Sebahat Tuncel de fön çektirmiş, bak hele sen!

Dünkü Hürriyet'in 21. sayfasında, küçük bir haber, başlığı "Fön çektirdi". Haberin tamamı üç cümle: "Cezaevinden çıkarak Meclis'e giren DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel...

Dünkü Hürriyet'in 21. sayfasında, küçük bir haber, başlığı "Fön çektirdi". Haberin tamamı üç cümle: "Cezaevinden çıkarak Meclis'e giren DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel yemin töreni öncesinde dün DTP Genel Merkezi'nde yapılan toplantıya katıldı. Tuncel, fön çektirdiği saçlarıyla dikkat çekti.
Cezaevi günlerinin ardından hareketli bir dönem yaşayan Tuncel, dün objektiflerin karşısına pembe gömleği, siyah takımı ve fönlü saçlarıyla çıktı."
Görüyoruz ki 'fön' üçte iki, başlığı da kattığımızda dörtte üç ağırlıkla vurgulanmış. Tuncel'in fön çektirmiş olmasının ciddi haber değeri var ki başlığa bile çıkarılmış.
Bu fön meselesi, Reyhan Gürtuna'nın başını açtığı dönemde gözümüze sokulmak suretiyle dikkatimizi çekmişti:
"Reyhan Gürtuna'dan radikal karar: Türbanı çıkardı, fön çektirdi." "Türbanı attı, fön çektirdi... Türbanını çıkarıp saçlarını fönleten Reyhan Gürtuna, 'Herkes giyim tarzında özgür olmalıdır' dedi." "Türbanı çıkaran Reyhan Hanım, Sultanbeyli'de inşa edilen bir spor kompleksinin açılış töreninde, ilk kez başı açık ve saçları fönlü halde objektiflere çekinmeden poz verdi." "Reyhan Gürtuna, dün başını açmış, fönlü saçlarıyla eşinin yanındaydı."
Gürtuna'nın başını açtığı haberlerinde, fön vurgusunun yer almadığı tek cümle yoktu. Fön sanki apayrı bir mertebeydi.
Madem fön de çektirmişti, o zaman 'Kulübe buyursun gelsin'di. Ya da şöyle: Başını açmış, bir de akabinde fön çektirmişti, bak sen, ne kadar da hızlıydı. Başını açmasıyla fön hakkı kazanması arasında halbuki, sanki bir süre geçmesi gerekmiyor muydu? Fön, daha bir röfleli burjuvaların hakkı değil miydi? Ya da son yıllarda sarışınların pabucunu dama atan kumral ve esmer, sonsuz saçlı kaynak/çıtçıt kızlarının?..
Sebahat Tuncel'de durum daha da netameli. Cezaevinden çıkıp Meclis'e girmesi yetmezmiş gibi bir de iki arada fön çektirmek ha... Peki fönü hak ediyor mu?! Bu ne cüret, biraz haddini aşmıyor mu?!
Meclis'ten gidecek olursak, mesela şu anda aynı pozisyonda olan Nur Serter'in "Fön çektirdi" başlığıyla haber olduğunu düşünebilir miyiz? Düşünemeyiz, çünkü olamaz. Niye? E, Nur Serter föne ziyadesiyle
layık kadınlarımızdan!
Ama Sebahat Tuncel'in fönü sindirmesi, daha doğrusu onun fönünü bizim sindirmemiz vakit alıyor.
Nedense böyle üst düzey manalar yüklenen, ancak bazılarının hakkıymış gibi sunulan fön, bizim gazete binasındaki kuaföre sorduk, 4.5 YTL!
Mahalle berberlerinde de 5 YTL'ye pekâlâ fön çektirilebiliniyor. Zaten de fön dediğin saçın çekeleye çekeleye kurutulmasından başka bir şey değil. Yaşı genellikle 11 ile 18 arasında değişen gariban bir oğlan, saç diplerinizi yakarak, kafanıza asılarak, saçınıza şekil veriyor. Hepsi 10 dakika ve tekrar edelim, 5 YTL tutuyor!
Bu arada kadın milletvekillerinin sayısının artması Meclis'i de harekete geçirmiş, TBMM Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı, halen iki olan kuaför sayısını artırmaya hazırlanıyormuş. "Bayan kuaför salonumuz taleplere yanıt veremezse dışarıdan da kuaför getirebiliriz. Manikür pedikür elemanları alabiliriz" diye beyanat vermişler.
Tüh, fönün hiç haber değeri kalmayacak!