Parti, kavun, koca: İyisi nasıl seçilir?

Güneri Cıvaoğlu dün Milliyet'teki köşesinde yazdı: Ender Mermerci'in krem şanti davetinde bir büyük holding patronu "Bu masadakilerin yüzde 80'i pazar günü AKP'ye oy verecek" demiş.

Güneri Cıvaoğlu dün Milliyet'teki köşesinde yazdı: Ender Mermerci'in krem şanti davetinde bir büyük holding patronu "Bu masadakilerin yüzde 80'i pazar günü AKP'ye oy verecek" demiş. Bir başkası "Yüzde 50" tahmininde bulunmuş ama kimse daha aşağı inmemiş.
Hiç şaşırmadım. Haftalar önce bir Musevi arkadaşım "Bizimkiler" dedi, "Biliyorsun, cebini düşünür... Hepsi AKP'ye verecek. Gayet düzgün para kazandılar AKP döneminde. Hiç öyle çarşafa girdindi, İran'a döndündü korkuları filan da yok ayrıca, o iş öyle kolay değil."
Cıvaoğlu da Fransızların bir sözünden bahsetmiş: "Kalplerimiz solda ama cüzdanlarımız sağ cebimizde..."
Financial Times'da çıkan, Türk finans çevrelerinden bazı uzmanların "Biz CHP'ye oy vereceğiz ama seçimi AKP'nin kazanmasını istiyoruz" beyanatını hatırlarsınız. O uzmanlar içinde de sandıkla baş başa kaldıklarında fikrini değiştirenler olabilir; nasıl olsa sonrasında parmağımıza oy verdiğimiz partinin amblemi bulaşmıyor!
Yine de bu kaygılar, hâlâ Deniz Baykal'lı bir CHP'den vazgeçememenin romantizmi filan anlaşılır şeyler. En anlamadığım, burjuvaların MHP'yle flörtü. Keten gömlekleri bile ne hikmetse buruşmayan beyazın beyazı birtakım çıt çıt kadınların dünyasındaki neye tekabül ediyor ki MHP? Hayatındaki en 'kutsal'ı ayakkabı dolabı olan bir Nişantaşı kadını MHP'de ne buluyor olabilir? Para kazanma odaklı bir işkadını, MHP'den ne bekliyor olabilir? MHP'nin hangi ekonomik vaadi gönül çeliyor olabilir?
Doğru seçim mi yaptın, yoksa seçmediğin daha mı iyiydi? Üniversitede bölümden meze tepsisine, seçim yapmak hiçbir alanda basit değil.
Benim kendimi en çaresiz hissettiğim yerler, bir teknoloji marketleriyse, bir de harcıâlem marketlerin deterjan rafları. Temiz yıkamak şeklindeki temel vazifesi bunca çeşitlendirilen, ağırlık/fiyat/bonus özellikleriyle komplike bir havuz problemine dönüştürülen bir şey ya deterjan, bravo. Ama sırf o mu? Mesela içme suyunu nasıl seçiyorsunuz? Kalsiyum, magnezyum, sülfat, nitrat, florür, klorür, nitrit, amonyak ölçülerine göre mi? Fenolik maddeler, aktif klor, toplam sertlik, ph, renk ve bulanıklığa bağlı olarak mı? Eve transferi en rahat olduğu, kapağı en kolay açıldığı için mi? Tek tabanca Taşdelen zamanı hayat kolaydı, şimdi Hayat, Saka, Madran, Hamidiye diye gidiyor. Erikli, lezzette Evian'la, Acqua Panna'yla kapışıyor, iki yudum suyun seçimi insanın dilini damağını kurutuyor.
Bu hafta Radikal Cumartesi'de 'Seçim Özel' yaptık. Balıktan kavuna, kocadan çocuk bakıcısına, en iyisi nasıl seçilir, bilenine sorduk. Evlilik terapisti Selin Özkök Karacehennem'e mesela, oradan anlayın!
Yoğun istek üzerine Murat Meriç devamını getirdi; iki hafta önceki 'Şarkılı Seçim Tarihi'nin bu defa 'güldürüklü' kısmı... Urfalı Babi'nin 'Nara palavra atarak meydana çıktık/En mukaddes meclislerde tabanca sıktık/Demokrasi kulesini temelden yıktık/Ne torbadan, ne çuvaldan, sandıktan çıktık' şarkısını hatırlayanlar olacaktır geçen seferden. Meğer onun devamı da varmış: 'Çıktık ağalar çıktık, biz nerden çıktık/Çıktığımız yerlere milyonlar tıktık/Bize tos vuran koçları ederiz fıtık/Ne valizden ne bavuldan, sandıktan çıktık...'
Ecevit'le ilgili plaklarda genellikle övgü var: 'Atatürk yolunda Bülent Ecevit/Fakirin dostudur etmez ihanet/Necmo'dan Sülo'dan olmaz keramet...'
'Necmo'yu da, 'Sülo'yu da anan malzeme bol. Demirel'in en çok keline dokundurmuşlar: 'Kel tarlada ekin bitmez/Sulasan da ürün vermez/Hocalardan hayır gelmez/Karaoğlan'ı istiyoruz...' Öztürk Serengil ve Ali Avaz'ın Demirel'i epey dillerine dolamışlıkları var: 'Ne işler açtın başıma/Maliye ortak aşıma/Tahsildar taktın peşime/Unuttun bizi Süleyman/Dağıttın bizi Süleyman...' 'Bir kaza geldi başıma/Süleyman su kattın aşıma/Yüz gram et girmiyor evime/Yatırdın bizi Süleyman/Batırdın bizi Süleyman...'
Ali Avaz'ın Erbakan'la ilgili çalışması da bol; 'Yallah Tazyik Erbakan'ında şöyle diyor: 'Anahtarı aldın/Kendini çok kastın/Nedir senin maksadın/Ecevit'e sol göz/Demirel'e sağ göz/Attın da sen ne yaptın?/Sarık saracaz/Dört karı alacaz/Olur mu be Erbakan?/20. asırda/Uygarlık çağında/Dünyaya uy Erbakan/Milletçe ileri/Sen kalırsan geri/Olur mu be Erbakan?/Atatürk yolundan/Çağdaş uygarlıktan/Ayrılırsan Erbakan/Valla gerisine karışmam!'
Ali Avaz'ın dizeleri mi daha mı zavallı ve gülünç, 'asır' değişmişken bir seçime daha Erbakan'ın varlığıyla girmemiz mi? Söz de aciz kalıyor.