Yeşim Salkım'ı sevmek mümkün olabilir mi?

Zirveden sonra hızlı bir düşüş yaşanmıştı; magazin 11'ini sahada koşturduğumuz haftanın akabinde, takımlarda bir yorgunluk, bir tembellik... Sanki yavaş yavaş form tutuluyor mu gene...

Zirveden sonra hızlı bir düşüş yaşanmıştı; magazin 11'ini sahada koşturduğumuz haftanın akabinde, takımlarda bir yorgunluk, bir tembellik... Sanki yavaş yavaş form tutuluyor mu gene...
Haftanın patlaması Fox'ta yayımlanan 'Bir Dilek Tut'ta, Yeşim Salkım imzasıyla geldi. Jüri üyesi olduğu yarışmada, katılanlardan Hilal Cebeci isimli türkücüyle papaz olan Salkım, özrü kabahatinden 40 kat yüklü, söküldü: "Sana 'En İyi Çıkış Yapan Kadın Şarkıcı' ödülünü aldırttım, daha ne olsun!"
Hakan Uzan'la evli olduğu sırada böyle faydalı bir iş de yapmıştı. O dönemde kurduğu Yeşim Müzik'ten albüm çıkaran Cebeci'nin, Uzan şirketlerine bağlı bir müzik kanalının düzenlediği yarışmada ödül almasını sağlamıştı. Hem başka şaibeli ödüller de vardı.
Eylem çok şaşırtıcı değil tabii, beklenir. Alt tarafı kocasının şirketi. Aile içi ufak bir alışveriş. Zaten zamanında konuşulan başka müdahaleler de var.
Acayip olan, bunun bu rahatlıkla dile getirilmesi. Böyle sıradan bir durumda yaşanan göz dönmesi.
İşte Yeşim Salkım farkı: Hazımsızlığa, kibre, kıllığa, nevroza, iş ve erkek idare amirliğine ilaveten kaça varan arıza katsayısı, nasıl bir dellenme potansiyeli, gözde kaç derece karalık?
Dün öğlen, magazinin piri bir ahbabımla konuşuyorduk. "Bu âlemlerin en mert, en oynamayan üç kadınından biridir" dedi Salkım için, "Öbürleri de Seda Sayan'la Hülya Avşar'dır."
Varsa eğer bu alanda geçerli bir oyum, Seda Sayan'dan yana kullanırdım. Yeşim Salkım'a dair bunca yıl biriktirdiğim önyargılarımla öyle kolay vedalaşamazdım.
Derken laf babasız büyümüş kızlara geldi, Salkım da onlardandı. Bu defa o işlerin piri bir ahbabım aldı çatalı eline, çünkü bir yandan da bizim işyerinde yaptıkları o nefis kara lahana sarmalardan götürüyorduk, ve bu babasız kızların sonra hayatla ne tip alıp veremedikleri olduğunu, kendi hayatından girip Salkım'dan çıkarak pek güzel açtı. Bir anda yıllar önce bütün o görgüsüzlüğüyle gelip 'Senin yaşın kadar zamandır bu işi yapıyorum'luk taslayan (Aynı yaştayız!) Salkım'ın bütün defolarına gerekçeler yaratır, tüm uyuzluğunu rasyonalize ederken bulduk kendimizi.
Zor bir karar: Bu saatten sonra Yeşim Salkım'ı sevmek mümkün olabilir mi?
Ece cumhurbaşkanı seçiyor
Yine aynı sektörden müstesna bir kendine yontma örneğiyle devam edelim. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gündeme geldi ya... 'Sweetheart'ı tarafından nasıl da okuyan eden, bilgili, kültürlü bir kız diye sunulan Ece Gürsel, aylar önce püskürttüğü gafını buzluktan çıkarıp, fırına atıp, tersyüz edip, "Bakın, ben söylemiştim" yapıyor.
Cumhurbaşkanını zaten halkın seçiyor olduğunu zannederek "Kimse boş oy atmasın arkadaşlar, bir oy bir oydur" diyen Gürsel, bu defa "Keşke halk seçse demiştim. Bakın şimdi halk seçebilecek. Bütün köşe yazarları eleştirmişti beni, şimdi dediğime geldiler" diye seviniyor, "Temmuz ayında yapılacak seçimlerde işlerimi iptal edip oy sandığına gideceğim" diye de ekliyor.
Canım, bu defa da 22 Temmuz'da cumhurbaşkanı seçeceğimizi sanıyor herhalde.