Light gündemin raf ömrü

Cümleten şafak sayar gibiyiz. İddialar kızışıyor, sabah kesin falanca </br>diye büyük konuşanlar akşamına kıvırtıyor. İşin garibi, 24 saat içinde, iki ayrı isim için de sonsuz gerekçe sıralayabiliyor.

Cümleten şafak sayar gibiyiz. İddialar kızışıyor, sabah kesin falanca
diye büyük konuşanlar akşamına kıvırtıyor. İşin garibi, 24 saat içinde, iki ayrı isim için de sonsuz gerekçe sıralayabiliyor.
Malum mevzu dışında da işte çoraplar atıldı, sokaklara dökülündü, aylaklık için fırsat yaratılır, erken tatil için takvim fosforlanır oldu.
Geçen hafta şahlanan magazin gündemi bile hararetini, bahar rehavetine kaptırdı.
Bir kere jürilik müessesesinin tansiyonu düştü. Erol Büyükburç büyük patlama sonrası lavlarını soğutuyor, kimin ne olduğu aşikârlaştı, artık şaşırtmıyor. Gazlar alındı, itiş kakışın gazozu kaçtı, uzlaşma ortamı da formata mı yakışmıyor ne, geçti gitti, son reytinglerden yapılabilir sağlaması.
Şahane kriz yönettiğini iddia eden, üstün mizah anlayışlı Behzat Uygur'la ("Kriz yönetmek konusunda yöntemlerim var; öncelikle kendimle dalga geçmesini iyi bilirim, krizin de eğlenceli bir yöntemle çözüleceğine inanırım. Özellikle televizyonda reaksiyona reaksiyon göstererek kriz çözülemez. Kendimle dalga geçtiğim için başkalarıyla da eğlenme hakkı doğuyor. Erol Büyükburç'un yaşı benden büyük değil de, küçük olsaydı da aynı şekilde cevaplardım. Bir hafta önce de Olcayto Ahmet Tuğsuz bir çıkış yaptı; ona da 'Ne oldu Ahmet Ağabey başın göğe mi erdi' diye esprili bir biçimde yanıt verdim."/Akşam Cumartesi, 21.04.2007) zarafet timsali kusursuz prenseslikten istifra noktasına getiren Zeynep Tokuş'un varlığı da zap ihtiyacının sık belirmesinde pay sahibi olsa gerek.
Geçen haftanın magazin takımının 11'inin ise, 11'ini birden Radikal Cumartesi'nin göbeğinde yedik bitirdik. Şimdi yeni sayıya isim düşünürken, yahu biraz daha ekonomik mi gitseymişiz diye geçmiyor değil akıldan, ama onlar da bir hafta içinde kendi kendilerine tükendiler zaten, bir haftaymış raf ömürleri, süre dolunca indiler.
Ne gamze-edebiyat ittifakının çöküşünün, ne 'arzu denizi'nde boğulan Clooney'nin bura temsilcisinin, ne de ayarsız röportajlara kurban edilen
eşitler aşkının esamisi okunuyor. Bir tek Nazire yenge, bol 'bip'li adres göstermelerle, 'metres edecem'lerle tencereyi ocaktan indirmedi. Hüsnü Şenlendirici'nin boşanacağını açıklayıp ABD'ye gitmesiyle ortalığın durulacağını sananlar, belli ki Gülbağ mahallesinin dinamizmini hafife alıyor. Nazire yenge bugün yine konuşmuş: "Hüsnü biraz daha kendine geldi. Bir haftaya kadar tekrar bir arada olacağız."
Ama nasıl artık bu ilişki o ilk tadı vermeyecekse, takipçi beyanatlar da izleyicide o ilk "Hüsnü şu an yanımda uyuyor"un coşkusunu yaratamayacak.
Özetle light gündem kendini imha etmiş durumda. Hayati gündemle ilgiliyse elden bekle ve görden başka bir şey gelmiyor. İki gün boyunca açık havada yürüyüş yapın, yüzünüzü güneşe verin, sudoku filan çözün, Vivident Xylit'in 'Cube' diye yeni modeli çıkmış, küp şeklinde, aynen lokum gibi, ondan çiğneyin, gazetecilere rüşvet niyetine yollarken içine bir de rübik küp koymuşlar, ne biçim delilikti bir ara, onu yapmaya çalışın, bütün ilginizi, dikkatinizi alakasız şeylere yöneltin. Uzun beklemelere, şişiren belirsizliklere, ruh astımlarına iyi gelir.