Oy verirken eşit değil miydik?

Herhalde yüksek bir oranda çıkacak katılım, pazar sabahı her taraf hıncahınç doluydu. Sabah 8:00'deki izdihama şaşınca, "Ohooo" dedi görevli, "6:30'da gelip beklemeye başlayanlar oldu.

Herhalde yüksek bir oranda çıkacak katılım, pazar sabahı her taraf hıncahınç doluydu. Sabah 8:00'deki izdihama şaşınca, "Ohooo" dedi görevli, "6:30'da gelip beklemeye başlayanlar oldu. Niye geldiniz diye soruyoruz, 'E oy vericeeez' diye gülüyorlar."
Sabah saatlerinde özellikle çok sayıda yaşlı vardı. Normal şartlarda o kadar çok yaşlıyı sokakta görmezsiniz. Orta yaşlı ya da her gün yürüyüşünü yapan zinde yaşlılardan değil, parmak çocuk kadar kalmış, başkasının yardımı olmadan yürüyemeyen, çoktandır kullanımda olmayan o kelimeyi kullanırsak 'ihtiyar' dediklerimizden bahsediyorum, çoğu oyunun boşa gitmesine razı olmadı.
Herkes tatilden gelmiş, İstanbul şişkinlikten çatlayacak gibi. Zaten bir Eda Taşpınar'ın dönmediğini yazmış magazinciler, onların yalancısıyız, Bodrum Türkbükü'ndeki bir beach'i de çekmişler ispat niyetine, artık saat kaçsa, hakikaten de in cin topta.
O kalabalıkta, herkesin tek bir oy sayıldığının, seçimde herkesin eşit olduğunun apaçık göründüğü bir ortamda, hâlâ kendine ayrıcalık tanınmasını isteyenler de olabiliyor: 50 yaş civarı, 'alımlı', bilmiş bir iş kadını. Efendim işini bırakmış da gelmiş, ne olurmuş şu kuyruğun önüne geçip de sonra işine dönseymiş...
Başı örtülü bir kadına tiksintiyle bakan 60 yaş civarı adam, sözünü de, yüksek sesini de sakınmıyor: "Iyyy, verdi kesin Tayyip'e!"
Eee, sen de "Verdin kesin Deniz'e", ne olacak şimdi?
Erdoğan'ın zeytinleri
Bu haftaki Tempo dergisinde "Başbakan'ın insan olarak portresi" vardı. Derginin yayın yönetmeni Çınar Oskay, Uşak ve Denizli mitinglerini izleyerek Recep Tayip Erdoğan'la 24 saat geçirmiş, hem izlenimlerini paylaşmış okurla hem de uçakta bir röportaj yapmış.
Toplamı sekiz sayfa olan bu çalışmada, "Başbakan nezaket göstererek, ANA uçağı Ankara'ya vardıktan sonra da röportajı kesmedi" şeklindeki resim altına karşın, röportaj sadece dört sorudan oluşuyor ama zaten esas eğlenceli kısmı izlenimler; insan kendini detaylara kaptırmış yokuş aşağı okurken buluyor:
"Koltuklar rahat. Airbus A 319 CU modeli ANA uçağının piyasa değeri 45-65 milyon YTL arasında. Uçuş ve havacılık uzmanlarına göre, uçağın masrafı ayda en az 70 bin dolar."
"En hoş sürpriz kahvaltı" diyen Oskay, kahvaltı mönüsünü sayıyor:
"Omlet ve patates kızartması, kuru erik, elma, kayısı, incir, bal-kaymak, ev yapımı reçel, 34 çeşit peynir, zeytinyağı yatağında yeşil ve siyah zeytin, portakal suyu ve en iyisi, Ankara gevreği. Hepsini, siz okurlarımız için birer birer deniyorum."
İki şey kafamı karıştırdı:
1. Kahvaltı mönüsünde normal üç dört peynir çeşidi var da aradaki tire mi düşmüş (Çünkü tam da oluyor böyle; PC'dem Mac'a attığımızda yazıyı, tireler görünmüyor), yoksa 34 çeşit peynirle en esaslı şarküterilerle mi yarışılıyor?
2. "Zeytinyağı yatağında yeşil ve siyah zeytin" de neyin nesi? Zeytinlerin zeytinyağının içinde olduklarını artık bu lisanla mı anlatıyoruz? Ekmek arası kaşara da "Ekmek yatağında kaşar" mı diyeceğiz? Bu Ana uçağının mönücübaşılarının mı yoksa Oskay'ın mı buluşu?
Öğlen mönüsünde "Tarhana Çorbası, Çoban Salata, Fırında Kuzu, Keşkek, Meşrubat, Ekmek Kadayıfı" var:
"Önden Uşak'a özgü iyi bir tarhana çorbası geliyor. Çorbanın alameti farikası, bu bölgedeki malzemeler. Un, yoğurt, süt, kırmızı ve yeşil biber, nane, soğan, domates ve tercihe göre haşlanmış yoğurt ya da fasulye kullanılıyor."
Ben ilk defa haberdar oldum doğrusu 'haşlanmış yoğurt' diye bir şeyin varlığından.
"Maya ile un yoğruluyor ve hazırlanan karışım 15-20 gün boyunca toprak çömlek ya da leğen içinde bekletiliyor. Arada da iki günde bir ıslak elle karıştırılarak mayalanması sağlanıyor. Uşak tarhanasının lezzeti, malzemelerin birbirine uymasından ve evlerde hazırlanmasından geliyor. Arkadan keşkek ve şahane bir kuzu yemeği servis ediliyor. Diyet kola istemeye utandığım için, masadaki litrelik koladan bir iki bardak içiyorum. Yemeğin sonunda, ne iş yaptığını açıklamak istemeyen bir başka genç gelip, 'Bunu kafaya diken oldu mu?' diye soruyor. 'Hayır' deyince kendisi dikiyor."
Akşam mönüsüne bakalım:
"Mercimek Çorbası, Zeytinyağlı Enginar, Ispanaklı ve Peynirli Gözleme, Kuzu Tandır."
Nasıl yani? Öğlen Fırında Kuza, akşam Kuzu Tandır, bu kadar kırmızı et yüklemesi, bu kadar kritik pozisyonda, nasıl göze alınıyor?