Muhtar Kent: Yeni Ertegün

28 Eylül Cuma günü New York'ta bir iftar yemeği verilecek. İsmet İnönü'den Bülent Ecevit'e siyaset adamlarımızın gelenekselleştirdiği Waldorf Astoria Oteli'nde.

28 Eylül Cuma günü New York'ta bir iftar yemeği verilecek. İsmet İnönü'den Bülent Ecevit'e siyaset adamlarımızın gelenekselleştirdiği Waldorf Astoria Oteli'nde.
Türk Kültür Merkezi'nin düzenleyeceği yemekte Tayyip Erdoğan;
Amerikan iş, siyaset ve sanat âleminden pek çok 'celeb'le bir araya gelecek. Perdelerden Brad Pitt, Jennifer Lopez, Tim Robbins ve yine Robert de Niro (Geçen seferkinden, Sümeyye Erdoğan'la masada muhabbet ederkenki pozları hâlâ hafızalarda taze), icabet henüz kesinleşmese de, davet edilen isimlerden. Gözler (kontrolümdeki iki tanesi en azından), George Clooney'i arayacak...
New York iftarlarından birini de Muhtar Kent veriyor. Siz gazeteyi aldığınızda, vermiş olacak, Four Seasons'da.
Hürriyet'te yer alan Razi Canikligil imzalı habere göre, Coca Cola'nın İcra Kurulu Başkanı Muhtar Kent, ABD'deki Türk lobisinin de başına geçtiğini, Tayyip Erdoğan için düzenlediği 'yüksek profilli' iftara Amerikalı pek çok siyasetçi ve ünlü CEO'nun katılmasıyla da kanıtlamış olacak.
Yemekte Mica Ertegün'ün de bulunacağını referans gösteren Canikligil, "Böylece geçtiğimiz yıl vefat eden Ahmet Ertegün'den boşalan lobicilik koltuğunu da Muhtar Kent doldurmuş olacak" diyor, "Muhtar Kent'i Amerika'daki Yahudi lobisinin de desteklediği belirtilirken, Ermeni basını Muhtar Kent'in Ahmet Ertegün'den boşalan koltuğu devraldığını yazmıştı."
Böylece Türkiye Malezya olur mu olmaz mı derken, Muhtar Kent'in Ahmet Ertegün olduğunu kesinleştirmiş bulunuyoruz. Şimdiye kadar birkaç röportajına denk geldiğim biri (fazla röp verdiği de söylenemez),
ama açıkçası babası Necdet Kent'in, İkinci Dünya Savaşı sırasında Marsilya'da başkonsolosken, bazı Musevileri Hitler'in ölüm kamplarına gönderilmekten kurtarmasıyla bilindiğini, açıkçası ben bilmiyordum.
Hem biraz magazin de istiyor insan (Berna Erten'in Alem ve Akşam'daki Ahmet Ertegün yazı dizileri, her nevi mizahın üstündedir), ama sırf tiye alınacak değil, bir şeyler de öğrenilecek magazin. Leyla Umar'ın bir Muhtar Kent yazısı vardır mesela, pek az yazı bu kadar enformatif olur:
"Muhtar Kent'in annesi ve babası ile Marmaris'te bir süre komşuluk yaptığım için ailesi hakkında bilgim vardı. Annesi Sevim Kent, Ayvalıklı ünlü Madra ailesinin kızıydı. Evlendiği genç diplomat Necdet Kent, Midilli adasından mübadele ile Ayvalık'a yerleşen Yanyalı bir ailenin iki oğlundan biriydi. Necdet Kent New York'ta Başkonsolosken 1953'te dünyaya gelen Muhtar Kent, baba mesleği yüzünden Bangkok, Hindistan ve Tahran'da yaşamıştı. 15 yaşındayken Tarsus Amerikan Koleji'nde okumaya başlayan Muhtar, liseden 1971 yılında mezun olmuştu. Sıra üniversiteye gelince babası doktor olmasını çok istemesine rağmen, Muhtar İngiltere'deki Hull Üniversitesi'nde ekonomi bölümünü bitirmişti."
Yakın çevresinin Kent'le ilgili anlattıklarını da yine Leyla Umar'ın yazısından öğreniyoruz:
Şerif Kaynar, "Dolabındaki gömleklerinin daima renklerin tonlarına göre dizili olmasına çok dikkat ederdi" diyor, "76'da üniversiteden aynı yıl mezun olduk. Babası, Muhtar'ın Ford'a girmesini istedi; o Coca-Cola'yı seçti. Sevimliliği bir yana, insanları etkileyen, doğru kararları doğru zamanlarda verebilen, çalıştığı şirketleri büyütürken çok daha değerli hale getirebilen bir yöneticidir. George Soros'u Efes'e yatırım yapmaya ikna eden de odur."
Armağan Özgörkey, "Muhtar o kadar titizdir ki, çalışma odasının tozunu bile kendi alır, bu titizlik buzdolabındaki yumurtaları bile etkiler" diyor, "Hepsini boylarına göre kendisi tek tek dizer!"
Kent, nazara inanıyor, cebinde irili ufaklı nazar boncukları taşıyor, daha ileri safhada bâtıl itikatları da mevcut. Yine Özgörkey'den: "Muhtar, herhangi bir ayın 13'ü, cuma gününe isabet ederse ne evden dışarı çıkar, ne bir karar alır!"
Son anekdotu, eşi Defne Kent'in anlattığını yazmış Umar: "Bir gün uçakta, cebindeki nazarlıklardan biri koltuğun içinde kaybolmuş. Muhtar, deli gibi koltuğun her yerini arayıp bulamayınca personelin yardımıyla koltuğu söktürüp boncuğu bulmadan uçaktan inmemiş."