Şükretmek için ne okumalı?

Küçük, basit, ama nadiren gerçekleşen hayallerimden biri: Pazarları gazetelerin verdiği İnsan Kaynakları eklerini de okumak. </br>Aynen seri ilan sayfaları gibi...

Küçük, basit, ama nadiren gerçekleşen hayallerimden biri: Pazarları gazetelerin verdiği İnsan Kaynakları eklerini de okumak.
Aynen seri ilan sayfaları gibi, ölüm ilanları gibi, bir kere çok
enformatif ve sürprizli oluyorlar.
Mesela her gün işe giderken önünden geçtiğimiz Bayrampaşa IKEA'nın kasımda açılacağını, Hürriyet İnsan Kaynakları'na verdikleri eleman ilanının içinden cımbızladım.
Sonra 12 Nisan'da İstanbul'da bir 'Liderlik Zirvesi' yapılacağını, pek çok önemli şirketin patron ve CEO'sunun konuşmacı olarak katılacağını, bunu da Milliyet İK'daki anonstan öğreniyoruz. Asım Kocabıyık, Ali Sabancı, Ali Ülker, Murat Dedeman, Yiğit Şardan... Peki en birinci lider konuşmacı kim olabilir? Onca yıla, onca kıyamete, liderlikten bahsedildiğinde hâlâ akla ilk önce o mu geliyor? Ve o da bunu üşenmeden kabul mu ediyor? Yaa. Süleyman Demirel.
Aylar önce, trend analisti Marian Salzman'ın bu defa 'gastroporn'
diye bir kavramı deşeceğini, yine bu satırlardan duymuş, 'Hardcore Musakka Zamanları'na öyle varmıştık. Diyeceğim, bereketliler.
Bunların bir de 'Atamalar/Transferler' bölümü oluyor. Vesikalık fotoğraflar eşliğinde, şirketlerdeki hangi pozisyona kimin getirildiğini özetleyen bir köşe. İş âleminin bu yayınlara konu olan en krema şirketlerinden ve esas olarak da İstanbul'dan bahsediyorsak, kadınların ezildiğini, hak ettiği yere getirilmediğini filan söylemek için nankör olmak lazım. Biliyoruz ki bir sürü esaslı markanın en temel pozisyonlarında takır takır kadınlar çalışıyor. Ama bu 'Atama' köşelerinden bakınca, niyeyse hiç de öyle görünmüyor. Kadınlar, Hürriyet İK'da iki (toplam 11) Milliyet İK'da bir (toplam 4), Sabah İşte İnsan'da yine bir kişiyle (toplam 7) temsil edilmiş, 'toplam'ın kalanı erkek haliyle. Bu hafta mı böyle denk gelmiş, kadınlar hiçbir yere transfer olmuyor, sittin sene aynı yerde mi çalışıyor, yoksa bu en krem şanti ortamlarda bile hâlâ acıtıcı biçimde azınlıktalar mı, bilmiyoruz artık. İnsan didikledikçe böyle tali şeylerin arasında kaybolabiliyor.
Haftanın en büyük sürprizi, İşte İnsan'daki 'FB'nin melekleri' haberi oldu. 24 Proje Yönetimi, süreç yönetimi konusunda proje hazırlıyormuş. Bir ilk olan şirket, Fenerbahçe'nin 100. yılına da yön verecekmiş. Eyvaaah! Proje meleği gene işbaşında demek. Birileri Fenerbahçe'yi uyarmazsa, stadın Dubai'de bir büyük kilim mağazasını andıran ışıklandırmasından çok daha trajik gelişmeler kapıda demek.
Onca fuzuli bilgi bir yana, kişisel 'gelişim' değilse de sağlık açısından, bilmiyorum başkaları üzerinde de var mı böyle bir etkileri, bu ekler bende mütemadiyen halime şükretme arzusu uyandırıyor.
Yok, neyse ki işsiz değilim, neyse ki bu ilanlara muhtaç değilim diye değil; yıllar önce sayelerinde gül gibi iş bulduğum da olmuştu. Neyse ki bu haberlere, bu duyurulara da sinen o volanlı, neonlu ama içi kof şirket dilini bilmeyi, öğrenmeyi, kullanmayı, duymayı, duyup da çaresiz kalmayı gerektirecek bir alanda çalışmıyorum diye.