Kürt meselesinde mayın haritası

Kim ne derse desin, mevcut Türkiye tablosu içinde 'Kürt meselesi'ni çözme ihtimali sıfırdır. İkinci olarak, ufukta çözüm görmüyor olmak, 'çözülmesin' demek değildir.

Kim ne derse desin, mevcut Türkiye tablosu içinde ‘Kürt meselesi’ni çözme ihtimali sıfırdır. İkinci olarak, ufukta çözüm görmüyor olmak, ‘çözülmesin’ demek değildir. Tersi, daha da önemlisi, yani ‘çözülsün’ demek çözmeye yetmez. O nedenle, boy boy röportaj vermenin veya yayınlamanın lüzumu yok.
Okuyun, görüşleri, röportajları, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Bırakın, MHP gibi ters yöne kürek çekmekten başka siyasetleri olmayanları. Çözülsün diyenlere bakın, çoğu ya, hâlâ yuvarlak laflarla mugalata yapıyor, ya birinin dediğini diğeri tutmuyor. Bırakın terslenenleri, ‘çözümden yana olanlar’ denilenleri bir masa etrafında toplasanız, somut kaç konu üzerinde anlaşabilirler merak ediyorum.
Yoksa, bayram tebriği kıvamında temennilerde anlaşmak zor değil.
Ama, tekrar iddia ediyorum, bırakın MHP ve/veya CHP çizgisini, ‘çözümden yana olanlar’ın da, bir yol haritası yok, ve öyle görünüyor ki, kısa vedede yol haritası çıkarma ihtimalleri de yok. Bu işler kuş diliyle çözülecek, yuvarlak laflarla geçiştirilecek işler değil.
Yine tekrar etmek isterim, Kürt meselesi, demoktarikleşme ile falan çözülecek safhayı geçti. Her şeyden önce, Kürtler artık sadece, bireysel insan hakları talep etmiyor, en hafif deyimle, ‘kollektif hak’ talepleri söz konusu. Bu türden haklar, sadece AB uyum sürecinin gerektirdiği demokratikleşme çerçevesine sığmaz. Tartışması, pazarlığı münhasıran yapılacak şeylerdir. Mesela, çözüm önerileri arasında sıralanan ‘ana dilde eğitim’ talebi, tüm Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yeniden ve köklü biçimde düzenlenmesini gerektiren bir iştir. Hatta o da yetmez. Bu talep de, Kürtlerin kimlik ve kültürlerini yaşatabilmeleri için ‘pozitif ayrımcılık’ talebi de, Lozan Anlaşması ile sadece ‘azınlık’ olarak tanımlanmış gruplara tanınmış hakların Kürtlere genişletilmesi gibi bir büyük kapıyı açmayı gerektirir.
Diyelim, bir büyük değişim yönünde bir siyasi irade oluştu, sorun orada da bitmez. Bu türden büyük değişimlerin çerçevesinin tam olarak belirlenmesi açısından derinlemesine çalışma yapmak gerekir. Benim bildiğim kadarıyla, bunca Kürt toplantısı, tartışması, buluşmasına karşın, bu türden yol haritası çalışmalarından eser yok. Somut öneri olarak, ‘Kürt Enstitüleri’ dışında dile dökülmüş hiçbir şey duymadım. Herkes, ‘biz sözünü alalım, pazarlığı yapalım gerisi gelir’ havasında. Bu işin bir tarafı.   
Diğer taraftan, gelelim ‘siyasi irade’ meselesine. Nedir bu ‘siyasi irade’nin bileşenleri? Siyasi irade göstermesi bekelenen, sadece mevcut sivil iktidar mıdır? Tüm siyasi rejimin ciddi dönüşümünü gerektirecek bir süreci herhangi bir iktidarın tek başına hayata geçirmesi mümkün mü? Fazladan mevcut iktidarın kendisi, laiklik ekseninde, rejim tartışmalarının göbeğinde yer almaktan kurtulabilmiş değil. Bu zeminde dahi, yeni bir demokratik mutabakat sağlanabilmiş veya buna yaklaşmış değil.
Türkiye’nin yoluna tökezlemeden devam edebilmesi için Kürt konusu da dahil olmak üzere, yeni bir siyasal ve toplumsal mutabakat zemini kurması şart. Muhalefet partilerinin bu zarureti kabul etmekten bucak bucak kaçması Türkiye’nin işini zorlaştırıyor. Ancak, bu durumun faturasını sadece muhalefete çıkarararak işin içinden sıyrılmak mümkün değil. Mevcut iktidar, başından beri, ‘siyasi uzlaşma’ tavsiyelerini ‘teslimiyete çağrı’ olarak okudu.
Büyük Türk demokratları da, bu okumayı körüklediler. Oysa, Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihinin biriktirdiği sorunları çözmesi, rejimin demokratik dönüşümünün hasarsız gerçekleşebilmesi için uzlaşma siyasetleri şarttı. Geldiğimiz noktada bu uzlaşma zaafı, Kürt meselesinin seyrini fazlasıyla etkileyecek.
Tüm bu nedenlerden dolayı, Türkiye’nin mevcut tablosu içinde Kürt meselesinin çözülme şansı yok diye düşünüyorum. Olumlu düşünmek adına boş laf edip, boşa sarmaktansa, meseleyi ciddiye alıp, yoldaki mayınları görmeye/göstermeye çalışmak daha anlamlıdır. Gelin, önce gerçek bir ‘yol haritası’ ve bununla birlikte bir ‘mayın haritası’ çıkaralım, yola öyle çıkalım, böylesi daha çok umut vaat eder diyorum.