Star kullanma kılavuzu

Geçen yaz, 'Kuzu Kuzu'nun İstiklal Marşı/Ayetel Kürsi kategorisinde yer aldığı, Tarkan'ın da kızların parçalamak ve yemek...

Geçen yaz, 'Kuzu Kuzu'nun İstiklal Marşı/Ayetel Kürsi kategorisinde yer aldığı, Tarkan'ın da kızların parçalamak ve yemek istedikleri tek canlı olduğu dönemde, The New York Times'lara açılan o pek meşhur açıkhava kulübünde tesadüf etmiştim. Kızlar, Tarkan oraya geliyor/gelmiş/gelecek diye hazırlanmış bekliyorlardı. Tarkan geldi. Ve kızlar delirdi. Onunla dans etmek, ona yakın dans etmek, onun gittiği kulüpte bulunmak, annecim, ne akıllara durgunluk verecek bir heyecandı. Çanta-sının kenarı Tar-kan'ın kolundaki bir tüye değmişti ya, artık o büyük deprem olsun, kıyamet kopsundu. Yani kopabilirdi. Ölse de gam yemezdi.
Bu 'star'a değme, 'star'a yakın olma ateşini iyi kullanan işletmecilerin meseleyi hemen rakamsal boyutlarda ele aldıklarını duymuştuk. Şimdi kimsenin günahını almayayım. Ama Tarkan'ın hangi gece hangi kulübe gideceğine karar vermekte fazla zorlanmaması için kesenin ağzını açtıkları yazıldı.
Birkaç haftadır Tarkan'ı gölgede bırakan bir yıldızımız var: İlhan Mansız. O artık bir futbolcu değil sadece; aynı zamanda da bir pop star. İlhan, yeni Tarkan muamelesi görüyor. Kızlarda çıtır çıtır yeme arzusu doğuruyor.
Bunun neticesinde kulüpler de hemen işe uyanmış. O ezeli/ebedi yapay/sahici rakiplerden önce birine giden İlhan, gecenin ilerleyen dakikalarında diğer kulübün sahibi tarafından cep telefonundan aranıp davet edilmiş! Çok komik ve çok da anlaşılır bir çaba. Bu yaz İlhan'a değmek için çırpınan kadınlar eminim ki peşinden otobüs/uçak/gemi kaldıracaklar.
Böyle çok sevilen ünlülere yakın olmanın acayip bir büyüsü var. Onların yakınında teşhis edilmenin de bir prestiji ve kredisi.
O yüzden de starın etinden, sütünden faydalanmak isteyenler olması
çok normal bir şey. Yoksa koskoca Büyükşehir Belediye Başkanı öyle komiklik yapar mı? Taksim'deki kutlamalar sırasında Tarkan'a sahneye el ele çıkmayı önerir mi? Ali Müfit Gürtuna, Tarkan'a bir nevi çıkma teklif eder mi?
Sezen Aksu'nun gücü
Yukarıda dalga geçtiğime bakmayın. Benim de star çarpmasından Sezen Aksu'nun Açıkhava'daki ilk gecesinde nasibimi aldığımı sağır sultan bile duydu tabii; her yazıda bir punduna getirip tekrarlıyorum.
Herkesin starı kendine. Tarkan'ın peşinde telef olmadık ama bir adet Sezen Aksu busesi gösterdi ki, böyle groupie olup dağılmaya gayet müsait bir yapımız varmış meğer.
Aksu'nun son konseri çarşamba gecesiydi. Kendisi de söyledi; son gecelerin ekstra bir büyüsü mü oluyor nedir; acayipti. Sezen Aksu hakikaten çok formdaydı. Çok güzeldi. Çok şıktı. Çok dişi, çok bebek, çok ısırılası, çok damardan, çok komik, çok ağır, çok hafif, çok hepsindendi.
Bir tek eksik vardı. Bu sefer yapışma imkânı bulamamış, bir yanak/dudak teması yakalayamamıştım.
Konser bitti. Yerimizden doğrulduğumuz dakikalarda hakikaten hayatta en son aklıma gelecek şey oldu. Yanıma genç bir kız geldi, çok tatlı şeyler söyledi ve yazdığı mektubu uzattı.
Böyle mühim yazarların başına geliyordur eminim ama Nil Karaibrahimgil dizeleriyle söyleyecek olursam, tabii ki daha benim yaşım kaç, daha benim kilom kaç diyemem çünkü gidiyor maşallah ikisi de sonsuza doğru, ama yani ben kiiiim, celebrity olmak kim?
Mektuba bayılırım. Eskiden bizim evin içinde böyle küçük notlar yazılırdı ama biliyorsunuz, aşkın ömrü üç yıl!
Neyse, Ş.D.'nin mektubundan kendimle ilgili bölümü atıyor, daha doğrusu zam isteyeceğim zaman GYY'ye göstermek için saklıyor, kamuyu ilgilendiren satırları paylaşıyorum:
"Sezen Aksu
ile ilgili yazılarınızı okurken
sanki benim
duygularımı yazmışsınız gibi oldum. Benim gibi birisi daha varmış dedim. Benim gibi anlatılamayacak duygularla seven birisi daha dedim. Biraz önce aramıza karışıp da öpme ayrıcalığına sahip olduğum zaman -ki ben terli yanaklarla öpüşmekten kaçınan biriyimdir, terini yanağımdan silmek istemedim. Gerçekten Sezen Aksu benim ruhuma iniyor. Tedavi ediyor. Pozitif bir insan yapıyor. Sanki terapi görmüş gibi oluyorum. Kendimi arınmış, iyi ve mutlu hissediyorum. Âşığıyım. Kara-sevdalısı. Onu çok seviyorum."
Neyse, öpücük yerini bulmuş. Doğru adres.
Bir çift göz
Dedemin, gözlük diyemeye-ceğim, çeşitli şişe ve kavanozları vardı; 14 derece miyop. Annemin bir gözü 7 derece miyoptur fakat güzelliğine halel vermemek için gözlük takmaz; ancak bir gözünü kırparak yaşayabiliyor. Babamın göz tansiyonu gayet iddialı noktalarda dolaşıyor. Ben ise lazerlenmeden önceki yıllarımı sokak aralarında lens tükürükleyerek geçiriyor, denize girdiğimde kıyıya döndüğümü zannederek açılıyordum. Demek istiyorum ki, gözün bizim çevrede mühim bir yeri vardır. Ama hangi çevrede yok ki?
Bir mail geldi. Tanıdıklara forward'lamanızı isteyen, bu yolla yardım toplanmasını hedefleyen mail'ler sıkça dolaşıyor. Ama bu farklı. Volkan Bukan'ın maddi bir kaygısı yok. Telefonunu vermiyorum ama bağlantı kurmak isteyen olursa aracılık ederim.
"33 yaşındayım, iyi bir eşim, dünya güzeli de bir oğlum var. Güzelim Marmara'ya tepeden bakan bir şirkette, işini çok seven biri olarak çalışıyorum. Arkadaşlarım, ailem, işim ve bu güzel ülke, benim için çok önemli ve tüm bu güzellikleri kaybetmek istemiyorum. Ben tıp dilinde 'Keratoconus' rahatsızlığına sahibim, yani 'harici göz kornea nakli' olmam gerekiyor. Bana yapabileceğiniz en büyük iyilik, böyle bir rahatsızlığı olan ve operasyon geçirmiş birini veya birilerini bulmama yardımcı olmak. Gören gözlerinize pus düşmesin."