Tariş'i öpüyorum

Bayramda öyle tatil matil yapmadık biliyorsunuz; aslanlar gibi vazifemizin başındaydık.

Bayramda öyle tatil matil yapmadık biliyorsunuz; aslanlar gibi vazifemizin başındaydık. Bayramı geleneklerimize son derece uygun biçimde çikolata/lokum/bademezmesi/kestaneşekeri ve her tür Osmanlı tatlısının kucağında geçirdik.
Bizde öyle trendlere uygun doğrultuda bin kişilik aile/aşiret durumları yok. Her daim görüşülen bir çekirdek kadro var, o kadar. Koca desen, çöpsüz üzüm.
Dolayısıyla baba evleri arasında bir küçük tur yapınca iş bitiyor. Lakin bizim pederin ev, maşallah şeker yüklemesi yapılabilecek bir laboratuvar ayarındaydı. 'Çalıkuşu Kamuran'ın Feride'ye hüplettiği fondanın demode alafrangalığıyla Antakyalı Künefeci'nin fıstıklı kadayıfının 'Asmalı Konak'vari lezzeti arasında gidip geldik. Yine de ağırlık çikolata türevleri üzerineydi. Her yeni misafirle beraber evdeki çikolata dağı göğe eriyordu.
Fakat hayat, işte bir kez daha sürprizlerle doluydu. Amerika'ya yerleşmeden önce vatana millete son bir hayır yapmak için beni kendi yerine bir dergide işe koyan, dolayısıyla da zincirleme biçimde başınıza saran Ayşe'nin bayıldığım annesi ile peynir ve balık gurusu babası geldi. Ellerinde de şık bir paket.
Çikolata minaresinin tepesine dikeceğimiz son bir çikolata legosu mu diye bakarken... Aaaa, tiptop bir Tariş kutusu!
Arkadaşlar, inanmazsınız Tariş nasıl şahane bir iş yapmış. Benim şahsen
tazesine ölüp bittiğim, kurusunu genellikle ihmal ettiğim, ancak
Borsa'daki biblomsu hurmalı incir tatlısı versiyonuna hayran olduğum incirden, müthiş iyi bir şey yaratmış.
Netice itibarıyla bir kutunun içine dizilmiş kuru incirlerden bahsediyorum. Ama yani Tariş'ten, herhangi bir 'kooperatif'ten hayatta beklemeyeceğiniz bir şıklık, satış, imaj, ambalaj. Üstüne de süper lezzet.
İçinde ise mini bir 'kullanma kılavuzu': Heredot'tan Anadolu'da incir kültürüne, Tanrıça Demeter'den Kuran'a, Eski Ahid'den İncil'e, mozaik durumu.
Tariş İncir Tarım Satış Kooperatifleri "Misyonumuz; yalnız dünya ülkelerine değil, kuru inciri yetiştiği ülkenin insanına sevdirmektir" diyor, "Afiyet olsun."
Ben de buradan Tariş'e öpücüklerimi gönderiyorum. Helal olsun!
Say'a karşı Gencebay
'Seninle tanışmam geçen kışdı/Romandın, gözlerin satır başımdı/Okuya okuya ismin aşındı/
Bu aşkın modası geçti diyorum/Müsaaden olursa ben gidiyorum.'
Bir takvim yaprağından üzerimize atlayan bu güzel Orhan Gencebay satırlarını, 'O, Türkiye'deki müthiş eğitimsizliğin bir göstergesi' buyuran, yine bir talihsiz ifadeye imza atan Fazıl Say'a yolluyorum.
Kışlık potpuri
Bu senenin ilk karını da idrak etmiş bulunuyoruz. Akşam donmuş, sabah işe gelirken otrişlere sarınmış, yollarda ikişer/dörder saat telef olmuş, eve dönüş programlarını şimdiden yapmış durumdayız.
B.'ye dedim ki, var mı şöyle bildiğimiz karlı kışlı şarkı sözü, akrostiş güzelliği filan...
Her derde deva B., Behçet Necatigil dizelerini sundu hizmetime; adı 'Kar Kar':
"Farı, kalbim, farı da/Kapına yığılacak karları/Kürüyeme!/Ben senin necinim, kalbim/Kulun, kölen, müneccim/İşlerin, açmazlar... koş aç, koş aç!/Rafında kapkacak, torbada un/Al bir lenger kar/Deve hamurunu kendine kendin!/Yokum ben, bıktım, gerçek bıktım/Kapan derdinle içerde/Acılar mı anılar mı kar kar."
Gördüğünüz gibi, Behçet Necatigil'in şiirlerinın yanı sıra puzzle çalışmaları da varmış!
Benim gibi yukarıdaki dizeleri anlamakta güçlük çekenlere son bir hizmet: Gencebay satırlarının kaynakçasından (Arif bittabii)
1. Sınıf Hayat Bilgisi Kitabı'ndan 'Elif'in Kış Hazırlıkları' çıktı bahtınıza:
"Elif, evde çok iş var. Evde kış hazırlığı var. Babam kışlık bulgur, fasulye, soğan, patates aldı. Annem, reçel, turşu, salça, tarhana yapıyor. Halam, yün aldı.
Bize çorap, kazak örüyor. Koş Elif koş, anneye yardım et."
Budur işte. Kış geldi. Kararlı biçimde geldi.