Memedalibey'in cezası

O kadar da tarih olmadı daha o 'Eline erkek eli değmemiş kız' tartışmaları.

O kadar da tarih olmadı daha o 'Eline erkek eli değmemiş kız' tartışmaları. Mehmet Ali Erbil, Nefise Karatay ve hıçkırıklarını arkada bırakıp Sedef adında bir melekle evlendiğinde, nasıl da 'bu camianın dışından', saf, temiz, ah hiç de sorgulamayan
bir bebek bulduğunu tekrarlayıp duruyordu.
Çok yazıldı, çizildi. Eline sayısız kadın eli değen Erbil'in, evlilik cüzdanı partneri olarak 'eline erkek eli değmemiş bakire' fantezisi vardı; bu ne rezaletti?
Olabilir. Suçlayamayız. İstiyor diye dövecek halimiz yok. Ama burada asabımızı bozan, Erbil'in yeniyi 'temiz' ilan etmesi, eskilere
'kirli' muamelesi yapmasıydı.
Cezasını kötü çekti.
Meleklik bir yere kadardı. Hesap sormama dönemi kısaydı. Sonrasında, galiba öncelikle ortak bir dil olmadığı anlaşıldı.
Yanında gayet esaslı bir promosyonla gelen gelin hanım, adına anne de denen bu promosyonun gücüne karşı koyamıyordu.
'Piyangodan çıkan' taze kaynana, son demlerini en şahane biçimde değerlendirme azmi ve zaferiyle sarhoş olmuştu. Nakde çevrilebilecek biricik küçük mücevheri sedefini de, evet acilen nakde çevirmeliydi.
Günler günleri kovaladı. Hayat, Memedalibey için de öğretici oldu. Temizlerin kirli, pislerin pırıl olabileceğini, ilişki/evlilik kalitesinin ellere daha önce değmiş eller tarafından belirlenmediğini, galiba o da anladı. Nasıl demeli; eline erkek eli değmiş kızlar pis değildir ama böyle eline başka eller yapışmış, of nasıl da tutkal gibi, çıkmıyor kızlar, hadi kirli demeyelim ama zordur. Bezdirir.
Bayram tebriki
Şimdi böyle bu yazıları yazdık ama hepsi boş. Bizim cadde inliyor, bütün caddeler inliyor, televizyondan göründüğü kadarıyla Taksim Meydanı çökebilir. Sineklerin bile nefesini tutup oturduğu sabah saatlerinden bayram havasında çıktık. Bu coşkuyla hemen bir şiir yazdım. İlkokul mezuniyetinden sonra epey ara vermişim şiir faaliyetine, bunu göz önünde bulundurarak okuyunuz lütfen:
Ümitliydik tabii ama bir yere kadar
Midemizde bir balon, damarlarımızda karıncalar
İçimiz hoplayarak yapıştık televizyona
Televizyon 12. dakikada oldu Toblerone çikolata
Davala, o formsuz olduğunu söyledikleri Ümit Davala
Artık bütün kaynak saçlı çıtırlar doluşacak kuyruğa
Vileda, Vitra, Vakko, hah buldum, vatan millet coştu bu sonuca
Az iş değil, inanılmaz biçimde yakınlaşıyor kupa
Lay lay lom etkinlikleriyle dolu şu an bütün sokaklar
Akrostiş hadisesini atlamayınız, bu seferlik bu kadar
Şiirimi fazla çocuksu bulanlara hemen bir cila geçeyim. Demin futbol arşivimizin nadide parçalarını okşarken ilk göz ağrılarımızdan Eduardo Galeano'nun 'Gölgede ve Güneşte Futbol'unda çok kadınsı bir başlığa rastladım: 'Her mükemmel öpücük tek olmak ister.'
Bir futbol kitabından ziyade ('Gölgede ve Güneşte Futbol'a (Can Yayınları) futbol kitabı demek de aslında hem kendine hem yazarına ayıp ya neyse) mesela Roland Barthes'ın
'Bir Aşk Söyleminden Parçalar'ına yakışan bu başlığın altında yarım yüzyıl önce atılmış bir golü anlatır Galeano: 'Bu gol öyle bir goldü ki rakiplerini öfkeden ve hayranlıktan adeta felce uğratmıştı. Rakip takım oyuncuları, topu filelerden aldılar ve ayaklarını sürüyerek yavaş yavaş santraya doğru ilerlediler. Böylece yerden toz
kaldırarak, adeta bu mükemmel hareketlerin izlerini silmek ister gibiydiler.' Gelecek maçta Senegalli futbolcuların vakitlerini böyle geçireceklerini umuyorum.