atması, 'Bu yaştaki çocuk böyle dans ettirilir mi?' kaygılarından epey uzakta bir topluluğun var olduğunu gösteriyordu."
Resimde de gördüğünüz yedi yaşındaki Tuğçe ve Gökçe Tabak isimli ikizler, Arap ezgileri eşliğinde raks edip delice tezahürat artı bir adet de 'Jüri Özel Ödülü' almışlar.
Bu yüzden delirme noktasına gelenler var. Çocuk çocukluğunu bilsin, çocuğunu bu hale getirenler gebersin, diyenler...
Önce kişisel tercihimi söyleyeyim ki çürük domateslerle yumurtaları atmadan bir nefes alın. Tırnakları ojeli küçük kızlardan, annesiyle berbere gelip saçına bukle yaptıran 8 yaşındaki kokoşlardan hiç hazzetmem. 'Hadi kızım, çık bir oyna teyzelere' modeli bir aileden de gelmiyorum. Ama bu Hülya Avşar'la çocuk bezi reklamına çıkıp döne döne poposunu gösteren 'havalı' ufaklığın bir kıyamet habercisi olduğunu da düşünmüyorum açıkçası. Bu noktada hezeyanları duşta bırakıp Neil Postman'ın
'Çocukluğun Yokoluşu' isimli kitabını, zamanında okumuş olsanız bile bir daha karıştırmakta fayda olabilir. Çok özetle, çocukluğun bebeklik gibi biyolojik bir kategori değil, toplumsal bir kurgu olduğunu söyler yazar. Ve bütün bu Molfix reklamlarının, büyümüş de küçülmüş havasındaki bebek üvertürlerin bir nevi analizini yapar, medyanın bu işteki rolünü sorgular. Uzun da değil; çabuk biter.
Hangi özür?
Reha Muhtar'ın 'İtiraf'ında sözde kenetlenen bir eski aile vardı; günlerdir herkesin dilinde. Bu sefer Berkant, Serpil Örümcer ve kızları Fulya bir araya geldiler, herkes birbirini affetti, ağladı, vs. Fakat şöyle de acıklı bir şey oldu. Berkant 'Benim ailem var, param da var, itibarım da var, bakın hâlâ Samanyolu'm da var, kirletmeyin beni, bulaşmayın bana' edasıyla, 'Bayan Bacak' günlerini çooook gerilerde bırakan, önce kumara sonra da Batman'da akıllara durgunluk veren bir hayata düşen, iyice dibe vuran Serpil Örümcer' den, kendisinden özür dilemesini istedi. Örümcer özür diledi. Berkant özrü gururla kabul etti. Ben utandım. Zaten bitmiş, gitmiş, tükenmiş bir
eski eşi, böylesi bir ego cilası için
kullanmak reva mıdır?