AB ve laiklik

Cumhurbaşkanı Gül'ün Strasbourg gezisi dolayısı ile AB konusu tekrar öne çıktı. Malum, bir zamanlar her meselemizi AB üzerinden konuşuyorduk.

Cumhurbaşkanı Gül'ün Strasbourg gezisi dolayısı ile AB konusu tekrar öne çıktı. Malum, bir zamanlar her meselemizi AB üzerinden konuşuyorduk. Şimdi, laiklik üzerine son tartışmalarda, yine raconu AB kessin havası
esmeye başladı. Salı günkü Sabah gazetesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Başkanı Linden ile yapılan röportajda, 'Laiklik sulanırsa Avrupa'yı unutun' sözünü manşet yapmıştı.
Linden, Hollandalı Hıristiyan Demokrat bir politikacı, koyu Katolik ama sıkı bir laik olarak takdim ediliyor. Olabilir de, Türkiye ile ilgili ahkâm kesen Hıristiyan Demokratlar önce partilerinin isminden işe başlasalar diyorum. Benzer bir şey Türkiye'de olabilir mi? Yani bir siyasi partinin ismi 'Müslüman Demokrat' parti olabilir mi? Maazallah AKP bu ismi seçmiş olsaydı, 'Vay siz Müslümansınız da geri kalan ne?', 'Açıkça dini siyasete alet ediyorsunuz' denmez miydi?
Ayrıca, Linden'i bilmem de, Avrupalı Hıristiyan Demokratlar AB'nin Hıristiyan kültürünün bir uzantısı olduğunun altını çizmek için yıllardır mücadele vermiyorlar mı?
Dahası, Linden, imam-hatip okullarını ima eden 'Hukuk fakültesinde okuyan papazlar avukat olabilir mi' sorusunu 'Ne demek istiyorsunuz?' demek yerine, 'Papaz papazdır, olamaz imkânsız' diye cevaplamış. Yani hileli soruya hileli cevap vermiş. Oysa, hukuk fakültesi bitirmişse, tabii ki herkes baro sınavını verip meslek icra edebilir. Dahası, hemen tüm Avrupa ülkelerinde, 'inanç okulları' (faith schools) var. Çocuğunuzu daha ilkokuldan başlayarak Katolik okuluna gönderebiliyorsunuz, kimse de, 'Madem Katolik okulunda okudun papaz ol' demek durumunda değil.
Laiklik din ve devlet işlerinin ayrılması ve kamu hayatına düzen veren kuralların din kökenli olmaması kuralıdır. Bunun dışında her ülkede tarihsel-kültürel arka plana uygun düzenlemeler yapılır. Hep verdiğim örneği tekrar hatırlatayım, Türkiye ve Fransa, laikliği en katı tarif eden iki ülkedir, ama birinde Kurban Bayramı diğerinde Noel resmi tatildir. Şu anda bunları tartışmıyoruz, tartışamıyoruz..
Bu tartışmaya Avrupalıların katkı yapmasını beklemek de boş hayal. Özellikle 11 Eylül'den sonra mesele din ve devlet ayrımı meselesi olmaktan çıktı, Avrupanın her yanında ciddi bir Müslüman paranoyası var. Laiklik, din-devlet ayrımı falan değil, doğrudan İslam meselesi haline geldi. Yaygın olarak, Hıristiyanlığı kendi kültürlerinin doğal parçası, Müslümanlığı her bakımdan kuşkulanılacak ve sorgulanılacak bir tehdit olarak görüyorlar. Dünyaya buradan bakan, kendi göçmen Müslüman nüfuslarıyla bir arada yaşama sorunu yaşayan Batı demokrasilerinin bize laiklik konusunda önereceği fazla bir şey olamaz. Zaten belli ki kafaları çok karışık, bir gün laik kesimi, toptan paranoyak, Batı karşıtı otoriter azınlık olarak tanımlıyorlar, AKP'nin demokrasinin garantisi olduğunu söylüyorlar, ertesi gün AKP, İslami yönetim getirirse bozuşuruz diyorlar. Belli ki, Türkiye'de kimseyi beğenmiyor, kimseye güvenmiyorlar. En kötüsü, AB üyeliği süreci dolayısıyla bunca yakın ilişkiye rağmen Türkiye'yi doğru dürüst bilmiyorlar, tanımıyorlar, manşet diliyle söylersek ha bire 'uyarıyorlar'. Bu uyarılar, hangi dönemde hangi tarafın işine yarıyorsa, onlar tarafından dörte elle sarılınıp, manşet haline geliyor.