Meteorolojik nevroz

Eskiden çok olurdu. Gençken, demek istiyorum. Aşk sancılarıyla kıvranırken. Nevroz semalarında raksederken.

Eskiden çok olurdu. Gençken, demek istiyorum. Aşk sancılarıyla kıvranırken. Nevroz semalarında raksederken. 'Öpüyorum' yerine 'öperim' dendiğinde mesela, buradaki zaman farkının bir sevgisizlik belirtisi olduğuna kanaat getirdiğim, perşembe akşamüstü beş sularında, çarşamba öğlen iki civarındakinden daha az seviliyor olabilir miyim endişesinden iş yapamadığım dönemlerde. Zır zır ağlardım. Saatlerce susmadan. Fişe takılmış gibi. Çok matah ve pek biricik olduğumdan söylemiyorum; bu yağmurlar bana o hallerimi hatırlatıyor. Bir dur di mi, bir sus, bir yağma. Yağarsın yine iki gün sonra. Ama bir dur, nefes alalım.
Böyle bir meteorolojik nevroz durumu var havada. Şu anda mesela kazara pencerelerden biri açık olsa insan boğulabilir. Annem sitedeki markette mahsur kaldı sabah yarım saat. Bu tip havalarda ben de çoğu normal canlı gibi, böyle kıvrılayım bir kenara, kahve içeyim, çay içeyim, çorba içeyim, bak komposto içerdik eskiden, artık öyle bir şey yok hayatımızda, neyse her türlü sıvı elimin altında olsun ve abuk sabuk filmler seyredeyim, birileriyle laklak edeyim isterim. Bu laklak ihtiyacında bir patlama hissediliyor bugün bünyede. Fakat dışarı çıkmak, günübirlik Tibet programı yapmakla aynı zorlukta. Eve birilerini çağırmak ise o birilerinin veba, kolera, en azından bitlenme ihtimalinin sorumluluğunu almak demek. Çünkü Bora Apt. Daire:6 sınırları içinde böyle bir tehlike hüküm sürüyor bir süredir. Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama ben ütü yapamam, cam silemem, yer süpüremem, halı yıkayamam. İyi yemek yaptığıma dair söylentiler var ama onun haricinde böyle bir 'komple ev kadını' iddiam, hiç olmadı. Dolayısıyla biz Habibanım'la bir bütünüz. Ben yazıları yazıyorum, o gömlekleri ütülüyor, gül gibi geçinip gidiyoruz.
Fakat Habibanım'ın 10 günlük bir yurtiçi gezisi vardı. Bu 15 güne çıkınca mutfaktaki küçük karıncalar yaza veda partilerini böyle Laila/Reina ihtişamında organize eder oldular. Arada kaçırdığım bir nüfus patlaması
da gerçekleşti galiba. Demek istiyorum ki:
1. Eve kimseyi çağıracak yüzüm yok.
2. Dolayısıyla çok yalnızım.
3. Pazarları zaten kocasızım.
4. Madde 2'nin tekrarı.
5. E, telefon da bir yere kadar.
6. Madde 2'yi nakarat olarak kullanabiliriz.
7. O yüzden sizi seçtim.
8. 40 yılda bir interaktif ortam sunayım.
9. Size sorular sorayım.
10. Cevap verin/vermeyin, karışmam. Bakalım vicdanınız nakarattan kurtulabilecek mi?
Sizce nasıl anlatsın?
Bu bir okur mail'i. Aile faciasına sebep olmamak için adını vermiyorum. Cümlelere de dokunmuyorum. Bu haliyle beni etkiledi çünkü.
"Bir insan, 23 yasındaki bir genç bayan... İstanbul'da Marmara İletişim'de okuyup 5 yıl Nişantaşı'nda oturup ajans lafından nefret ederek okurken.. eşek gibi çalıştıktan sonra ayrıca trenle, gemiyle, uçakla... Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Romanya, Yemen, Özbekistan.. en son iki şehir iki kültür... İstanbul faslının üstüne New York'a gidip çalışıp 11 Eylül sonrası mecburen Türkiye'ye döndükten sonra çok sevdiği çok sevildiği sevginin bitmeden sona ermesi, öyle ortada yarım kalması sonucunda... yıllardır tanıdığı çocukluk aşkı ile aniden sevgili olmasını... Bursa'da ailesiyle, kuzenleriyle sevgi dolu bir ortamda yaşamak istediğini... İstanbul'da yalnız yaşamak istemediğini.. hatta salı günü ikinci kez çağrıldığı ülkenin en büyük holdinglerinden birindeki
iş görüşmesine gitmeyi reddettiğini... King'in Bursa'da da İstanbul'da da aynı kartlarla aynı yollardan oynandığını.. ya da İstanbul'daki bir partiye gitmek için illaki İstanbul'da yaşamak gerekmediğini.. ve kariyer denen şeyin insanları mutlu etmediğini sayısız insanda gördüğünü...
AİLESİNE, ÇEVRESİNE, HERKESLERE... NASIL VE HANGİ DİLLE ANLATIR???"
Okurlar yarışıyor!
Şimdi de müsaadenizle erkek okurlarımla ilgileneceğim.
Birincisi benimle 'mail arkadaşlığı' kurmak istiyor; bir nevi CV yollamış:
"İstanbul'da annem ve babamla birlikte aynı evi paylaşıyorum. Yaşım 30. Aydınlıyım ve efeler soyundan geliyorum. Moskova Devlet Üniversitesi Ekonomi Bölümü Yüksekokulu mezunuyum. Mesleğim dış ticaret yani ithalat ve ihracat. 2 yabancı dilim var: İngilizce (ileri) ve Rusça (orta). Halen bekârım ve hiç evlenmedim. Benden 4 yaş küçük bir erkek kardeşim var. Askerlik görevimi yerine getirdim. Boğa burcunun birçok özelliğine sahibim. Siz de beni göresiniz diye ekte resmimi yolluyorum. Babam derici annem ise ev hanımı. Kardeşim de üniversitede mimarlık son sınıfında okuyor. (...)"
Beğendiremedik mi?
Hemen başka bir erkek okuruma geçeyim. Ama not da düşeyim: O beni sevmiyor. Gazetesinde istemiyor. Kınıyor. Yazılarımın altına yorum yazıyor. Geçen gün baktım ki yorumlar pek acı; kimdir diye 'Kişisel Sayfası'na girdim. E.Y. İstanbullu. 1972 doğumlu. İletişim uzmanı, aktör, sanatçı, şair, internet sitesi editörü. 'Vay be' dedim; 'İlgi Alanlarım' kısmından etkilenmemek mümkün değildi: 'Akla gelebilecek her konuya ilgiliyim. Akla gelebilecek her konuda bilgiliyim.'
Hadi bakalım! Okurunuzu seçin.
Huy değişir mi?
Türk siyaset tarihine kendisini 'Vasfı nedir? Hizipçidir' altın/pırlanta özelliğiyle yazdıran 'taze' ve 'yakışıklı' ve 'karizmatik' Baykal, uzun vadede, taze ve yakışıklı ve karizmatik Derviş'le yaşayabilir mi?
a) Evet
b) Hayır
c) Mecbur
d) Mümkün değil
e) Ben ne biliiiim kardeşim
Hangisi daha iyi
Hangisi daha iyi? Sahnelerin genç ve güzel kadınlarından
a) Oya Ünlü
b) Tayyibe Gülek
(Bunu açıklamalı olarak rica ediiiim.)