'Müslüman sol'a ne oldu?

Özgürlükçü, değişimci olmak sol açısından gerekli ama yeterli değil. Sol özgürlükçü de olabilir, otoriter de, tıpkı sağ gibi.

Altı-yedi ay önce, Mehmet Bekaroğlu ve Ertuğrul Günay öncülüğünde
'Yeni Siyaset Girişimi' adı altında bir platform kurulmuş ve daha ziyade 'Müslüman sol' adı altında tartışılmıştı. Ben de bu konuda iki yazı yazmıştım.
O halde, bu platformun akıbeti hakkında da bir şeyler yazmalıyım diye düşündüm.
Platformun öncüleri aslında, 'Müslüman sol' tanımını kullanmak istemiyorlardı, Müslümanlık'la barışık bir sol hareketten bahsetmeleri nedeniyle bu tanımın yakıştırıldığını söylüyorlardı. Sonuçta,
bu platformdan Ertuğrul Günay başta olmak üzere bir grup AKP'ye katılıp, milletvekili adayı oldu. İsteyen istediği partiye girer, işin bu kısmınının fazla tartışma konusu olmaması gerektiğini düşünüyorum.
Ancak, kimse siyasi kavram ve ilkeleri kendileriyle bulundukları yere taşıdıklarını iddia veya ima etmemelidir diye düşünüyorum. Nitekim, bu platformun, kendini iptal ederek veya topyekûn bir partiye katıldığını ileri sürmek için bir sebep yok. Zira, Mehmet Bekaroğlu, bir basın toplantısı yaparak, Günay ve arkadaşlarının kararının şahsi karar olduğunu açıkladı.
Mehmet Bekaroğlu'nun AKP karşısındaki tutumunun şahsi değil, ilkesel olduğunu çok yakından bilen biriyim, yine de benim derdim, aralarında neler olduğu değil. Benim derdim, 'sol' kavramının şahıslara bağlı olarak keyfi kullanımı konusunda duyduğum kaygı. Bu ülkede, dinle barışan nedense, sağ siyasetle de barışır. Ama kimse, bu durumu da mutlaklaştırmamalıdır. Ben Müslüman olan birinin solcu olabileceğine, hatta daha doğrusu solcu olması gerektiğine inanan biriyim. Birileri sağ siyasetle barışmakta sonuna kadar özgür olmalıdır, ancak davranış ve kanaatleri Müslüman solcu olmanın önünde engel veya 'kötü örnek' olmamalıdır.
Nedense, bu ülke sağcılığın popüler ve yaygın olmasına karşın, birçok durumda kimsenin kendine 'sağcı' denmesinden hoşlanmadığı bir ülkedir.
Sağ-muhafazakâr kesimde 'Aslında Türkiye'de sağ soldur' tezinin bu kadar itibar görmesi de bu tuhaflığın göstergelerinden biridir. Bu koşullar altında, büyük bir ihtimalle, AKP'ye katılan Yeni Siyaset Girişimi mensupları, yazdıklarımı olumsuz karşılayacaklar. Alınmasınlar, demokrasi ve özgürlükler açısından AKP'yi seçmiş olabilirler, sadece 'sol' kavramı ile AKP'nin bir arada bulunamayacağını teslim etmek durumundadırlar,
bu konuda biraz daha net olsunlar diyorum, o kadar.
Mevcut sol hareketlerin veya kendine sol diyenlerin çoğunun otoriter siyasetlere yakın durmaları, bunlara karşı, bazılarının demokrat sağ hareketleri seçmek başka şey. Otoriter sol eleştirisi üzerinden, siyasi tercihlerin tanımlarını değiştirmeye yeltenmek başka şeydir. Özgürlükçü, değişimci olmak sol siyaset açısından gerekli ama yeterli şart değildir, sol eşitlikçilikte ısrar etmek durumundadır. 'Fırsat eşitliği' gibi muğlak bir tanım da sol sayılmak için yetmez, tüm liberal sağ siyasetler fırsat eşitliğini savunurlar, tartışma fırsat eşitliğinden neyin kast edildiği konusunda düğümlenir.
Tekrar ediyorum, sol da, sağ da, özgürlükçü ve demokratik de olabilir, otoriter de. Özgürlükçü sol veya otoriter solu tercih edebilirsiniz, otoriter veya özgürlükçü sağ siyasetleri de, bunlar kendi aralarında da, birbirlerine karşı da farklı tercihlerdir. Yani, özgürlükçü sağ, otoriter solun alternetifi değildir, onun alternatifi özgürlükçü soldur. Bu konuda samimi ve net olmakta fayda var.