Yeni yılda yeni CHP

Yeni bir yılın sabahına CHP üzerine bir yazı ile girilir mi diyebilirsiniz, haklısınız. Ama, Ercan Karakaş İstanbul Belediye Başkanlığı?na adaylık başvurusu yaptıktan sonra, umudumu ve...

Yeni bir yılın sabahına CHP üzerine bir yazı ile girilir mi diyebilirsiniz, haklısınız. Ama, Ercan Karakaş İstanbul Belediye Başkanlığı’na adaylık başvurusu yaptıktan sonra, umudumu ve desteğimi daha fazla geciktirmek istemedim.
CHP’nin ‘çarşaf açılımı’ geçtiğimiz günlerde çok konuşuldu. Bir siyasi parti veya çevreden ani bir zihniyet dönüşümü beklemek gerçekçi olmaz, ancak bu olayın, Türkiye’nin normalleşmesi açısından sembolik önemi olduğunu düşünenlerdenim. Bunun ötesinde, yaşam biçimi ve kılık kıyafete odaklanan muhalefet söylemi yerine, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, rant siyasetlerine karşı dürüstlüğü, hakkaniyeti öne çıkaran mücadelesini de önemsiyorum. Cumhurbaşkanı’nın soykütüğünü parmağına dolayan Canan Arıtman’ın partisi tarafından yanlız bırakılması, Şükrü Elekdağ’ın bir TV programında, bu olay üzerine Abdullah Gül’ün annesinden özür dilemesi hep umut vaat edici gelişmeler.
Murat Karayalçın’ın, CHP Ankara Belediye Başkanı adayı olmasını yerel seçim hesabının ötesinde anlamlı buluyorum. Bu noktada, Ercan Karakaş’ın, CHP tarafından İstanbul Belediye Başkanı adayı yapılmasının da, yerel seçim siyasetleri ötesinde, CHP’nin yeni açılımı açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Zira, Karakaş gerek Kürt meselesi, gerek başörtüsü konusunda öteden beri demokratik duruşu ile bilinen bir isim. Bu açıdan, adaylığı, Kürtlerden, Alevilerden alacağı oy hesabının ötesinde, CHP açısından demokratik bir dilin öne çıkması fırsatı olacak. Böyle bir fırsat varken, CHP yönetiminin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı konusunda dar kadro ve dargörüşlü bir seçim yapması, ucunu gösterdiği açılım açısından tam bir felaket olur. Diğer aday adaylarının dünya görüşleri demokrat değil veya olmayabilir demiyorum, ancak siyaset sahnesinde, tanınırlık önemli bir etken. Demokratlığıyla tanınır bir aday demokratlık açılımı açısından gösterge olarak değerlendirilir, buna karşın benzer görüşte ama kamuoyunun fazla tanımadığı bir aday aynı etkiyi yapmaz, yapamaz, bunu söylemeye çalışıyorum.
CHP’ye yapılabilecek her türlü eleştiri bir yana, Türkiye’nin tüm meselelerinin sorumlusunu (nedense iktidara hiç toz kondurmadan) hep muhalefet partisi CHP olarak gören sağ muhafazakârlar ile, sol siyasetin tüm darboğazlarını yine CHP ile açıklayan solcuların söylediklerini hiç anlamlı bulmadm. Ancak, CHP’nin özellikle demokrasi alanında darboğazlarını aşma atılımı göstermesini Türkiye’de siyasetin normalleşmesi, siyasal tartışmanın daha makul bir zemine oturması açısından çok önemsiyorum.
CHP’nin muhalefet de olsa, devleti temsil ettiği ve (her ne demekse) ‘asıl’ iktidarın odağı olduğu şeklindeki yaygın inanış, umarım mevcut hükümetin, iktidarı tüm imkânları ile nasıl kullanabildiğinin görülmesi ile gölgelenmiştir. Diğer taraftan, sevelim, sevmeyelim, beğenelim, beğenmeyelim CHP, bu ülkede yabana atılmayacak sayıda insanın görüşlerini, taleplerini temsil ediyor. Benim CHP’den beklentim, bu temsilin, içine kapalı, dargörüşlü, dışlayıcı bir dil yerine, demokratik siyasetin dilini kullanmaya başlaması yönünde açılım yapması. Son zamanlarda, bu açılımın işaretlerini veren CHP’nin, bu yolda tereddüt etmeyip, hız kesmeden devam etmesini umuyorum.