Nimet Çubukçu ve Yalçın Doğan'dan bir Hülya Koçyiğit & Ediz Hun filmi

Gazetelerin, özellikle hafta sonu eklerinde yapılan söyleşilerin sırf içerik değil, şekil olarak da haber değeri oluyor.

Gazetelerin, özellikle hafta sonu eklerinde yapılan söyleşilerin sırf içerik değil, şekil olarak da haber değeri oluyor.
Sabah bir ahbabım arayıp, Yalçın Doğan'ın Hürriyet Pazar'da Nimet Çubukçu'yla yaptığı röportajı gördüm mü diye sordu. Çubukçu'nun ayaklarından birini diğerinin hemen gerisinde tuttuğu, bacakları en mütenasip gösteren en birinci manken pozuyla başlayıp, Doğan'ın duvara abandığı ceket omuzda külhan havasıyla süren konuşma, başka hayırlı işlere uzadı.
Biz röportajlarda, gardırop olur, vücut dili/üslubu olur, genellikle kadın gazetecilerin konuşturan görüntülerine alışığız.
Ayşe Arman bu işin piridir. İyi röportaj yapmayı havalı fotoğraf çekinmek sanarak bu yola giren pek çok taklitçisi uzun vadede döküldü. Balçiçek Pamir'in lapsusları kadar, gündüz vakti giydiği abiyeler, bilhassa saten fetiş çizmeleri de dikkate değer. Devrim Sevimay'ın hep benzer lacilerle yarattığı müthiş bir resmi seksapeli var.
Bir süredir psikiyatr koltuğundan mahrum bıraktı bizi, Şebnem İyinam'ın her hafta kendinden başka renk saçlı, başka bakışlı bir kadın çıkartması ürperticiydi. Ayça Şen, keşke gene yapsa, 'Babanız Kim'de topladığı o eski söyleşilerinde, kahramanıyla acayip canlandırmalar yapar, olağanüstü komik pozlar verirdi.
Neşe Düzel'in çok başka kulvardaki söyleşilerine kimse bu gözle bakmaz, ama bizim evde onun pek çok sayfası kesilip saklandığı için iyi biliyorum: Hiçbir pazartesi sahneye aynı kostümle çıkmadı. Öylesine ağır içerikle böylesine incelikli görsel kombin beni açıkçası büyülemiştir.
Hem erkek de kadına, kadın da kadına bakar diye, hem soru soran erkek azlığından, bu alandaki tek istisna Hızır herhalde. Hızır Tüzel'in pek çok röportajının fotoğrafı, salt bir fotoğraf değil, sinemadır, tiyatrodur. Hızır'ın, komediye de drama de gelen bin çeşit suratı vardır.
Onun dışında erkek gazetecilerden, mesela bir Ankara söyleşisinde kıyafet inkılabı yapmalarını veya rol kesmelerini beklemeyiz.
Ama bundan sonra belki de bekleyebiliriz.
Zira Yalçın Doğan, çıtayı fevkalade yükseltti.
Yükselten o mu, Sebati mi, aslında ikincisi galiba. Sebati Karakurt, nefis bir fotoroman çekmiş. Film bile denebilir hatta, o derece.
Hülya Koçyiğit'le Ediz Hun parkta karşılaşırlar, derken duvarın önünde delikanlı kızı kıstırır... Hürriyet'in kapağındaki 'Biraz flört ettik, hemen nişanlandık' başlığı zaten, bu resme cuk oturuyor! Takip eden karelerdeki neşeden de bize geçen, tam bir romantik komedi.
Nimet Çubukçu çok güzel görünüyor.
Zaten düzgün olan bacaklarını kusursuz gösteren bilekten bağlı, ince topuklu ayakkabıları ve pileli eteğiyle, sezon trendlerinden kalın kemer ve kruvazeyle, sade beyaz tişört ve klasik incileriyle hem gayet modaya uygun hem de biraz retro yapmış. Taptaze, renkler itibarıyla da krema gibi, yumuşacık.
Çekime gelirken bir yıldız kaçmış belli ki içine, ama işin sırrı, karşısına çıkan iki erkek de bunu görmezden gelmemiş. Gönlümün altın portakalı bu sene bu ekibe gider, öyle diyeyim.