Sifon ile boğulmak

Pazar gazetelerini karıştırırken usulen kendi yazıma da bir bakayım dedim. </br>Okudum. Ve anlamadım!

Pazar gazetelerini karıştırırken usulen kendi yazıma da bir bakayım dedim.
Okudum. Ve anlamadım!
İnsanlar evliliklerini kurtarmak için bazı fedakârlıklar yapmak zorunda kalıyorlar. Ben de E.A.'nın yegâne izin günü olan cumartesiyi
yine yazı çırpıntısı ve 'Bırakma diyorum bu işi günün ortasına' tantanasıyla geçirmemek için pazar yazısını cumartesi sabahı altı sularında yollamıştım. O yüzden fazla göndermeli son bölüme açıklama gerekiyor. Demek istediğim, kızlar tuvaletinde karşılaştığı pedin sahibini bulmak için hiçbir özverili çalışmadan geri kalmayan, kızları taciz eden ve sınıfa üç erkek polis çağırıp pedi onlara teslim eden hasarlı ruhları, acaba klozete sokmak ve sifonla boğmak suretiyle mi tedavi etmeli?
Bunu düşünürken pazar günkü gazetelerde kocaman yer alan o dehşet verici haber üstüme
çullandı. 23 Nisan provası yapan çocuklar 400 bin liralık tuvalet parasını veremeyince altlarına kaçırmıştı.
Şimdi ben tuvalet konusunda biraz obsesif bir tipimdir. Mesela 5 yıllık ilkokul hayatımda hiç okul tuvaletine girmişliğim yoktur. İstanbul-Bodrum arasını arabayla hiç molasız giderdim eskiden. Beyoğlu civarında kullanabildiğim tek tuvalet yıllarca The Marmara'nınki olduğu için, Galatasaray'dan bu iş için Taksim'e yürüdüğümü, sonra Galatasaray'a dönerken yanımdakinden bolca küfür yediğimi bilirim. Yani elimde değil, biraz takıntılıyım.
Fakat bu çocukların başına geleni dehşet verici bulmak için herhalde takıntılı olmak gerekmiyor; sadece insan olmak yetiyor. 23 Nisan provasına evden para almadan gelen çocuklardan, klozet resimdeki gibi altından oluşuyor olmalı ki, 400 bin lira giriş parası talep ediyorlar.
Araya 'büyüklerin' girmesine rağmen halden anlamıyorlar. Skandalın tuzu biberi niyetine de 500 bin lira veren çocuklara 100 bin liralık para üstü olarak bir kutu kibrit veriyorlar.
Kimseye hakaret etmek gibi bir niyetim yok; gayet genel konuşuyorum. Bazı kafaları klozete sokmak yetmeyebilir; sifonu su yerine kezzapla doldurmak da gerekebilir.
Yakın tarih gezisi
'Biri Bizi Gözetliyor'u artık pek seyretmiyorsanız da Gizmo'yu hatırlarsınız. Evin o oyuncak gibi kedisinin ölüm sebebi üzerine çeşitli spekülasyonlar dönmüş, en çok da iri yarışmacı Elif'in kediyi ezdiği iddiaları yandaş bulmuştu. Ama ortada kanıt manıt yoktu.
Ben de "Buyrun size bir obezleri terörize etme operasyonu daha" demiştim 12.3.2002 tarihli yazımda; "Elif'e bayıldığımdan değil ama niye kedinin ancak onun tarafından ezilebileceği düşünülüyor? Diğer yarışmacılar
cüsse itibarıyla bir kediyi ezemezler mi?"
Sonra 25.3.2002 tarihinde bir internet sitesinde 'Hayat Bağları'nda Zayıf Bağ' başlıklı bir yazı yayımlandı. "Çintay ölen kedi yerine suçlanan obezeyi savundu. Hem de nasıl" diyordu yazı. 'Haberleri malum içten alma bilgisine haiz' olduğunu iddia eden site, "Bir kez daha söylüyoruz o kediyi o kız ezdi. Çünkü o Elif dikkatsizdi ve gerçekten kediyi sevmiyordu. Çintay obezleri ezdirmezse biz de kedileri ezdirmeyiz" diyordu.
Cumartesi akşamı kumandayla oynarken BBG'nin Coşkun abisine denk geldim. Sadece kendisinin
gördüğünü söylediği hadiseyi anlatıyordu. Gizmo'yu yanlışlıkla Azizcan ezmişti.
Tabii ki hiçbir kasıt yoktu, talihsiz bir kazaydı.
Şimdiiii... Tanımam etmem, hiçbir sempati duyduğumu da söyleyemem. Ama bu yargısız infaz hikâyesi için Elif'e bir özür borçlu olabilir miyiz?
Yüce gurunun marifetleri
Yine zaplarken bir baktık, Ajda Pekkan. Üzerinde bol leopar pantolon & üst. Senelerce memleketin en fit, en şık, en gergin, en en en kadını olan Pekkan bu sefer 'en dev' kategorisinde aday gösterilebilir.
Tamam, biraz kilo almış ama bu manzaranın esas müsebbibi o bol pantolon ve uçuşan üst. Yoksa derhal Onur Erol'a koşup 25 kilo çektirmesi gerekmiyor.
Fakat o da ne? Televizyondaki ses, Pekkan'ın kıyafetine 8 veriyor ve onu haftanın en şıklarından ilan ediyor.
Dahası, bu kıyafetin onu çok zayıf gösterdiğini de ekliyor.
Hadi bakalım!
Akabinde kırmızı, son derece seksi bir kostüm içinde Asena'yı görüyoruz. 'Kırmızı, Asena'nın ten rengini çok iyi algılamış' deniyor bu sefer.
Biz de artık evde böyle konuşuyoruz: Bu mavi gömlek seni çok iyi algılıyor hayatım!
Meğer o yüce gurunun adı Oğuz Tongsir'miş. Pazar geceleri Show TV'de yayımlanan 'Pazar Keyfi'nin şıklarıyla rüküşlerini belirleyen oymuş. Yani her rastladığımızda pes artık dediğimiz ve mantığını asla anlayamadığımız seçimleri o yapıyormuş. Moda editörlüğüne soyunan bir spor gazetecisi.
Şimdi anladık. Alışveriş merkezlerinde çalışan tezgâhtarların da fikrine başvuruyormuş ayrıca. Artık iyice anladık.