Saddam'ın idamı

Saddam'ın idamını teşhir eden görüntüleri, seyretmeyi (bir-iki saniyelik yakalanmalar dışında) reddettim. Merakıma falan yenik düşmedim, benim böyle meraklarım yok, kimsenin olmamalı.

Saddam'ın idamını teşhir eden görüntüleri, seyretmeyi (bir-iki saniyelik yakalanmalar dışında) reddettim. Merakıma falan yenik düşmedim, benim böyle meraklarım yok, kimsenin olmamalı. İnsan olmanın gerekleri üzerine düşünmekten neredeyse vazgeçtiğimiz bir çağda yaşıyoruz, insan olmanın gerekli vasıflarını hızla yitiriyoruz. İnsan olmanın gereklerinden biri, bu tür merakların olmaması, varsa gemlenmesi.
Önemli olan kimin asıldığı değil, Hitler de asılsa, görmek istemezdim, istememeliyiz, içimizde bir şey buna direnmeli. Yoksa, işin ucu, 'snuff movie'ye kadar gider, nitekim gitmiş vaziyette. 'Snuff movie' ne biliyor musunuz?, ölüm pornografisi, gerçek cinayet filmi. Seyircinin gerçek cinayet görme merakını tatmin etmek için icat edilen bir pornografi türü, bunun bile icat edildiği, ticaretinin yapıldığı bir çağda yaşıyoruz. Hoş şiddet filmlerini bile bu çerçevede düşünmek zorundayız. İdamların halk kalabalıkları önünde, bir tür eğlence biçimi olarak yapıldığı çağlardan çok uzağa gidememişiz, bunun üzerinde uzun uzun düşünmekte fayda var. Asan kim, filme alan ve gösteren kim, Şiiler intikam mı alıyor, nasıl alıyor meselesi, inanın bu insanlık iflasınının teferruatı.
Çoğumuz fena halde yanılıyoruz, bu, öncelikle, bir 'insan hakları', 'uluslararası hukuk' meselesi değil. İnsanlığın tükenmeye yüz tuttuğu koşullarda insan haklarından, ulusların, halkların, toplumların zombileştiği bir çağda 'uluslararası hukuk'tan bahsetmenin anlamı yok. Irak işgali başından beri, bu tükenişin açılımlarını sergiliyor, Ebu Gureyb fotoğraflarını unutmayalım, bunlarla hafızası kirlenmeyen, insanlığı zedelenmeyen kaldı mı?
Bu koşullarda, bazıları utanmadan oryantalizmin en adisini, analiz diye ortaya atıyor. Efendim, 'Ortadoğu'da, bu tür olaylar, siyasi mesajmış, olaya böyle bakmalıymışız, Sünnilere 'Umutlanmayın denilmek isteniyormuş', 'Yok Sünnilere değil, Baasçılara mesajmış'. Bu adamların ağızlarından çıkanı kulağı duymuyor olmalı. Sanki Ortadoğu, barbaristan veya o hale gelmesinde yadırganacak bir şey yok, çünkü adları Hıdır ellerinden gelen budur. Ortadoğu'da şimdiye kadar böyle mi mesajlaşılıyordu? Bu sadece iletişim teknolojisinin gelişmesiyle açıklanacak şey midir? Diğer taraftan, Ortadoğulu olmayan Amerikalılar başka türlü mü mesajlaşıyor, Ebu Gureyb fotoğraflarının da güç göstermek için bilerek basına sızdırıldığı söylenmedi mi? Hâlâ anlamıyor musunuz, insanlık topyekûn kötü ve karanlık bir yerlere doğru gidiyor.
İnsanlık hakkında, gelinen nokta hakkında düşünmek istemeyenler, dünya tarihinde bir kez daha suçu, Batılı olmayan 'barbarlar'a yıkmaya çalışıyorlar, bunun üzerinden yeni bir oryantalizmin dili kuruluyor. Bakın orayı işgal edip kana bulayanlar, utanmadan suçu Iraklılara atmaya başladılar bile, artık o dille konuşuyorlar. Yok, Ortadoğu gül bahçesiydi, gelip her şeyi başkaları dümdüz etti demiyorum, insanlık topyekûn binmiş bir alamete gidiyor kıyamete diyorum. Rezaletin derecesi ortada, artık daha derinden sorgulamalar yapmak zorundayız diyorum. ABD'nin hesabı ne, petrol şirketlerinin payı ne, Sünnilerin hesabı, Şiilerin hesabı, İran'ın hesabı, Suudilerin hesabı ... kafası çalışan, okuma-yazması olan herkes o kadarını biliyor. Bunun analizini yapmak iş değil, artık onun ötesini sorgulamak gerekiyor, onu yapmazsak hiçbir şey demiş olmuyoruz. Nedir bu hesapların toplamı, insanlık ne adına ne kadar kepazeliğe göz yummaya, neleri görmezden gelmeye hazır, sormak durumunda olduğumuz sorular bunlar ve benzerleri.
Dünyanın müreffeh azınlığını oluşturan 'medeni' ülkelerinin insanları, iki arabalarının birinden, duvar kâğıdına uyan nevresim takımı bulma telaşından fedakârlık etmediği, fukara halklar zenginlerin komisyonculuğunu yapmak için birbirlerini boğazlamaya hazır olduğu sürece, Bengaldeşin yarısı sefil bir şekilde yaşamaya, Irak kan gölü olmaya devam edecek. Bu sadece ekonomi, maddi refah meselesi de değil; insan olmanın nasıl bir şey olması gerektiğini sorgulamadığımız sürece başka bir dünya kurulamayacak. Oysa başka bir dünya mümkün. Temel sorulardan başlarsak, yolumuzu bulmamız daha kolay olacak. Asıl mesele cevap bulamamak değil, temel sorulardan kaçmak. Kaçmanın sonu yok, kaçmak dipsiz bir kuyu, düştükçe daha fazla düşeceğiz.