Üç adet Cem

Genel tarih bilgisiyle başlayacak olursak, Cem'in yanında 'İran Pişdadiyan hükümdarlarının...

Genel tarih bilgisiyle başlayacak olursak, Cem'in yanında 'İran Pişdadiyan hükümdarlarının dördüncüsü Cemşid' yazılı Mustafa Nihad Özön'ün Osmanlıca-Türkçe sözlüğünde, 'Şarabı bulan masal hükümdarı'. Cem, Peygamber Süleyman'ın ve Büyük
İskender'in de lakabı aynı zamanda.
Özel tarih bilgisine girecek olursak, bizim dönemin en popüler isimlerinden biriydi Cem. Şimdinin Berkecan/Nazlısu'larına tekabül ettiği söylenebilir. Ama sanki bizden biraz yaşlı. Yani kabaca söylersek bu furyanın Cem'leri şimdi 40 civarında.
Cem Sokak vardı Moda'da, sonra Cem Taksi. Üniversite zamanı en yakın kız arkadaşlarımdan birinin Cem diye bir komik adamla işi pişirdiği günlerde (evet, komik de olur bunlar; Bkz. Cem Yılmaz) Etiler'de, okul yolunda bir ayakkabıcı açılmıştı: Cemcem!
Cem aynı zamanda toplama, bir yere getirme anlamına geliyor. Yakın tarihimizde, böyle milleti bir araya toplayan; televizyon başında, sokakta, stadyumlarda, halk konserlerinde falan sevgi/heyecan/coşku
'seli'ne sebebiyet veren (ya da tarlası mı demeliydik?) 3 adet Cem görüyoruz. (Parantezin içi de fazla göndermeli oldu. Taksim'deki Milli Takım kutlamaları sırasında
spikerlerden biri, artık tüm klişelerin tükendiği noktada 'sevgi tarlası' demişti de; odur yani.)
Kronolojik dizersek: İsmail Cem, Cem Boyner, Cem Uzan. Her manada en birincisi İsmail Cem gerçi hep vardı ama büyük önder mertebesine ulaşması son bir hafta içinde oldu. O yüzden ben yine kişisel tarihimle gideyim.
Pasta evde Cem Boyner
Çöp evin faydaları: Kaç kişide vardır 1994 Temmuz'unun Esquire dergisi? Hemen çekip çıkarıyoruz. Ve kapağında 'Cem Boyner ekibiylegeliyor: Bu düzen değişecek' sloganı
görüyoruz. Metin Göktürk bir kolaj yapmış. Ortada güneş gibi parlayan bir Boyner, etrafında YDH'nin kurmayları. Cengiz Çandar, Asaf Savaş Akat, Mehmet Altan, Hüseyin Ergün, Zülfü Dicleli, Memduh Hacıoğlu, Tuğrul Erkin...
Emre Aköz ve Leyla İpekçi'nin yaptığı geniş bir röportaj var içeride. 'Yeni Demokrasi Hareketi'nin sözcüsü Cem Boyner, Türkiye'nin kurtuluşunun cepheleşmeden değil, uzlaşmadan ve sentezleşmeden geçtiğine inanıyor. Yeni Demokrasi Hareketi'nin çok köşeli yapısıyla yeni Türkiye'nin özlemlerine cevap vereceğini
belirten Boyner, mevcut siyasi yapıyı ve uygulanan politikaları sert biçimde eleştiriyor' diyor spotunda.
Dante'nin bir sözünden alıntı yapıyor Boyner: Cehennemin en sıcak yerleri ulusal kriz zamanlarında tarafsız kalmayı tercih edenlere ayrılmıştır.
O zamanlar Ortaköy sırtlarında, köprüden geçerken insana pasta ev hissi veren bir yerde oturuyordu Boyner. Fotoğraf çekimi aşamasında ben de oradaydım. O güne kadar canlı olarak gördüğüm en çekici adamlardan biriydi. Hele siyaset dünyasını düşünürsek rahatlıkla kimler geldi kimler geçti, hiçbirisi senin gibi görünmedi denebilirdi. Düşünün ki Turgut Özal'ın en seksi bilmem kaçıncı erkek seçildiği yıllardı. Cem Uzan daha doğmamıştı!
