Penis kavgası

'P'enis Roman demişiz bizim gazetede adına; kitabın kendisini gördünüz mü bilmem. Kapağında, matruşka muzların sol üst köşesinde, süslü püslü bir büyük 'P'nin altında büyük harflerle 'Enis Roman' yazıyor.

'P'enis Roman demişiz bizim gazetede adına; kitabın kendisini gördünüz mü bilmem. Kapağında, matruşka muzların sol üst köşesinde, süslü püslü bir büyük 'P'nin altında büyük harflerle 'Enis Roman' yazıyor. Sırtta ve arkadaysa o büyük 'P', bu defa 'Enis' ile 'Roman'ın arasına girmiş. E o zaman da Enis'p Roman diye mi yazacağız adını?
Bu numara pek zekice bulunmuş olsa gerek, kitabın her yanında ısrarla, istikrarla uygulanmış: Yine arka yüzde 'P'siz, sadece 'Enis Roman' diye geçmekte, kendini ancak sırttan gösteren sözde yazarının bilgisayar ekranını kaplayan dev 'P' harfine dayanarak. İlk sayfada yukarıda kendi başına bir 'P'cik, ortada altı çizili vaziyette 'Enis Roman'.
Sade suya tirit 'Teşekkür'de 'Penisim, roman kahramanım' cümlesinin ilk harfi bold yapılmış, koyulaştırılmış yani, 'Enis Roman' sözde imzası da.
Sayfa numaralarıyla beraber her sol sayfanın altında 'P', her sağ sayfanın altında da 'Enis Roman' yazılı.
Yaa, böyle de yaratıcı, böyle de afili, böyle de göndermeli bir kitap.
Bu büklüm büklüm göndermelere rağmen, kitabı Enis Batur'un yazdığı söylentilerinin çıkması beni dehşete düşürdü. Geçtim krize dönüşmesini, bunun akıllara düşebilmesi bile çok acayip. Kitabın herhangi bir sayfasını açıp göz gezdirseniz görürsünüz çünkü: Dille en ufak bir derdi olmayan, fazlasıyla kendi halinde, zavallı bir kitapcağız.
Rastgele alıntılayacak olursak: "Âşık olmak istiyorum. Şu kız olabilir mesela. Ya da şu. Belki de şu. Herhangi biriniz kızlar, hepinize aşık olmak istiyorum. Bir kız olsun hayatımda. Hep onu düşüneyim. Şimdi ne yapıyor acaba? O da beni düşünüyor mu acaba? Düşünmüyorsa, neden düşünmüyor acaba? Başkasını mı düşünüyor acaba? Saat başı telefon etmek istiyorum ona. Resmi telefon sapığı olmak, ona durmadan soru sormak istiyorum. Sen de beni düşünüyor musun? Özledin mi sen de beni? Beni seni sevdiğim kadar seviyor musun? Onu düşünürken her şeyi unutmak istiyorum. Buraya nasıl geldim? Saat kaç? Ben kimim? Aşk gözümü kör etsin, onunla üzerinde adlarımızın baş harfleri bulunan kalbin kazılı olduğu aşk ağacının etrafında, kızışmış maymunlar gibi dönüp birbirimizi kovalarken, ne kadar salak bir manzara sergileyeceğimizi fark etmeyeyim istiyorum. Onsuz olma düşüncesine dayanamayayım, deli gibi kıskanayım, aşk acısıyla kıvranayım istiyorum. Aşktan gebermek istiyorum. Aşktan geberesiye korkuyorum. Aşkla aramda P engeli var. Bu dev engeli nasıl aşacağımı bilmiyorum."
Böyle Orta 2 günlüğü aromasında bir metin. Olabilir; biri yazmış, biri basmış, birileri okumuş... Bana inanılmaz gelen sonrası: Birilerinin, 'edebiyat çevreleri' yuvarlamasıyla bunu Enis Batur'a mal etmesi. Batur'un sinirlenip "Şerefsiz bir saldırının kurbanı haline getiriliyorum" diye meseleyi ciddiye alması. Türkiye Yazarlar Sendikası, Uluslararası PEN Türkiye Merkezi, Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yayıncılar Birliği gibi kuruluşların da devreye girip kitabın yayıncısından, gerçek yazarı açıklamasını istemesi.
Kitap Okuyan Us'tan çıktı. Yani yayıncı Cem Mumcu. O ne düşünüyor bilmiyorum ama bir kitap yazsanız ve yayıncınızla kimliğinizin gizli kalması üzerine bir anlaşma (resmi ya da dostane) yapsanız, sonra yayıncınız sizi satsa, afişe etse... Delirmez misiniz? Hastasını ifşa eden doktordan farkı var mı?
Ayrıca da diyeceğim, bu krizi çitilemek boşuna. Yazarın Enis Batur olmadığı çok açık. İnsanların bir üst sınırları olduğu gibi, bir de alt sınırları vardır. Ne kadar uğraşsalar, onun aşağısına inemezler.