Taş fırın gelini gurur duyar

Şu anda TC sınırları dahilinde nefes alıp veren en mutlu kadının (henüz Dubai'ye uçmadıysa) Arzu Balkan Karadağlı olduğunu tahmin ediyorum.

Şu anda TC sınırları dahilinde nefes alıp veren en mutlu kadının (henüz Dubai'ye uçmadıysa) Arzu Balkan Karadağlı olduğunu tahmin ediyorum. Aslında nefes alıp verebiliyor mu, ondan şüpheliyim. İçine haddinden fazla gurur boca edilmiş coşkusu, ona nefes almayı, alırsa da vermeyi, unutturuyor olabilir.
Gerçi kaçırmış olma ihtimaliniz çok küçük ama birkaç gündür bütün perdelerini kapatmış olan varsa aranızda diye, bir hatırlatma yapayım.
Arzu Balkan, 30 Kasım gecesi, Karadağlı olmaya terfi eden bir gurur abidesi. 8 yıllık 'sıradan' bir sevgililik aşamasından sonra, 'kutsal eş' olmaya hak kazanan bir mutluluk sarhoşu. Türkiye'nin uğruna ölünen
dizi erkeklerinden birinin, 'Taş fırın Haluk'un kapı gibi nikâh cüzdanlı
eşi olmayı 'başarmış' içi içine sığmaz bir sevinç yumağı.
Kimsenin mutluluğunda gözümüz yok çok şükür. Ama Arzu hanımın Sabah Cumartesi'de çıkan 'Herkes duysun evleniyoruz' başlıklı tam sayfa yazısı bana bile dudağımı ısırttı. Yani o derece bir 'gelin başyapıtı' idi.
Kimse bana anlatmasın. Biliyorum. İnsan seviniyor evlenirken! Şuursuz bir durum olabiliyor. Ayar kaçabiliyor. Sağ elin birkaç parmağı mütemadiyen sol eldeki alyansı okşayabiliyor. Allahım, Allahım, seneler sonra nihayet kapıcı bana da 'yenge' diyecek diye çok trajik ayrıntılarda boğulunabiliniyor.
Hayatta kendimi ölçü aldığım üç-beş durum vardır. Mesela benim bile bilgisayarda yapabildiğim bir işi yapamıyor, benim bile bulabildiğim adresi bulamıyorsa, zekâsından ciddi şüphe ederim. Benzer biçimde, evlendi diye benden bile çok seviniyorsa, yine iyi gözle bakmam!
Yani hayatta kaç canlı benim kadar sevinmiştir evlenirken? Benim kadar zafer çığlıkları atmıştır? O kadar koşmuştur adamın peşinde? Rezil rüsva ve paspas olmuştur şu anda kim bilir evin hangi köşesine sıkışmış uyduruk bir evlilik cüzdanı uğruna? Nerde o sahi?
Oh, burda! Uluslararası Aile Cüzdanı. Livret de Famille International. TC İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü. Seri: F 01. No: 347359. Cüzdan Kayıt No: 3-91. Veriliş tarihi: 15. 11. 1998. Veren makam: Beşiktaş Evlendirme Şefliği.
Demek istiyorum ki benim kadar obsesif olan azdır bu 'kurum' konusunda. O yüzden, evlendi diye benden bile çok sevinen bir kadını pek 'normal' bulmuyorum.
Hele bu özel vakada, iş sadece aşk mı? Yoksa 'Memleketin bütün kadınlarının ayılıp bayıldığı bir adam, benim işte, nihayet benim, benim diyorum, benim, benim, benim!!!'in zapt edilememesi hali mi? 'Ben gelinlikle uğraşırken Sabah Grubu Halkla İlişkiler Departmanı ve onların problem çözücü direktörleri Esra (Dalgıç), Arzu Balkan ve Tamer Karadağlı çifti için seferber olmuşlardı bile' diyor yazısında Arzu Balkan. Böylesine duruma hayran. Böylesine dışarıdan. 'Mustafa Kemal ve Latife çifti' der gibi.
Mühim not: Karadağlı çiftine mutluluklar dilerim. Tamer Karadağlı'da kesinlikle gözüm
yoktur; dizi erkeklerinden birini alacaksam, Seymen'i seçerim.
İşte o yazı!
Bazı günler gazetenin ilk sayfasında bizi böyle Mikimoto incileri gibi diziyorlar. Genellikle GYY, muhteşem çene çukuru eşliğinde Murat Yetkin ve diğer mühim köşe yazarlarını koyuyorlar. Ama pazar günü bir baktık, aaaa bendeniz fasulyeyi de koymuşlar. Resmim, yanında da yazımın girişi. Ama kazara o iki cümlelik girişi okuyup 'Ne yazdı bakiiim bu' diye ikinci sayfaya geçerseniz, öyle anons edildiği üzere bir yazı yok! İlan yüzünden köşeye sığamamış. Açıkta kalmış.
Kıyıp atamadık tabii; günah! İşte o yazı:
Televoleleri 'başka' bir gözle izlerseniz, gayet aydınlatıcı da bulabilirsiniz. 'Kim kimle ne yapmış'ın dışında başka bir jargon da yaratılıyor orada. Bin kere yazıldı; 'düzeyli birliktelik' gibi klasikler o topraklarda filizleniyor.
Evvelki akşam bir baktım, 'sponsorluk ücreti' diye bir şeyden bahsediliyor. Beşinci sınıf manken hanım A.B., 'podyumdan sahnelere geçmeye çalışıyor'muş. İşadamı bilmem kim de ona albüm yapması için 40 bin dolar 'sponsorluk ücreti' teklif etmiş. A.B., kabul etmemiş. Adam da 'Eeee, bu sese bu kadar sponsorluk' demiş!
Şimdi arada 'sponsor' kelimesi geçmese, A.B. her an çıkabilir ortaya, bir 'ahlaksız teklif'e maruz kaldığı açıklamalarıyla ortalığı ayağa kaldırıp elinde Omo/Persil/Tursil/Bingo vesaire bütün 'matik'ler, ironik 'temiz podyum' faaliyetlerine girişebilir bas bas bağrınaraktan.
Ama burada durum farklı. Söz konusu olan 'sanat adına' teklif edilen bir sponsorluk. Bu noktada A.B. ancak sponsorluk ücretini beğenmezse daha 'etine buduna dolgun' bir sponsor arayışına girebilir. Sonra da telif hakları doğrultusunda bir pırlanta set ile bir 'jeep' talebinde bulunabilir. 'Yağlı kapı' mı dediniz? Hiiii, çok ayıp! 'Sanat adına' atılan adımlardan bahsediyoruz burada; jargonunuzu biliniz!