Yeni bir 'Ortadoğu uzmanı'

Yıllardır, Radikal'in yorum sayfasında, yabancı basından seçmeler yayımlanıyor, bu sayede doğrudan izleme imkânımız olmayan birçok yorum ve görüşü izleme imkânı buluyoruz.

Yıllardır, Radikal'in yorum sayfasında, yabancı basından seçmeler yayımlanıyor, bu sayede doğrudan izleme imkânımız olmayan birçok yorum ve görüşü izleme imkânı buluyoruz. Hatta, hep, keşke böyle bir çalışma, dergi ölçeğinde, yapılsa diye düşünüyorum. Geçen hafta, bu sayfada yayımlanan bir yazı çok dikkatimi çekti, yazının altındaki notta, 'Radikal'e özel' ibaresi vardı.
'Siyaset, sevgi ve nefreti nasıl kullanıyor?' başlıklı yazı, Ortadoğu'da mevcut durum ve kriz üzerineydi. İlk bakışta, son derece sığ bir bakışla yazılmış sıradan bir yazı. Sevgililer Günü teması, bir şekilde Ortadoğu'daki çatışmaya bağlanmış. Öyle bir tablo çizilmiş ki, sanki Ortadoğu'da bir gemlenemeyen duygular geçidi var, savaşlar, çatışmalar bundan çıkıyor. Cinayetler adeta, meşhur deyimle, bir tür 'crimes of passion' (tutku suçları) örnekleri. Kısacası, ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak'ı işgal etmesi başta olmak üzere, bölgede iç ve dış çatışma dinamiklerini göz ardı etmek/ettirmek çabalarının sıradan bir örneği olan bir yazıdan söz ediyoruz. Zira, bir noktadan sonra, Ortadoğu konusunda azıcık fikri olan kimsenin bu kadar sığ bir tablo çizemeyeceğini düşünüyorsunuz.
Diğer taraftan, bu yazının imzası da çok dikkat çekici; İbrahim El Maraşi. Hatırladınız mı veya haberdar mısınız bilmiyorum, bu arkadaşımız, İngiltere'de Blair tarafından Irak işgaline gerekçe olarak kullanılan, 'Kitle İmha Silahları' dosyasının yazarlarından. Sonradan bu dosya üzerine çok tartışma çıktı, büyük krizler yaşandı. Dosyanın abartılarak kullanıldığını basına sızdırmakla suçlanan Christopher Kelly intihar etti, komisyon kuruldu, rapor yazıldı (Hutton Raporu) derken konu bir şekilde kapandı. Bush-Blair ikilisi zaten bir süre sonra,
büyük bir pişkinlikle, 'Irak'ta kitle imha silahları bulunmaması önemli değil, Saddam bir diktatör ve mutlaka devrilmesi gerekiyordu' demeye başladılar.
Kısacası, Irak işgali tam bir 'Kurt kuzuyu yemeye niyet etmesin' olayına döndü. Dolayısıyla, tabii ki, savaş, ne bir rapor yüzünden, ne o raporda kullanılan bir makale yüzünden çıkmış falan değil. Nitekim, İbrahim El Maraşi de bu konudan dolayı, sürekli dert yanıyor. Son olarak, Neşe Düzel'e verdiği röportajda (8 Ocak), 'Makaleyi benim iznim olmadan kullanmışlar', 'Nükleer silahlardan bahsetmedim', yine de 'Keşke yazmasaydım' falan demiş. Herkes onu casus falan zannediyormuş,
hep açıklama yapmak zorunda kalıyormuş.
Neymiş aslında yazdığı, İsrail'de yayımlanan bir dergiye, Irak istihbarat örgütü ile ilgili bir makaleymiş.
İyi de, sıradan bir genç akademisyenin Irak gibi bir rejimin istihbarat servisiyle ilgili makale yazması, bu makalenin İngiliz hükümetince kullanılması çok sıradan şeyler mi? Ama bence daha tuhaf olan, böyle bir makalenin yazarının, Ortadoğu üzerine Sevgililer Günü terimleriyle yorumlar yapmaya girişmesi, daha doğrusu bunları yutturmaya çalışması. Burası öyle bir ülke ki, gün gelir, başımıza yeni 'Ortadoğu uzmanı' kesilir, tam da bu nedenle bu yazıyı yazmak gereği duydum.
Nitekim, Türkiye'yi çok sevdiği için buraya yerleşmiş, bildiğim kadarıyla şu anda Koç Üniversitesi'nde ders veriyor. Ortadoğu'da olanlar konusunda, ABD politikları izinde karartma yapan yeterince yerli yazar çizerimiz var, bunlara bir de, bu konuda parlak bir kariyerin başında olduğu belli olan birinin eklenmesi son derece can sıkıcı. Tabii ki, çok sevdiğini söylediği Türkiye'de istediği gibi yaşayabilir, ama daha yolun başında, politik imajı akademik imajının bu kadar önüne geçmiş birinin bir üniversitemizde ders vermesini yadırgadığımı söylemek zorundayım.