Medya ikiyüzlülüğü

Salı günü yazdığım 'Muhafazakâr İkiyüzlülük' yazıma, daha ziyade medya zemininden devam edeceğim. Ama, önce şunu hemen söyleyeyim, dindar çevre mensubu çevreden diyebileceğim birçok insandan çok olumlu tepki aldım.

Salı günü yazdığım 'Muhafazakâr İkiyüzlülük' yazıma, daha ziyade medya zemininden devam edeceğim. Ama, önce şunu hemen söyleyeyim, dindar çevre mensubu çevreden diyebileceğim birçok insandan çok olumlu tepki aldım. Bu ikiyüzlülük dediğim dairenin dışında kalan ne çok insan olduğunu göstermesi açısından benim için çok önemliydi. İkincisi, çok güvendiğim bir arkadaşımın 'olumsuz' eleştirisi ve daha doğrusu uyarısıydı. Arkadaşım, çok geniş kapsamlı bir konuyu bir yazıya sığdırma çabasının, eleştirilerimi, 'dindarlara hiçbir şeyi yakıştırmayan'ların eleştirilerine karıştırabileceğini söyledi.
Kuşkusuz, modernlik, kapitalizm ve İslam gibi geniş bir konuyu gazete yazılarına sığdırmak mümkün değil. O nedenle hemen belirteyim, benim öncelikli itirazım, insanların heva ve heveslerine İslami (ve başka durumlarda sol, demokrasi gibi başka faziletli söylemlere dair) kılıflar uydurma girişimi. Bu noktada, itirazım Mustafa Özel'in şahsı, kendi hayatı değil, girşimci, üretimci ekonomik söylemleri fazilet mertebesinde sunduğu yazısıydı. Bence en iyisi, bu tartışmayı sıradan polemikten çıkarıp, daha geniş çerçevede sorun yapıp tartışmak.
Diğer taraftan, konu gelip benim Radikal'de yazmama dayandığı için açılan medya konusuna dayanmıştı, bu kısmı biraz daha açmak istiyorum. Bu konu katiyen dindar veya muhafazakârlar ve son iktidarla ilişkileriyle sınırlı bir konu değil. Her iktidar döneminde kayırma, yandaşlık ve bunun medyaya yansıyan kısmı tartışma konusu edilir. Bence bu konunun, medya ayağı, diğer alanların yanında devede kulak falan değil, onlardan daha fazla önemli. Zira, şu veya bu ihaleyi alan adam sonuçta adil veya olmayan bir şekilde para kazanıyor bu ayrı sorun, ama konu medya olunca işin içine fikirler, kanaatler, 'aydın' tutumu giriyor, yani bu işin vebali daha büyük.
Gelinen noktada, benim gibi Radikal gibi bir gazetede yazan biri bile, şu veya bu görüşünden dolayı, 'Vay sen misin onu diyen, belli ki, Doğan grubu Genelkurmay'la görüştü o nedenle bu tavrı gösteriyor' ithamı altında kalacak, ama iktidarın yakını medyada yazanların söyledikleri hiç kurcalanmadan 'demokratlık' hanesine yazılacak şeklinde bir ortam oluştu. Kuşkusuz, iktidara yakın medya kuruluşlarında da benim durumumda olan bir sürü insan var. Belli ki, ne çalıştıkları medya grubu iktidara yakın olduğu için onların konumu, geliri değişiyor, ne Doğan grubu şu veya bu ile görüştüğü için benim konumum değişiyor, dolayısı ile onların ve benim kanaatlerimizin samimiyeti konusunda soru işareti oluşturacak bir şey yok. Ama herkesi aynı kefeye koyup, işin içinden sıyrılamayız.
Ama diğer taraftan, mesela, liberal, demokrat, muhafazakâr denilen birtakım adamlar, iktidara doğrudan veya dolaylı desteklerini ranta çevirecek, sonra o adamlar, o medya kuruluşlarının tutumu sorun olmayacak ama, Doğan grubu mensupları hep siyasi-ekonomik hesap içinde olmakla itham edilecek. Dahası, o adamlarla benim gibi, sıradan yazarların hepsi aynı zeminde 'demokrasi' tartışıyor olacak. Burada sizce bir aksilik yok mu?
Mesela, birisi TMSF'nin el koyduğu yayın organlarının birinde yaptığı TV programı için, sokaklarda dev ilan panoları kiralatacak, büyük gazetelerde tam sayfa ilan verecek, sonra o programda demokrasi tartışacak, dahası devlet parasından geçinen 'asalak memurlar' diye üç kuruş alan memurun maaşını parmağına saracak. İzah edilir şey mi?
İşin kişisel fazilet, ilkelilik yanı bir yana, medyanın bağımsızlığı veya günümüz dünyasında bu mümkün değilse görece bağımsızlığı tüm toplum açısından son derece önemli. Bu alandaki yozlaşma, toplumda düşünce tartışmaları ve aydınlar konusunda güven, kredi kaybına yol açıyor. Bir adım sonra kimse ne demokrasi diyenin, ne laiklik diyenin samimiyetine güvenmiyor, bu güven kaybı, kullandığımız kavramların anlamını, önemini aşındırıyor. İnsanlar kime inanacaklarını, güveneceklerini bilemiyor, toptan okuryazar takımından soğuyor. Dahası, böyle bir ortamda, bu alanın dışında durduğu için veya öyle sanıldığı için, her çevreden aşırı tepkisel, savruk, hatta meczup bir sürü adam, çevre, abi itibar kazanıyor. Tüm bunlar fazlasıyla birbiriyle bağlantılı. O nedenle fazlasıyla önemsenmeyi hak ediyor, gelin alnı açık olanlarla bunları serinkanlı biçimde tartışalım.