Perihan Mağden'in demokrasisi

Bir kere kimse yüzüme vurmadan peşinen söyleyeyim. Şu altı aylık Radikal macerasına bir ömürlük lapsus artı tashih sığdıran ben, bunu yazacak en son insanım.

Bir kere kimse yüzüme vurmadan peşinen söyleyeyim. Şu altı aylık Radikal macerasına bir ömürlük lapsus artı tashih sığdıran ben, bunu yazacak en son insanım. Hatta kargalar, sardunyalar ve ben kalsak canlı olarak çevrede, bana düşer mi, yine bile tereddütteyim yani. Şimdi biliyorsunuz, Perihan Mağden romanını bitirdi. 'İki Genç Kızın Romanı', Cumartesi günü kitapçıları süslüyor olacak. Bu vesileyle de röportaj vermeye başladı. Dün Radikal Cumartesi'de yer alan Lale Tayla imzalı söyleşiyi kaçırdığınızı sanmam. Birkaç gün önce de, zamanında epey içli-dışlı olduğum bir haftalık dergide röportajı çıktı Mağden'in. İştahla okudum. "Aaa ne güzel" dedim,
"kibrit demiş demokrasiye."
Biz de evde parfüme pıs, kâğıt havluya beyaz,
çocuğa bırç diyoruz; böyle bir alternatif dil geliştirdik. Herhalde o da demokrasiye kibrit adını takmış, demedim ama rahatlıkla diyebilirdim. Hatta cılız manasında süper bir metaforik anlatım olduğunu düşünebilirdim.
Fakat entelektüel dünyayla yegâne somut bağım diyebileceğim nikâh cüzdanımda resmi olan adam, tuvaletten kahkaha atarak çıktı ve "Yahu" dedi, "kız hibrid demiş, buraya kibrit yazmışlar."
"1980'de bir askeri darbe yedik, halen normalleşemedik. Demokrasimiz kibrit bir demokrasi, karışım" diyor Mağden söyleşinin bir yerinde. Ama aslında hibrid (hybrid) diyor; melez, karışık, kırma anlamında. Pratik hayattan örnek verirsek; mesela artık çeşitli farklı enerjilerle çalışan arabalar üretiliyor ya, bunlara 'hybrid car' deniyor. Bizde hem benzin hem LPG ile çalışan taksileri de çok kabaca bu kategoriye sokabiliriz.
Neyse, kimse kızmasın. Kibrit bir demokrasi de gayet matrak bir anlatım!
Darphane'de şenlik
Bahar temizliği patırtısını atlattınız mı? Atlatmadıysanız, işte size bu operasyonu daha anlamlı hale getirme fırsatı. Yok atlattım, diyorsanız, ha ha, siz öyle sanıyorsunuzdur. O evde daha kim bilir neler vardır bir türlü yolcu edilemeyen.
Önümüzdeki hafta sonu, 31 Mayıs-2 Haziran tarihlerinde Topkapı Sarayı'nın oradaki tarihi Darphane Binası'nda (Arkeoloji Müzesi'nin de karşısı oluyor)
1. Nahıl Şenliği var. Böyle tek başına pek bildik gelmedi muhtemelen; hemen açalım:
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın düzenlediği şenlikte dünya kadar enteresan ikinci el eşya yer alacak. Yazarların imzalı kitapları, ünlülerin özel eşyaları ve sizin bağışlayacağınız her türlü kullanılabilir eskiniz. Giyecek, cep telefonu, mutfak eşyası, imzalı kitap, kilim, eski diye kıyıp atamadığınız, yıllardır biriktirdiğiniz her türlü ıvır zıvır.
Bu 'birikim'e doğru düzgün bir adres bulmak ciddi karın ağrısıdır. Atsan
atılmaz, satsan satılmaz. Bunun bedeni
ona uyar mı, uysa da pazeni yok giymeye, dantelle gider camiye durumu olur mu
diye diye evde kulelerle yaşarsınız.
İşte bu kuleleri yıkmak için önünüzde bir haftadan az var. Bağışlayacağınız eşyaların evden alınmasını istiyorsanız, (0212) 549 05 05'i arıyorsunuz. Şenlikten sağlanacak gelirle yoksul kadınlar tarafından üretilen eşyaların pazarlanacağı bir satış yeri, bir de çocuk yuvası açılacağını unutmuyorsunuz. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Beyoğlu, Bekâr Sokak'ta. Telefonları
(0212) 249 07 00. İnternet adresleri http://www.kedv.org.tr. Daha fazla bilgi için artık birinden birine başvuruyorsunuz.
Sevgili transferi
Julia Roberts, boşanıp kendisiyle evlenmesi için sevgilisinin karısına 200 bin dolar ödemiş. Futbolcu transfer ederken kulübe verilen bonservis benzeri bir şey. Bence böyle bir âdet geliştirilebilir.
Adamı/kadını alırken sıra sana gelene kadar bütün kahrını çekmiş adama/kadına bir nevi teşekkür ve transfer ettiğin canlının nimetlerinden (ısıtma, kaşık, güven, sosyal
kolaylıklar, vs.) artık faydalanamayacağı için geçmiş olsun bedeli.
Hem ne kadar aşk meşk falan olsa da işin içinde, neticede bir ürün alıyorsun. Ve o ürün sana gelene kadar, sana geldiği anki formunu alana kadar çeşitli aşamalardan geçiyor: Anne, baba, ilk aşk, 16 sevgili, 18 miydi, iki eş, bir çocuk vs. E, bunun da bir bedeli olmalı.