Neoliberalizmin Nobel alışı

Biz, doğal olarak edebiyat ödülü ile ilgiliyiz, ama bu yıl Nobel Barış Ödülü çok tartışmalı bir isme, Bengaldeşli mikrokredi mucidi ekonomist Muhammed Yunus'a verildi.

Biz, doğal olarak edebiyat ödülü ile ilgiliyiz, ama bu yıl Nobel Barış Ödülü çok tartışmalı bir isme, Bengaldeşli mikrokredi mucidi ekonomist Muhammed Yunus'a verildi. Hoş, Nobel Barış Ödülü'nü alan diğer bazı isimlerin yanında (mesela Kissinger) Yunus üzerindeki tartışma gölgesi hafif kalabilir. Ancak, mesele hiç de hafifsenecek gibi değil. Bunu, geçtiğimiz ekim ayında Nation dergisinde çıkan, 'Neoliberalizme Nobel Barış Ödülü' başlıklı yazının sahibi Alexander Cockburn ve bu yönde itirazları olanlarla aynı görüşte olduğum için söylüyorum. Yani, mikrokredi ve benzeri uygulamaların, neoliberalizmin uzantıları olan kandırmacalar olduğunu düşündüğüm için.
Aslında bu tartışma yeni ve mikrokredi ile sınırlı değil, ancak Yunus'un Nobel alması ile tekrar gündeme geldi. Daha geniş çerçevede konu, neoliberal dünyada, yani küresel vahşi kapitalizm döneminde, 'yoksulluğun' yeniden tanımlanması ve çözümlerin bu tanım içinden çıkarılması meselesi. Tam tersi de söylenebilir, yani, yoksulluğa çözüm olarak ileri sürülen şeylerin yoksulluğu yeniden tanımladığı da söylenebilir. Uzunca bir zamandır, yoksulluk ya doğal bir afet gibi tanımlanıyor ve hayırseverlerin yardımları ile giderilecek bir şey gibi görülüyor veya yoksulun piyasa ekonomisi dışında, yani oyun dışı kalmasının sonucu olarak ortaya çıkmış bir şey olarak görülüyor, bu durumda oyuna dahil olması çözüm olarak görülüyor. En kötüsü, sanki gerçekten oyuna dahil olabilirmiş gibi yapılıyor. Bir zamandır 'mikro kredi' etrafında koparılan gürültü bundan ibaret.
Yoksa, çözüm diye sunulan şey, çok zor durumda olan sınırlı sayıda köylü kadının durumunun bir nebze iyileşmesinden öte hiçbir anlam taşımıyor. Tam da bu nedenle, ekonomist Robert Pollin'in dediği gibi, 'Mikrokredi programlarının en başarılı uygulandığı iki ülke olarak bilinen Bengaldeş ve Bolivya dünyanın en fakir ülkeleri arasında kalmaya devam ediyorlar. Mikrokredinin mucidinin ülkesinde halkın yüzde 80'i günde iki dolardan daha az gelirle yaşıyor.
Dahası, mikrokredi gibi uygulamalar, kamusal çözümlerin yerine bireysel çözümlerin öne çıkmasının araçları ve/veya göstergeleri. Yunus, bireye kredi yoluyla doğrudan yardımın kamusal desteklerden daha işlevsel olduğunu söylüyor. Neoliberalizm tam da bunu öngörüyor; toplumsal paylaşım ve dayanışmanın tamamen devre dışı kalması, tüm yükün her anlamda bireylere yüklenmesi, yoksulluğunun sorumlusunun da, çözümünün de bireyde olduğunun altının çizilmesi söz konusu. Oysa, bırakın toplumsal dayanışma kavramının ilkesel önemini, pratik planda bile kamusal destek ve müdahale olmaksızın gerçekleşemeyecek, bireyi aşan birçok toplumsal konu var.
Gelişmiş Batı ülkelerinde, bazı yatırımların sadece kamu yararı gözetilerek piyasa kuralları dışında gerçekleşmesi gerektiği tartışılıyor. Mesela, küresel ısınmaya karşı tedbirlerin piyasa koşullarına bırakılamayacak konulardan biri olduğunun altı çiziliyor. İlginçtir, küresel ısınmadan en kötü etkilenen ülkelerden biri, bir delta ülkesi olduğu için Bengaldeş. Zavallı Bengaldeşliler, bir Britanyalı ortalama olarak onlardan 48 kat fazla karbondioksit ürettiği halde, küresel ısınmadan en çok etkilenen ülke. Dahası, Britanya veya diğer gelişmiş ülkeleri bu konuda sıkıştırmaları söz konusu olmadığı için, yapacakları hiçbir şey yok gibi.
Bu şartlar altında, 'Yoksulluğa çözüm buldum' diye kameralara sırıtan, buna karşı, 'Yoksulluğa çözüm bulan barışa katkı sunmuş demektir, çünkü savaşın sebebi yoksulluk' diye mukabele ederek ona Nobel Barış Ödülü verenleri ne kadar ciddiye alabiliriz? Bence çok ciddiye almalıyız, çünkü onlar gerçekleri bize tersinden gösteriyorlar. Yoksulluk ne doğal afet, ne piyasanın dışında kalmakla alakalı bir olay, yoksulluğun gerçek nedeni eşitsizlik, eşitsiz ilişkiler, sömürü, açgözlülük. Dünya malının yarısının, nüfusun yüzde 2'sinin elinde olduğu, diğer taraftan insanlığın yarısının dünya servetinden aldığı payın yüzde 1 olduğu bir düzende, meseleyi mikrokredi ile mi çözeceksiniz? Dalga mı geçiyorsunuz?
Ayrıca, çok önemli bir mesele daha var, barış ödülünün gönderme yaptığı gibi, dünyada savaşı yoksullar çıkarmıyor, tam tersine varsıllar, varsılların gözününün hiçbir şekilde doymaması, hep daha fazlasını istemeleri çıkarıyor. Bu nedenle, mikrokredi mucidi, neoliberal hokus pokusçuya, savaşın nedenini yoksullar olduğuna işaret ederek ödül vermek, gerçekleri tersinden görme/göstermenin en ileri adımlarından, en utanmazca örneklerinden biri.