'Şen kuzu gibi'

Yine oldu tabii hüzünlü TEM civarı kurbanları</br>ve kaldırım kenarlarından hortumla kan temizleme operasyonları...

Yine oldu tabii hüzünlü TEM civarı kurbanları
ve kaldırım kenarlarından hortumla kan temizleme operasyonları, ama geçen yıllarla kıyaslandığında nispeten sakin bir Kurban Bayramı'ydı.
Sadece çıkan savaşlarda yaralı sayısı 1700'ü buldu. 'Kavurma'nın, daha canlı haldeykenki son çırpınışlarından nasibini alan acemi kasaplar hastanelere koştu.
Boynuz ve tekme darbeleriyle yaralanmalar ilk sıradaydı. Onları el ve parmak zayiatı izledi. Lokomotif kentimiz pek tabii ki İstanbul'du. İzmir'de ise bir kasap arkadaşın burnuna, kurbanının boynuzu girdi.
Haberleri okuyunca, evde eski bayramlarla ilgili bir kitap olduğunu hatırladım. Lakin
bizim evdeki kütüphane organizasyonu itibarıyla, bir şeyin ihtiyaç duyulduğu anda bulunması ihtimali yok. Kitap yerine, yıllar önce kaybettiğiniz için işyerine verip
sigortanızı başlatamadığınız okul diplomanıza
kavuşabiliyor-sunuz ama mesela.
Ben de Tarih Vakfı Yurt Yayınları'ndan çıkmış 'Ortadoğu Mutfak Kültürleri'ni karıştırmaya başladım. Ve de 'Kasaplar ve Kadınlar' diye çok enteresan bir bölümle karşılaştım. Ianthe Maclagan'ın 'Bir Yemen Kasabasında Toplumsal Cinsiyetin Sofraya Yansıması' başlıklı makalesinin orta yerlerinde.
Kasapların, diğer erkeklerden daha güçsüz, daha aşağı görüldüğünü, erkek cinselliğiyle ilişkilendirilen kamayı taşımaları yasak olduğu için kendilerini savunmaktan aciz gibi gösteril-diğini anlatıyor. Kasabın, kısaca kadın yerine konduğunu söylüyor. Ama bunu, bir doktora çalışması olduğu için kısaca değil, uzun ve dolambaçlı biçimde yapıyor.
Bu tabii bana ağır geldi! Biraz ferahlamak için Murat Belge'nin İletişim'den çıkan
'Tarih Boyunca Yemek Kültürü' kitabından medet umdum. Ve buldum.
'Palamutu bile 'derya kuzusu' diye öven bir kültürde koyunun yeri başka olmalı' diyor Belge. Ve çok leziz anlatıyor. 'Otuzların büyük tangocusu Seyyan Hanım'ın bir fantezi şarkısı, 'Şen kuzu gibi, bir kuzu gibi, hem şen hem mahzun' dizeleriyle başlar. Koca kent İstanbul'da bile, demek ki, 'kuzu', aşkî
bir şarkının referans kaynağı olabiliyordu, otuzlu yıllarda.'
Tembellik hakkı
Hem pazar hem bayram; tembellik hakkınızı şimdi kullanmayıp da ne zamana saklayacaksınız? Bağdat Caddesi, Selamiçeşme'de Alchera diye bir yer var. Kafe/restoran/bahçe/oyun evi/ kütüphane/DVD odası/vs. olarak hizmet veren, insanda
'Otursam, yayılsam, ilelebet geviş getirsem' arzusu uyandıran, sonsuz imkânlı, çok oyuncaklı bir eski köşk. Hakikaten iyi. Alchera'da bayram boyunca ekstra bir atraksiyon söz konusu; bütün oyunlar bedava. Birinci olmanız durumunda içecekler de, evet yine o sihirli kelime; bedava.