Meclis'e giremediğine üzüldüğüm aday: Suna Vidinli

Meclis, kadın milletvekili açısından en bereketli dönemini yaşıyor. Radikal Cumartesi'de, gazeteci, televizyoncu, sanatçı kadınlara sorduk: Bu artışın somut olarak neyi değiştirmesini umuyorsunuz?

Meclis, kadın milletvekili açısından en bereketli dönemini yaşıyor. Radikal Cumartesi'de, gazeteci, televizyoncu, sanatçı kadınlara sorduk: Bu artışın somut olarak neyi değiştirmesini umuyorsunuz? Hangi milletvekilinden ne tür beklentileriniz var? Meclis'e girmesine şaşırdığınız ya da girememesine üzüldüğünüz kadın adaylar kim?
Nuray Mert "Geçen dönem AKP milletvekili olan Zeynep Karahan'ın bu dönem aday gösterilmemesi dolayısıyla haksızlığa uğradığını düşünüyorum" dedi, Banu Güven "Zeynep Damla Gürel ve Gülsün Bilgehan'ın Meclis'te bulunmaları ve Avrupa Konseyi'nde çalışmalarını sürdürmeleri, devamlılık açısından iyi olurdu" dedi, herkes akıllı uslu cevaplar verdi.
Bana sorsaydık, en büyük hayal kırıklığımın Suna Vidinli'yi Meclis'te görememek olduğunu söyler, hızımı alamaz, anlatırdım:
Vidinli bir kere Louis Vuitton'dan Marc Jacobs'a çantaların en prestijlisi, Chanel tayyörlerin son çıkanı demek. En klasiğinden bir Vogue kadını. Boy pos endam beklemeyenler için, tek başına Meclis TV'yi Fashion TV'ye çevirebilecek bir askı.
Peki bunun bize ne faydası olacak?
Suna Vidinli, bu özellikleriyle sonsuz dekupe imkânı demek. Her gazetecinin hayali: Her gün sayfanın bir köşesine konulabilecek, üstelik de Hande Yener/Demet Akalın sınıfından olmayan, Erol Köse bağlantısı bulunmayan bir görsel unsur demek. Üstelik de her seferinde yaratıcı bir resim altı garantisiyle. Ne demişti en son?
"Ruhumla Müslüman, kanımla Türk'üm!"
Bu tek cümlesi bile nasıl çeşitlendirilebilir düşünsenize: "Vidinli bugün fönlü saçlarıyla liberal, manikürlü tırnaklarıyla demokrattı." "Vidinli dün sabah Prada takımıyla muhafazakâr, içine giydiği Mudo gömleğiyle milliyetçiydi. Balenciaga çantasıysa laikliğine işaretti."
Fosforlu CV'sini ve kariyerini az çok biliyorsunuz...
Kendisiyle ilk karşılaşmamız 2001 Ocak'ında, Reha Muhtar'ın 'Ateş Hattı'nda oldu. Ermeni soykırımı iddialarına nasıl da cevap vermiş, Fransız parlamentere nasıl da haddini bildirmişti. Harvard'da tarih öğrenimi gören Suna Vidinli, ertesi günkü gazetelerde hep aynı övgü dolu sözlerle yıldızlaştırılıyordu:
"Ermeni yaltakçısı Fransız vekilleri Türk kızı Suna Vidinli susturdu." "22 yaşındaki Türk kızı Fransız milletvekiline tarih dersi verdi." "Suna Vidinli'nin konuşması, Fransız vekillerin yüzünde tokat gibi patladı." "Vidinli 'Önce kendi tarihinizle karşı karşıya gelirseniz sonra başkalarının tarihiyle uğraşabilirsiniz. Çok yazık ki, ben demokrasi dersini Fransa'dan almayacağım ama Fransa, tarih dersini 22 yaşındaki bir Türk kızından alacak' dedi."
Bu haberlerin bir ortak noktası da şuydu: Harvard; Hürriyet'ten Akşam'a pek çok ertesi gün gazetesinde 'w' ile, 'Harward' olarak yazılmıştı. Sıradan bir tashih deyip geçebilir miyiz? Hayır! Koskoca Harvard'a alelade bir 'v' layık olamazdı, en iyisi onu çiftleştirerek vurgusunu, önemini artırmaktı!
Benzer bir yaklaşım da İclal Aydın'dan! Vidinli'nin değerinin bilinmediğinden dem vuran bir yazısında Aydın şöyle demiş: "Size ömrünün bir kısmı yurtdışında geçmiş bir başka genç hanımdan söz etmek istiyorum. İsmi, Suna Vidinli. 1979 doğumlu olan Vidinli; Üsküdar Amerikan Koleji'ni bitirdikten sonra Georgetown Üniversitesi'nde siyaset bilimi okur." Üsküdar Amerikan, çok uzun yıllardır 'lise' olarak anılıyor, 'kolej' değil. Ama tabii onu bir kolej hatta 'kollej' olarak sunanlar, bu yolla bir ekstra düzey, şıklık filan katanlar hep olacak...