YDH'nin zamanlaması mı iyi değildi; düzgün adamları bir araya toplamak particilik için yeterli mi değildi, Boyner parti lideri olmaya hazır mı değildi, çok yazıldı çizildi. YDH başladı ve bitti. Aradan yıllar geçti. Lakin bana 1000 kilo olarak yansıyan bu yıllar, Cem Boyner'e hiç değmedi. Yani korkuyorum, yakında yakın dostu Osman Çarmıklı gibi olacak. Adam bir bilimkurgu kahramanı gibi hiç değişmeyecek.
En güzel zevce
YDH macerasına taze bir eşle girmişti Cem Boyner. O pasta/ oyuncak eve gittiğimizde evcilik arkadaşı Ümit Boyner'in bir koltukta yarım dakikadan fazla oturmasını engelleyen ultra dinamizmi bizi dumura uğratmıştı. Böyle bir lider eşi yoktu. Bizim bildiklerimiz sesi olmayan bir Nazmiyanım, sesi haddinden fazla çıkan bir Semranım ve o günlerde işi bu derece ilerletebileceğini düşünemediğimiz Marie Antoinette hanımdı.
Ama şimdi öyle mi ya? Haftalardır hayatımızda
bir Alara Uzan var. Gözümüzün önünde bir milliyetçilik anıtına dönüşen Cem Uzan pek ufkumuzu açmasa da, eşleri gözümüzü gönlümüzü epey bir miktar açıyor doğrusu.
Aynı isimli bu iki adamı, Boyner ve Uzan'ı aynı kategoriye koyanlar var; zengin/yakışıklı/prens politikacılar. Ama yani Boyner'in ekibinde hayatta söyleyecek sözü, artık dalga geçilen bir kelime olduysa da vizyonu olan isimler yok muydu? Akademisyenler, uzman gazeteciler, 68'liler, eski sıkı yöneticiler, fikir babaları falan. Ha, Cem Uzan'ın da sıra sıra genel müdürleri var, inci gibi dizdiği derzseniz, o başka. (Ne acayip di mi, tanıdık kebapçı/meyhane muhabbetlerinde olduğu gibi teker teker ellerini sıkıyor onların sonra.)
Ah, çok pardon. Bir de tabii Ali Taran'ı var. Dün Ali Atıf Bir'in Hürriyet'teki 'Üç hilal-Bir hilal = MHP light' başlıklı yazısını okudunuz mu? Zamanında Yıldırım Memişoğlu'nu bir kahramana dönüştüren Ali Desidero'lu Derby ve de Filli Boya/Milli Boya reklamlarından örnek veren Atıf hoca, "Ali Taran'ın tarzı bu" diyor,
"Türk'ün 'gönül telini titreten' kodları kullanmayı ve 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur' inancını pekiştirmeyi seviyor." Evet, Ali Taran şimdi de Cem Uzan'ın kampanyasıyla titretmeye çalışıyor tüm telleri. Fakat hakkını vermek lazım ki, Uzan da haftalar içinde işin hitabet ayağını çözdü. Yine böyle gözümüzün önünde 40 yılın kurt politikacısı şeklini aldı. Vücut dili ve sırt teri yıldızlı 10.
Sıranın İsmail Cem'e geldiği bu satırlarda sayfanın bittiğini hissediyorum. Neyse, başka zaman doya doya ilan-ı aşk ederim, bu seferlik kısa geçeyim. Bazı insanların gözünde vardır; sadece bakmak bile acınızı dindirir. İsmail Cem'in böyle bir etkisi var: Dindirecek. Bitirecek. Kurtaracak. 'Allah utandırmasın' dedi ya, bayıldım. Utandırmayacak.