Üzerimde karabüyü var!

Hakikaten başka bir açıklama bulamıyorum. Normal insanlar zorlu geçen bir kış sezonunda kaç kere hastalanır?

Hakikaten başka bir açıklama bulamıyorum. Normal insanlar zorlu geçen bir kış sezonunda kaç kere hastalanır? 1, 3, 5? Peki ben şu eylülün başından beri her hafta düzenli olarak 2 gün yatak döşek yattığımı söylesem, siz de bana 'Vitamin al' deseniz, ben de size 'Mucize ilaçlardan kuleler yaptım' desem, siz de bana 'Sen etli canlı bir şeydin, rejim yapıp verem mi oldun' deseniz, ben de size mevsim değişimi itibarıyla şekerpare ve kadayıfla beslendiğimi, toplam kilomdan 3 adet Calista Flockhart çıkarılabileceğini ifade etsem...
Valla bilemiyorum, bu işi karabüyü ile açıklamak bana daha kolay geliyor. Sürekli olarak hapşırıyor, günde 5 paket sigara içmişim gibi gürlüyor, balıkçı kazak üstü polarla bir buz kütlesi ısısında dolaşıyorum.
Artık o kadar gazozu kaçtı ki, iştekilere 'Hastayım' deyince 'Hımmm' diye gülümsüyorlar. Hastalık bahanesiyle iş kırma âdetimi de böyle uluorta ilan ettiğim için, sinemadan falcıya, mağazadan çaycıya gezip tozduğumu zannediyorlar. Yani en çorbaya/şefkate aç olduğum günlerde sokakta kapaklandığı için üstüne bir de annesinden fırça yiyen çocuk pozisyonuna düşüyorum.
Ve arada kaçırmak istemediğim şeyleri de kaçırıyorum. Arman Kırım'ın verdiği bir workshow'a katılacaktım mesela dün+bugün, olmadı. Sabah titremekten yorganı yiyecektim.
Bunu size de böyle açık seçik yazmamın sebebi, şu anda tuşlara morarmış parmaklarla basıyor olmam. Cümle sonlarına noktayı koymadan önce 2 kere hapşırıyorum. Ona göre okuyunuz yani. Şartlar budur.
Aşkı göstermenin yolları
İnsan bazen bir hüzne kapılıyor. Hayatta hiç ayağımdan vurdurtmadı, sokak ortasında 50 yerimden bıçaklamadı, bırak sokak ortasını, evde bile bıçaklamadı. Acaba beni yeteri kadar sevmiyor mu?
Kırmızı duvarlı odada neler olup bittiğini bir kitap haline getirmedi, günlüklerimi gazetecilere vermedi. Acaba yeteri kadar tutkulu bir ilişkimiz yok mu?
Paralarıma el koymak için birlikte intihar etmeyi teklif edip sonra kıvırtmadı. Acaba maddi mevzulara kafası basmıyor mu?
Üstüme kuma filan da almıyor, koskoca yatakta iki kişi uyuyoruz. Acaba çok mu muhafazakâr?
Son birkaç haftadır memleketimizdeki evlilik/sevgililik müesseselerine ilişkin haberleri okudukça kendi ilişkimin çok sıradan olduğunu düşünmeye başladım. Kan yok, intikam yok. Ne anladım ben bu evlilikten!
Hakikaten arkadaşlar, insanlar ne müthiş hikayeler biriktiriyor.
'Seni seviyor mu' diye sorsalar, ne cevap vereceğimi bilemem artık. Kadının biri diyecek ki, 'Ayağımdan vurdurttu, daha ne?' Öbürü diyecek ki 'Anacım seninki başkasına yaptırdı, benimki kendi elleriyle bıçağı soktu çıkardı, soktu çıkardı, 50 kere. Az meşakkatli iş değil, sevmese yapar mı?'
Ben de diyeceğim ki, 'Evet, geçenlerde bir sabah sosisli yumurta yaptı, aşkının ifadesi olarak.' Yani, söyler misiniz, kimi keser?
Bu şiddet gösterilerinin tasvip edilecek yanı yok ama tarz açısından üçüncü sayfa haberlerine yatkın bir milletin evladı olarak, bir miktar anlayabiliyorum o 'kodum mu oturturum'culuğu. Benim bile 'Aaaa, siz kedi mi aldınız eve' sorusuna imkân tanıyacak tırmık ve ısırıklarım olmuştur yani tarihteki çeşitli aşki kavgalarda. Bu tip durumlarda elinin ayarını kaçırmamak lazım. Tırmalarsın suratını olur biter, 50 kere bıçaklamanın âlemi yok.
Son dönem medyada Vivident'leşen aşk/evlilik/sansasyonlar arasında benim en uzak bulduğum, işin içine rakamların girdiği 'intiharımsı' oldu. O başka bir şey. İçine cinayeti de alan bir hırsızlık vakası. Çok adice. Tutku mutku yok.
Bir de bunun tersi haber çıktı dün, bayıldım.
Hem hüzünlü hem sürprizli bir hikâye. Biraz da masal gibi. Koca ölür. Kasaya giden İngiliz dul eş hisse senetlerinin falan filanın yanında bir kadife kese bulur. Açtığında dıdıdıdınnnn olur. Kesenin içinde kuruyemişçiden bir kesekâğıdı karışık yaptırmışsın gibi duran pırlantalar vardır. Ve bir de James Bond göndermeli not: Rusya'dan sevgilerle...
Rahmetli, Rusya'daki işlerinden toparladığı bu 77 adet taşı karısı için biriktirmiştir. Toplamı 2.5 trilyon liradır. Yani hem epey bir refah, hem bunun pırlanta formunda sunumu, dolayısıyla da aşk, meşk, bağlılık, vs. vardır.
Ne ayaktan vurdurtan, ne yere yatırıp doğrayan, işte aşkını gösteren ideal erkek budur. Tabii sosisli yumurta da pırlanta değerindedir; o ayrı.
Silikon mağduruna ithafen
Bu kitabın adını vermiştim size geçen hafta. Ciddiye almadıysanız, kınıyorum.
"Maeterlinck'e göre insanoğlu 'rastlantı sonucunda oluşmuş bu gezegenin üzerinde' trajik bir yalnızlık içindedir. Türler geçirimsiz bölmelerle birbirinden ayrılmıştır. Bir istisnanın dışında: 'Çevremizi saran hayatın bütün biçimleri arasında köpeğin dışında hiçbiri bizimle ittifak kurmamıştır.' Şair ata, eşeğe, koyuna, tavuğa ve 'gizemli yüreğinde bizi lanetleyen' yırtıcı bir hayvan olan kediye güvenmez. Biraz daha akıllı olsalar ve gerekli silahları bulunsa bizi haklayacaklarına yürekten inanır. Ama yaşayan dünyaya genel olarak baktığında Maeterlinck köpeğin büyük bir ayrıcalıktan yararlandığı görüşündedir:
'Köpek yadsınamaz, elle tutulur, reddedilemez, kesin bir tanrıyı bulan ve tanıyan tek canlı varlıktır. Hasletlerini neye adayacağını bilir. Kendisini aşan kimseye yar olacağını bilir. Karanlıkta, kusursuz, üstün ve sonsuz bir gücün, birbirini izleyen yalanların, varsayımların ve düşlerin peşinde koşması gerekmez." (Köpek Olmanın Güçlüğü, Roger Grenier)
Bu satırları Courtney Love'ın silikonlarını yiyerek bu dünyaya veda eden köpeğinin aziz ruhuna ithaf ediyorum.