Politik bir portre

Gaziantepli değilim, belediyesi nasıl işler bilemem, ama Belediye Başkanı Celal Doğan, çeşitli vesilelerle sürekli gündeme gelen, basından izlediğimiz bir isim, dolayısıyla hakkında kanaat sahibiyiz.

Gaziantepli değilim, belediyesi nasıl işler bilemem, ama Belediye Başkanı Celal Doğan, çeşitli vesilelerle sürekli gündeme gelen, basından izlediğimiz bir isim, dolayısıyla hakkında kanaat sahibiyiz. Son olarak, adının CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olarak 'öne çıktığı' haberlerine rastlıyoruz. Sadece o da değil, basından, zaman zaman, solda yeni açılımlar peşinde olduğunu da öğreniyoruz (Derya Sazak, 'Celal Doğan'ın çıkışı', Milliyet, 30 Aralık 2003)
Celal Doğan ismi, 3 Kasım genel seçimlerinden önce, DSP'den ayrılan grubun, Kemal Derviş ile birlikte solda yeni bir oluşum yaratması söz konusu olduğunda yine gündeme gelmişti. Meğer Celal Doğan, Derviş'i de ilk keşfeden adamlardan biriymiş, o dönem kendisiyle yapılan bir röportajda, "Türkiye'ye geldiği gün Derviş'in Türkiye'de ne konumda olacağını biliyordum. Siyasete gireceğini de. Adamdaki cevheri aylar önce keşfetmiştim. Adam demokrat, medeni, mütevazı, saygılı. İşte lider bu!" (26 Temmuz 2002, Sabah) Doğan, 'bu adam'daki cevheri nasıl keşfettiyse, Ecevit'ten iş çıkmayacağını da yıllar önce anlamış. 1978'de, "Siz kimseyle kahvaltı yapmıyorsunuz, içki içmiyorsunuz, seyahat etmiyorsunuz bu şekilde insan tanıyamazsınız" demiş, Ecevit vaktini kitap okumaya ayırmak istediğini söyleyince, insan ve politika sarrafı Doğan, "Siz profesör mü olmak istiyorsunuz sayın başbakanım" diyerek onu tiye almış. Bu röportajda kullandığı üsluptan nasıl yenilikçi ve atılımcı bir siyasi portre ile karşılaştığımızı fark etmemek mümkün değil.
Ancak, Celal Doğan'a benim hafızamda silinmez bir yer kazandıran olay, tüm bunlardan ve hatta, zaman zaman Gaziantep'e kazandırmakla övündüğü 'Avrupa ve ABD standardında park'ın mimarı olmasından önce, adının gündeme geldiği, bir skandal! Bilmem hatırlayanınız var mı, Gaziantep Belediye Başkanı, bir zamanlar kurban keserek genelev açılışı yapmıştı. O zaman, Refah Partisi Rize Milletvekili olan ve üslupsuzluğu ile meşhur Şevki Yılmaz, bu olayı seviyesiz bir dille gündeme getirmişti. Sonra, Celal Doğan, Şevki Yılmaz'ın kendisi hakkında sarf ettiği sözlerden dolayı ona hakaret davası açmıştı. Doğan o davayı kazandı ve Yılmaz'dan kazandığı tazminat parasını gururla genelev kadınlarına bağışladığını açıkladı. İşte size, 'çağdaş' bir sosyal demokrat portresi. Belli ki, eşi de öyle, zira 'çağdaş' bir kadın olarak, kocası tazminat davasını kazanınca, o da şöyle bir açıklama yapmıştı: "Bu karar Türkiye'deki bütün kadınları ilgilendiriyor. Adalet yerini buldu. Genelevde çalışan kadınlar namusumuzu koruyorlar." (28 Aralık 1997, Milliyet)
Ya, işte böyle bir ülke burası. Yabancı uyruklu ve fuhuş zanlısı bir kadının televizyonda teşhir edilerek, rencide edilmesini, insan hakları açısından eleştirenlere, 'Kadın zaten fahişe' diye savunma yapan vali ararsanız var. Kurban kesip genelev açan sosyal demokrat belediye başkanı ve kadınların namusunu fahişelerin koruduğunu düşünen başkan eşi deseniz o da var, üstelik, önemli bir politik portre olarak adı sürekli gündeme geliyor. Ama çağdaşlığına gerçekten diyecek yok, içinde yaşadığımız iletişim çağında, Doğan, gerçekten de, medyayı kullanmayı iyi biliyor. atv'de yayımlanan 'Zerda' dizisinin, 'başarılı politikacı' rolündeki misafir sanatçısı olarak onu izleme imkânı buldunuz mu bilmiyorum, gerçekten iyi oyuncu.