İclal Aydın'ın asıl sitemi (hep olduğu gibi) nasıl da büyük bir değerin nasıl da kıymetini bilemememiz üzerine: "Harvard Üniversitesi'nde Orta Doğu üzerine master yapar, İngilizce, İtalyanca, Arapça bilen bu genç hanım Birleşmiş Milletler'de ve CNN International New York bürosunda stajyer olarak çalışır. Vidinli, yaklaşık bir buçuk yıldır Kanal D Haber'in dış haberler editörlüğünü yapıyor, haftanın üç günü 'Suna Vidinli ile İyi Geceler Türkiye' ile ekrana geliyor. Sekiz yıl bale yapan, lisanslı bir yelkenci olan ve gitar çalabilen bu hanım gecenin o saatinde mesela Libya lideri Kaddafi ile canlı yayında bağlantılar yapıyor ve şahane reytingler alıyor. Yani birikim, yetenek ve çalışkanlıkla örülü bir yumak... Peki Türkiye onu nasıl tanıyor? Kanal D'de geceleri haber sunan ufak tefek şehla kız!"
Hayat işte, gerçekten de Ekşi Sözlük'te Vidinli'nin şehla olup olmadığı tartışmasıyla dolu sayfalar var!
Peki hiç tesadüfen www.sunavidinli.com yazmış olabilir misiniz? Deneyin ve o gerçeküstü dünyaya buyur edilin:
'Suna Vidinli: Hayatımda Gördüğüm EN GÜZEL ŞEY' başlığı beliriyor ekranda ve Vidinli'nin tıklanabilecek fotoğrafları. Bir dizi inci, farklı kimlikleri farklı fon müzikleriyle veriliyor: "Haber spikeri, Suna Vidinli, Moğollar (Magic Moon) eşliğinde izlemek için tıklayın."
Vidinli'nin 'Araştırmacı' kimliği Pink Floyd'un 'High Hopes'u ve Tiamat'ın 'Gaia'sı eşliğinde, 'Referans Noktası' özelliği Stratovarius'un 'Years Go By'ı veya Düş Sokağı Sakinleri'nin 'Gitmem Gerek Bu Şehirden'i eşliğinde takip ediliyor. 'Coordinator for Foreign Affairs' titrineyse Timo Tokki'nin 'Greensleeves'i ve 'Metallica'nın 'Master of Puppets'ı refakat ediyor.
Galerilerde de İlhan İrem'in 'Merhaba Koridor'undan Scorpions'ın 'Still Loving You'suna, Haluk Levent'in 'Vefasız'ından Guns N Roses'ın 'November Rain'ine uzanan bir çeşitlilik var.
Hiç şiirsiz olur mu? Ömer Hayyam'dan:
"Hem sana el değdirmeye elim varmaz/Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz/Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz/Bir zehir zakkum ki tadına da doyulmaz..."
Sadece albenili CV'den değil, bu popülariteden ve elbette böyle cilalanacak, fiyonklanacak, janjanlanacak bir 'ürün' keşfedildiğinde elleri kaşınan ambalaj sanayiinden belliydi: Suna Vidinli, tek bir kanala sığmaz, taşardı.
Aranıp da bulunamayan vitrindi. Nitekim Demokrat Parti'nin Samsun'dan milletvekili adayı olarak çıktı karşımıza. 'Ruhuyla Müslüman, kanıyla Türk'tü, 'muhafazakâr ama aşırı laik' kimliğiyle müstesna sentezdi. Haberlerden anlaşılan sahada da cevvaldi:
"Suna Vidinli, baba ocağı olan Sakarlı beldesine bağlı Dumantepe köyünde çiçeklerle karşılandı. Dumantepe teşkilat binasını açan Suna Vidinli, 'Burası benim baba ocağım. Burası benim yuvam. Sizlerden kendi kızınıza sahip çıkmanızı istiyorum. Beni burada boynu bükük bırakmayın. Tüm oylarınıza talibim' dedi. Fındık üreticisinin mağdur olduğunu belirten Suna Vidinli, 'Paranın kaymağını üç beş tane açıkçı tüccar yiyor ama BENİM KÖYLÜM masraflarını bile alamıyor. Artık fındığın fiyatını üretici kendi belirleyecek. Fındık üreticisi alnı açık başı dik gezecek" diye konuştu. Vidinli, 'Bugüne kadar asla verdiğim sözleri inkâr etmedim. Bana güvenenleri mahcup etmedim. Seçilene kadar değil her zaman sizlerle beraber çalışacağız, bu benim size sözüm' dedi."
Suna Vidinli nedense bana Tansu Çiller'in kızıymış gibi geliyor. Suna: Tansu JR. Aynı 'sarışın güzel' vurgusu, aynı eğretilikteki 'kucaklayıcı' üslup, aynı gaf potansiyeli...
Partisi barajı geçemeyince istifa ettiği için Mehmet Ağar'a saygı duymamak mümkün değil. Ama bir yandan da kırgınız; bizi eğlenceden mahrum bıraktı.