Filistin'e davet

Doğrusunu söylemek gerekirse beş gündür, Tel Aviv, Kudüs, Ramallah, Nablus, El Halil (Hebron) arasında dört dönmekten, bu karmaşa hakkında yazı yazmaya mecalim kalmadı.

Doğrusunu söylemek gerekirse beş gündür, Tel Aviv, Kudüs, Ramallah, Nablus, El Halil (Hebron) arasında dört dönmekten, bu karmaşa hakkında yazı yazmaya mecalim kalmadı. Daha doğrusu, bu kadar karmaşık, bu kadar dal budak salmış, üzerinde bu kadar şey söylenmiş,
çok dahası da söylenebilir bir mevzuda, konuya ne ta baştan başlamak, ne en sonundan devam etmek, buradaki ruh halimle içime sinmedi.
En son gittiğim Hebron, malum, İsrail-Filistin meselesinde üzerinde en çok haber, tartışma çıkmış yerlerden biri. Ama inanın gazeteden okumak veya televizyondan seyretmekle bizzat orada bulunmanın en çok fark ettiği yerlerden biri. Hebron, diğer yerleşim bölgelerinden farklı olarak, fanatik Yahudi yerleşimcilerle, Filistinlilerin cidden dip dibe, duvarları birbirine yapışık yaşadığı ve dolayısıyla son derece gerilimli bir yer.
Filistin meselesini kavrayabilmek için, sadece gerilimin bu denli yüksek olduğu yerler değil, genel olarak buraları görmek ve tarafları uzun boylu dinlemek lazım. Hebron’da, 1994’de yaşanan kanlı olayların ardından, BM Güvenlik Konseyi’nin 904 nolu kararıyla kurulan geçici bir uluslararası gözlem birimi (TIPH) var. Birim, İsveç, Norveç, İtalya, İsviçre, Danimarka ve Türkiye’den görev yapanlardan oluşuyor. Şu an burada görevli olan, birisi kadın yedi arkadaşımızla uzun uzun sohbet ettik.
Onlar da, en çok, uzaktan bakmaktan şikâyet ediyorlar. Hem medyadan, hem farklı çevrelerden daha çok insan gelsin, olan biteni yerinde görsünler istiyorlar. Nitekim, bizim Hebron’da olduğumuz gün İngiltere’den kalabalık bir üniversiteli grubuda gözlem amaçlı bir ziyaret yapıyorlardı. Ayrıca, bildiğim kadarıyla, Filistin’e sosyal yardım içerikli yaz kampları var, birçok Batılı öğrenci tatillerinin bir kısmını buralarda geçiriyor.
Benzer ziyaret ve faliyetleri, gençlerimize tavsiye ederim. Meydanlarda radikal slogan atmak yerine, gerçek ortamı görmek ve somut destek olmaya çalışmak kuşkusuz daha anlamlı olur.
TIPH yetkilileri, özellikle iki bölge arasında sıkışmış yerlerde esnaftan alışveriş yapmanın bile, bu insanların orada tutunabilmeleri için çok anlamlı olacağını söyledi.
Maddi yardım deyince, yeri gelmişken, bir de, hiçbir kanun kural tanımadan, Filistin’e eşya ve mal olarak yardım göndermeye çalışanların da, Türkiye’nin Filistin ilgisi açısından faydadan çok sorun yarattığını da bu vesile ile hatırlatayım. Filistin konusunda bir şeyler yapmak isteyenlerin kafasına göre takılmak yerine, mevcut tanımlanmış çerçevelerde yapacakları çok şey olduğunu kavramaları gerekiyor. Filistin’de yaşayanların özellikle de Türkiye gibi bir ülkeden gelecek her türlü ilgi ve desteğe ihtiyaçları var.
Radikal, toptan reddiyeci, kestirip atıcı tutumların, herkesten ziyade sahibini tatmin ettiğini, sıkıntı yaşayan insanlara kısa vedeli gönül rahatlığı sağlamak dışında bir faydası olmadığını, dahası bu insanlara ulaşmak açısından sıkıntı yaratacağını sürekli hatırlamakta fayda var.