Nihayet 'Foolish Casanova'

Geç bir yazı. Kısmet bugüneymiş. Ama geçen geceyi sabaha bağlayan 5.00 sularında uykum kaçmış gazeteleri karıştırırken...

Geç bir yazı. Kısmet bugüneymiş. Ama geçen geceyi sabaha bağlayan 5.00 sularında uykum kaçmış gazeteleri karıştırırken, o saatte hiçbir film/belgesel/tartışma programı olmadığından (ah hep onları seyrederim de!) eşlik etmesi için yerli müzik kanallarından birini açmışken, Petek Dinçöz'ün birkaç sene sonra tek assolist olarak kendisinin kalacağını çünkü denize bikiniyle rahat rahat giren tek assolistin kendisi olduğunu ifade ettiğini okurken, evet tam o sırada
televizyonda o büyüleyici klibi çıkınca... Hâlâ okuyor musunuz? Hakikaten teşekkür ederim. 64 kelime oldu da...
Neyse, demek istediğim, dayanamadım.
Arkadaşlar aylar önce müjdelemişlerdi. Uğruna saçımızı süpürge ettiğimiz eli kalem tutan erkekler şurada bizim için bir akrostişli şiir olsun attırmamışken, sevgilisi Can Tanrıyar, Petek Dinçöz için bir şarkı döktürmüştü: 'Foolish Casanova'.
Halkımızın 'televolelerin babası' diye tanıdığı Tanrıyar, ilk gençlik yıllarını herhalde Oscar Wilde, Rudyard Kipling civarında geçirmiş ve edebi alanda kendisini
İngilizce olarak daha iyi ifade ediyor olmalı
ki, şarkının sözleri İngilizce. (Ya da bazı talepkâr kadınlar girdi hayatına daha önce. Mesela yıllar önce Esquire dergisinde çalışırken, ünlü kadınlara hangi şartlar altında tavlanacaklarını sorup erkeklere faydalı bir rehber hazırlamıştık. Şu anda ünlü bir gazeteci olan arkadaşımız da,
"Reading Zindanı Baladı'nın orijinalini ezbere okusun, tamam" demişti.)
Şimdi ayıptır söylemesi bu dili 6 yaşımdan beri bilirim. Fakat 'Foolish Casanova'nın sözleri karşısında çaresiz kalıyorum. Can Tanrıyar'ın güftesini Petek Dinçöz'ün eşsiz telaffuzuyla birleştirince, yani en yıpratıcı
İskoç/İrlanda filmi repliklerini çözmek bile daha az meşakkatli.
Çözünce de başka bir sorun çıkıyor ortaya. Ben şarkı sözleri ille de protest olsun, en az 42 mesaj versin, derin metaforlar denizinde hepimizi boğsun derdinde değilimdir
hiç. Mesela bazılarının burun kıvırdığı Nil Karaibrahimgil'in sözlerini beğeniyorum.
"Kalktım sana kek yaptım. İnsan neler yapar isteyince. Gözlerin dönmüş kızı görünce. Yerli yersiz bakıp sana gülünce. Ben de tesadüf o gece erken yattım. Bana kelek yaptın" sözleri yeteri kadar anlamlı benim için; öyle Divan şiiri beklentisi içinde değilim. Ama 'Foolish Casanova' bir vaka. Ancak Banu Alkan'ın 'Neremi'siyle boy ölçüşebilecek bir başyapıt.
Şarkıyı daha önce bir tören havasında dinletmişlerdi. Fakat klibi işte evelki gece görmek kısmet oldu. Evet, şarkı tek başına eksikmiş. Bir bütün olarak değerlendirmek lazımmış. Petek Dinçöz'ün lolita halleri, çıkmamaya and içmiş sesini çıkarma gayreti ve Kylie / Shakira / Asena / Nez gibi poposal faaliyetleriyle tarih yazmış hemcinslerini gölgede bırakan 'Bakın ben dakikada 325 kere dışarı atabiliyorum popomu, şimdi çalışıyorum, yakında 400'e çıkıcam' telaşı, insanda emeğe saygı hissi uyandırıyor!
Yazıyı bir kitap önerisiyle tamamlayayım. Ama size değil, Can Tanrıyar'a! Şarkı çok tutar da, mesela 'Freakish Casanova' falan diye ikincisini yapmak icap ederse, soyadı itibarıyla eski Nazi subayı olduğundan şüphelendiğim Peter Trachtenberg'in 'The Casanova Complex'i faydalı olabilir. Bizdeki eski bir baskı; Simon & Schuster'dan çıkmış.
"Womanizer. Seducer. Love Junkie." gibi tahrik değeri yüksek kelimeler yer alıyor kapağında. "For Men Addicted To Sex... And Women Addicted To Betrayal" diyor ayrıca. (Seks bağımlısı erkekler ve ihanet bağımlısı kadınlar için, diye çevirelim.) Yani her derde deva!
Olimpos'tan Kilyos'a
Yine lüzumsuz bir nem. Yine yapışık bir sıcak. Gönül tabii Olimpos'ta olmayı tercih edebilir (Tatil hülyalarıyla Nişanyan'ların
'Küçük Oteller Kitabı'nı mıncıklamaktaydım da demin, Çıralı diye de bilinen Olimpos'taki
bir minik tesis şu cümlelerle anlatılıyor:
"Bakımlı çim üzerinde tavus kuşları; bazıları beyaz, neredeyse gerçekdışı. Akşama doğru tavşanlar ortaya çıkıyor. Tertemiz taranmış çakıl patika, hamaklar. Yemek iyi, şaraplar kaliteli." Yaaa, zaten var 10 tane odası, yazalım, sonra siz gidin, biz kalalım.
Neyse, daha makul şeylerden bahsedelim. Olimpos'u geçin, bu sene hiç Kilyos'a gittiniz mi? Hem yakın, hem de bir nevi Bodrum olmuş durumda. Biz Boğaziçi'nin yerini bilirdik, bu yaz hem NuPera'cılar dahil oldu, hem de Solar Beach and Party, böyle İbiza'vari ambiyans yaptı. Deniz, müzik, spor, yemek, partiler, 24 saat eğlence; Milliyet'in Pazar eki koskoca 2 sayfa ayırmıştı dün.
Hedef küçültüyoruz
'Lakin bugün pazartesi, ne Kilyos'u' diyenlere de bir tutam müzikal etkinlik serpiştireyim: Akşamüstü 5 çayınızı Beyoğlu'nda alacak olursanız, 9. Uluslararası
İstanbul Caz Festivali kapsamında bir sokak konseriyle karşılaşabilirsiniz: Funk'n Lata'nın İstiklal Caddesi turuyla.
Akşam ise hem Açıkhava hem de Ortaköy'deki The Marmara/Esma Sultan Yalısı gayet tıklım olacak, eminim. Birincisinde 'Charlie Parker Anma Gecesi' var. Ki geçen hafta televizyonda
Kerem Görsev, Fatih Erkoç'a huşu içinde sıralıyordu isimlerini: Kenny Garrett, Nicholas Payton, Christian McBride, Dave Kikoski.
Esma Sultan'da ise daha ziyade kadınların başının döneceğini tahmin ediyorum. Şehrin en mükemmel manzarası eşliğinde 'Tango Gecesi'.
Mine G. Kırıkkanat kadar sinir bozucu güzellikte dans edemiyor olabilirsiniz.
Dert etmeyin, koyverin gitsin.