Okur yazar

'Et beyin, et surat... Tekamül etmemiş demokrasinin solucanı... Ben; </br>sadece senin gibilerin, her hangi bir gazetenin 30 cm/2 kaplıyor diye bile bu ülkeyi terk etmeye razıyım...' (R.)

'Et beyin, et surat... Tekamül etmemiş demokrasinin solucanı... Ben;
sadece senin gibilerin, her hangi bir gazetenin 30 cm/2 kaplıyor diye bile bu ülkeyi terk etmeye razıyım...' (R.)
Okur, yazar. Bir kısmı küfür yollar, bazısı azar. Neyse ki arada medeni ifadeler de çıkar:
"... Klasik müziği dinleyici olarak çok seven birisi olarak Fazıl Say gibi iyi müzik konserlerini kaçırmamaya, aslında müziği yapandan (çalandan) dolayı değil çaldığı müziğin güzel oluşundan dolayı dinlemeye çalışırım. Eğitimimden sonra gittiğim ve 10 yıl yaşadığım 1 milyon nufüsun altındaki küçük bir şehir olan Rotterdam'da bile çok sayıda ve kalitede müzik yapılmasından dolayı İstanbul'a döndüğümden beri en yokluğunu çektiğim iyi ve çok sayıda klasik müzik, opera, bale oluşudur. Bu vesileyle İstanbul'un müzik varlığının fakirliğini de belirtmek istedim.
Fazıl Say ile ilgili yazdıklarınızdan dolayı muhtemelen hakaret içeren yazılar aldığınızı tahmin ediyorum. Sadece sonsuz bir egonun eseri olduğu anlaşılan popülist ve ağırlığı olan bir sanatçıya yakışmayan söylemleri yüzünden, Fazıl Say'ın konserlerine bir daha gitmeyeceğimi sizinle paylaşmak isterim.
Demokrasiyi, insan (grup) eşitliğini, başkasına yaşam hakkı tanımayacak nitelikteki faşizan kişilerin sanatlarını da tüketmemek belki onlara verebileceğimiz yegâne tepkidir.
Anlaşıldığı üzerine Fazıl Say'ın %30 hesaplamasında siz ve ben gibiler de bulunmakta. Ancak bu konuda yanıldığını, İslamcı olmadığım halde onun %30'unda olmadığımı bilmesini isterim. CHP'nin seçimde verdiği aslı olmayan, hatta aynı ilandaki bilgilerin bile birbirleriyle çeliştiği türden Eğitim Bakanlığı verileriyle ilgili saptamaları, sayın Say'ın ne kadar kötü niyetli ve popülist bir amaç taşıdığını belirliyor.
Bu yazıyı size yazmamın nedeni; size daha çok katılmayanlar, hakaret edenler yazmıştır varsayımıyla, makul insanların makul buldukları konuda sizlere yazmamasının, sizin fikirlerinize katılanların az olduğu yönünde bir yargı yaratmamasını (siz zaten bunu biliyorsunuzdur) belirtmek içindir.
Yıldırım Türker'in gazetede e-mail adresi bulunmamakta; bundan dolayı sizden ricam bu yazımı kendisine de göndermeniz. Keza bugün 17 Aralık tarihli yazısı olayı 360 derece tüm açıklığıyla anlatabilmekte ve kendisini bu toparlama için tebrik ediyorum.
Türker'in anlattığı kadife önlük giyen çocuklar bugün toplumumuzda büyümüş halde çok sayıda var ve onlar kendini bu ülkenin sahibi, kaynaklarını öncelikli tüketme hakkına sahip, kolluk güçlerinin mezalimlerinden
muaf olduklarını düşünüyorlar.
Bize düşen görev her daim ortak akla aykırılıklara aykırı, olumlu olanlara olumlu yorumlarımızı yapıp Türkiye kervanının devamına, sürekli gelişmeye katkıda bulunmak.
Her kişinin, her partinin, kesimin doğruları ve yanlışları olacaktır. Doğruları topladığımızda hayatımız, demokrasimiz güçlenerek devam ediyorsa bunu yapanlara destek, veya bazısı için ise katlanmak zorundayız. Saygılarımla..." (K.B.)