'Yeşil Işık'ın iyi yanları

Festival başlamadan 'Yeşil Işık'ı görmek için ölüp bitiyordum.

Festival başlamadan 'Yeşil Işık'ı görmek için ölüp bitiyordum. İtiraf etmeliyim ki iyi bir film seyretme hayalinden ziyade, ileride bir 'pop portreler' yapma imkânı olursa, kenara malzeme kırıntıları istifleyeyim diye.
Filmi gündüz saatlerinde, 50+'lık 'normal' yani Kenan Işık'a âşık, Hülya Avşar'a bayılan kadınlar topluluğuyla kuşatılmış vaziyette seyrettim. Onlar bile bizim Uğur Vardan'la aynı fikirdeydi: Meğer ondaki keramet 'Kim 500 Milyar İster'in koltuğunda sabit durmasındaymış. Hareket edince olmuyor!
Avşar'ın oynamaması/oynatılamaması, özellikle
ikinci yarıdaki 'aşkım' ve 'birtanem' ısrafı,
garip tutarsızlıklar; 'romantik komedi' hadisesinin bir ucundan hadiiii paldır küldür öbür ucuna savrulmalar; film aleyhine söylenecek bir dolu laf var. Ama herkes o kadar vurdu ki. Bari ben de birkaç iyi yanını söyleyeyim. Haldun Dormen'de bir altın devir durumu var; çok iyi. Olgun Şimşek'in, 'kocası' Kazım'ın mezarının başındaki 'Senin esas karın bendim di mi' tiradı mükemmel. Serra Yılmaz'ın da yine mezar başı serzenişi olağanüstü. Deniz Akkaya'nın, daha vadenin dolmadığını gösteren
çalışma ve konuşması hiç fena değil. Neticede bir sürü tek başına matrak olan ayrıntı var filmde. Ama bütünü...
Okulda bir arkadaşımız vardı. Ağzı, burnu, kaşı, gözü çok güzeldi. Ama herkes aynı şeyi söylerdi: Hepsi bir araya gelince olmamış.
'Formatına uygun' mu?
'14 Nisan Sevgililer Günü' başlıklı bir faks aldık. Meğer bu sene bir tek 14 Şubat kesmemiş, yalnız kalplere fayda sağlamak için her ayın 14'ünde 'blind date' partileri yapılıyormuş. Bu geceki, ne demekse
'formatına uygun olarak' Line'daymış. 'Yılda bir gün yetmeyenlere' diyor faksta. 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' iddiasındalar ayrıca. Biz vazifemizi yapalım.
Belli mi olur, belki o yeşil ışığı beraber göreceğiniz ruh ikizinize rastlarsınız.