Çocuk pornosu ve 'Liberal Dogma' (1)

Çocuk pornografisi, benim konuşmaktan en rahatsız olduğum konulardan biri. Rahatsızlığımın nedeni mevzunun insanlık için çok acıtıcı olmasından kaynaklanıyor.

Çocuk pornografisi, benim konuşmaktan en rahatsız olduğum konulardan biri. Rahatsızlığımın nedeni mevzunun insanlık için çok acıtıcı olmasından kaynaklanıyor. Tam da bu nedenle, tartışmaya açılacaksa, bu konudan hiç kaçınmamak gerekiyor, tam tersine buyrun sonuna kadar tartışalım.
Bu mevzu, Türkiye'de ilk kez, beş yıl önce, bir çocuk pornosu çetesi yakalandığında, tartışma konusu olmuştu. Gülay Göktürk adlı bir yazar, gerçek çocukların yer almadığı, çizgi-simulasyona dayalı çocuk pornosunu savunan bir yazı yazdı(Sabah, 9 Ocak 2002), benim de aralarında olduğum birçok insandan sert tepkiler aldı, konu kapandı. Geçenlerde, aldığı bir eleştiri dolayısıyla konuyu yeniden açmış (Bugün, 23/2/2007). Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin, sanal çocuk pornosunu yasaklayan karar için aldığı iptal kararını (Nisan 2002), öne sürerek ne kadar haklı olduğunu ileri sürmüş. Dahası, kendini eleştirenlerin, o zaman bu kararı görmezden geldiğini söylemiş.
Bu konuda çok haklı, o zaman ben haberi Washington Times'ta (17/4/2002) gördüğümde de dehşete kapılmıştım, ancak, konu Türkiye'nin gündeminden tamamen çıktığı için yazmayı ihmal etmiştim. Ama, kendisi neden bu 'müjdeli' haberden hiç bahsetmedi merak ettim doğrusu.
Göktürk, bu müthiş öngörüsü için, 'Amerikan Yüksek Mahkemesi'nde görülen bir dava olduğunu bilmeden, Yüksek Mahkeme'den dört ay önce
aynı akıl yürütmeyi yapmak, her yazara kısmet olacak onur değildi doğrusu'. Buna 'züğürt tesellisi' demek isterim, akıl, izan züğürtlüğü tesellisi. ABD Yüksek Mahkemesi, bir karar alınca, mevzu ne olursa olsun, selam duracağız, üzerinde düşünülecek, konuşulacak şey kalmadı, Amerikan yüksek aklı, insanlık için son raconu kesti, diyeceğiz öyle mi? Övündüğü, onur duyduğu şeye bakın!
Göktürk'ün, liberal düşünceden, özgürlükten anladığı da, 'Emir demiri keser' cinsinden bir 'Özgürlük, her şeyden önce gelir, fazla kurcalamaya hacet yok' kestirmeciliği, bir tür liberal dogmacılık, daha doğrusu liberalizm adına sergilenen bir tür kalın kafalılık. Üstelik, 'özgürlük'ten anladığı da, sıradan bir 'serbesti' fikri, o da ayrı bir tartışma konusu.
Aslında, fikir özgürlüğü, tam da bu nedenle çok değerli. Hiçbir şey akıl yürütmenin, tartışmanın önünde engel olmasın, insan hayatının karmaşıklığı, kestirmeden varılan 'doğrulara' kurban gitmesin diye önemsiyoruz fikir özgürlüğünü. Kestirmeden varılan doğrularla, yani 'Her şey serbest olsun, mesele kalmaz'la, 'tutarlı' olmak kolay. 'Çocuk pornosunu da savunurum, faşist düşüncenin ifade edilmesini de, türbanı da, bakın ne tutarlıyım, üstelik koskoca ABD Yüksek Mahkemesi de, benim görüşümü teyit ediyor' der, düşünce konforunuzu bozmadan, sığ sularda yaşar, 'düşünür' geçinir gidersiniz.
Oysa, insan hayatı, son derece karmaşık, karşınıza bin bir soru, sorun çıkarıyor, bu sorular karşısında, zaman zaman zihniniz düğümlenmeli, çelişkiye düşmeli, düşünce konforunuz, hatta asabınız bozulmalı. Çocuk pornosu ve onunla doğrudan bağlantılı pedofili meselesi tam da böyle bir konu. Çocuklara tecavüz suçu işleyenler yakalandığında, insan paramparça oluyor, hem en ağır cezalarla cezalanmasını istiyorsunuz, hem bu zavallılara acımaktan kendinizi alamıyorsunuz.
Bu öyle, kolayca, bırakalım, böyle bir eğilimi olanlar 'kimseye zarar vermedikleri sürece', sanal âlemde hislerini tatmin etsinler, zarar verince cezalandırırız, diye işin içinden çıkılacak bir konu değil. Bırakın Amerikan Yüksek Mahkemesi'ni, Dünya Mahkemesi kurulup, bu yönde karar alsa, değil.