Son posta

Başkası yapsa yuh derim. Bir yazının bu kadar mı ekmeği yenir... Fakat kendimi frenleyemiyorum; bir haftadır bu okur mektuplarıyla kafayı bozmuş durumdayım.

Başkası yapsa yuh derim. Bir yazının bu kadar mı ekmeği yenir... Fakat kendimi frenleyemiyorum; bir haftadır bu okur mektuplarıyla kafayı bozmuş durumdayım.
Bir kere yağıyorlar. Ben böyle şey görmedim. Altı sene oldu buraya dükkân açalı, geçen pazarki söz konusu metin asla hayatımın makalesi değil, fakat nasıl bir hassasiyetin üstüne çöreklendiyse, altı yıllık toplam ciroyu altı gün içinde geçti.
Yaz sonuna kadar bu mektuplarla idare edebilirim gibi geliyor, mesele sadece sayısı değil, öylesine ayna tutmuşsun sokağa gibi ki, yazacağım hiçbir şey onlardan daha çarpıcı, daha sarsıcı, daha aydınlatıcı olamaz.
Zaten okurlar içinde de "Yahu toplayıp bastırsanıza şunları, biraz güleriz ağlanacak halimize, süper yaz okuması olur" diyenler var.
Mesela birkaç gün arayla bambaşka şeyler söyleyen Başak Y.'yi anmadan (meğer simge fotoda yer alan güzel kadın oymuş) bu defteri nasıl kapatabiliriz ki?
"Sevgili Nur Hanım, bugünkü yazınızı okurken çok üzüldüm, size gelen mail'leri üzülerek okudum. Bunu hak etmiyorsunuz. 13 Mayıs'taki yazınıza iştirak eden resmin bana ait olması değildir düşünceme sebep; ortada olumsuz insani ya da kadınsı düşünceleri aşamamış kişiler kendini yansıtmış ve bu sizi çok üzmüş, hiç üzülmeyin, mesajlarınız her zaman doğru algılanmayabilir. Sevgiler..."
(Başak Y., 15.05.2007 Salı)
"Ben 13 Mayıs yazınızı okumaya gerek duymamıştım ve bir bayan olarak size gelen eleştirilerde yanınızda olduğumu belirten bir ileti atmıştım. Ve ben hâlâ 13 Mayıs'a ait gazeteyi görmedim, demem o ki size İzmirli kadınların ruhu bir başkadır, salınmaya dolanmaya, medyaya poz vermeye ihtiyacı yoktur, hele ki o meydan Atam'ın, bayrağımın derdine düşülen bir meydandır. Benim bayrağım göğsümde her zaman onurla dalgalanacaktır. Punkçu değil, sonuna kadar GENCİM, GÜÇLÜYÜM, ÖLÜMÜNE ATATÜRK'ÇÜYÜM. İstanbul'da yaşayan bir İzmirli olarak sizi esefle kınıyorum. Bizim ön plana çıkmaya ihtiyacımız yoktur, biz zaten kendine güvenen çağdaş, modern, görsel güzelliği kadar ruh güzelliğini de alan bir kentin evlatlarıyız. Herkese nasip olmasa da bu böyle bilinir, çekemeyenler İzmir'e ve İzmir kızlarına her tür çamur atmakta fırsat beklerler ama elden bir şey gelmez, konu Cumhuriyet olunca her türlü meydanda asilce duranlardanız. Ben böylesi bir kadın düşmanı görmedim. Okumuş fakat gelişmemişsiniz. Türk gençliğine, Cumhuriyet'ine sahip çıkmanın yollarına ışık tutacağınıza moda editörlüğü yapmışsınız. Size üzülmüştüm gelen hakaretlerden ötürü ama fazlasını hak edenlerdensiniz. Gündemi modayla ve kadınsı olumsuz duygularınızla meşgul edeceğinize Cumhuriyetçi çağdaş yönünüz varsa bunun üzerine çalışmanızı dilerim." (Aynı Başak Y., 18.05.2007 Cuma)
Tüm bayrak hassasiyeti, zihniyeti, bir yana, Başak Y.'nin; hakkında yazdığı şeyi okumamış olması çok müthiş değil mi? Okuduğunu anlamamanın, tersine çekmenin, zannetmenin ötesinde bir şey bu, bence çok şahane.
Perihan Mağden'in 'Annecim! Türkiye nereye gidiyor?' başlıklı yazısı ve 'okur' Hülya G.'nin 'Önce bir temizlen, misler gibi kok' temalı çalışmasının ardından, çok sayıda 'İnsaf yani, korkma, biz de varız' mektubu da geldi. İçlerinde sıfır tashihle Radikal İki'de yer alabilir nitelikte olanlar da var, samimiyetle selam çakanlar da, bilmiyorum ne yapacağımı, çok korkuyorum kendime hâkim olamayıp aferinleyenleri de buraya koymaktan...
"Ya mizahtan nasibini almamış insanlar, ya da bir şeylere gülemeyecek kadar korkmuş durumdalar. Dünyanın değiştiğini anlamanın getirdiği bir korku bu. Tabii bu temel bilgiyi size hayat başka yollardan öğretmediyse, korkunun yarattığı tahribat daha büyük oluyor. Bu da kızamık hastalığı gibi erken yaşta geçirmeniz daha iyi olan bir şey." (Özgür)
"İzmir'de bir abiyecide Türk bayraklı abiye bir elbise gördüm." (Meryem)
"Bazı olaylar, 'saf'ların belirginleşmesi açısından karbon kâğıdı muamelesi görür ya, bu 'olay' da, böyle bir işleve sahip. (Osman M.)
"Günlerdir kendimi o kadar yalnız hissediyorum ki. Vah bizim halimize ilericilik, çağdaşlık falan onlara kaldıysa eğer. Hanımlar demek istiyorum
onlara, siz bu mitingleri demokrasi sayesinde yapabiliyorsunuz. Lütfen önce ona sahip çıkın. Yoksa pek güzel laik ama antidemokratik bir ortamda yaşayabilir ve istediğiniz gibi giyinebilirsiniz.
Ama alacağım cevabın 'olsun' olmasından korkuyorum." (Gülsüm Ç.)