Yetenekli bay Obama, Mısır'a geliyor

Türkiye'den birkaç gazeteci, NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, Ayşe Böhürler ve ben (TRT-Türk için yaptığımız Oratadoğu programı için) Kahire'de ki havayı gözlemek üzere, orada olacağız.

Türkiye’den birkaç gazeteci, NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, Ayşe Böhürler ve ben (TRT-Türk için yaptığımız Oratadoğu programı için) Kahire’de ki havayı gözlemek üzere, orada olacağız. Zira, 4 Haziran Perşembe günü Obama, ‘İslam Âlemi’ne Mısır’dan seslenecek.
Obama’nın Mısır seçimi bizde hafif bir buruklukla karşılandı. Zira, Gazze krizi esnasında, ‘İslam dünyasının liderliği’ havasına girenler vardı.
O hava içinde, Mısır’ın rolü fazlasıyla küçümsenir olmuştu. Diğer taraftan, İslam dünyasına Türkiye’den mesaj vermeyi seçmemiş olması, laik çevrede memnuniyetle karşılanmıştı.
Doğrusu, Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü ne kadar önem kazanırsa kazansın, Ortadoğu ve Müslüman dünya, büyük ölçüde Arap dünyası demek. Mısır, Arap dünyasında ‘lider’ olmasa da, önemi tartışılmaz bir konuma sahip. O nedenle, Obama’nın seçimi tesadüfi değil. Ancak, malum, Obama, herkesi memnun etme gayretinde, daha doğrusu ABD dış siyaseti gereği, buna mahkûm olduğu için, hiçbir ülke veya çevreyi fazla öne çıkarmamaya özen gösteriyor. Tam da bu nedenle, Kahire konuşmasını dengelemek için önce Suudi Arabistan’a gidiyor, Kahire’ye oradan geçecek. Bu karar, Mısır’da, şimdiden burukluk yaratmış vaziyette.
ABD-Suudi Arabistan ittifakı, eski önemini yitirse de, Suudi Arabistan ihmal edilecek bir
müttefik değil. Ancak, Batı kamuoyunda bu ittifak fazlasıyla tartışmalı. Dahası Suudi Arabistan, ‘demokrasi’ vurgusunun yapılabileceği son yer olduğu için, Suudi Arabistan’dan seslenmek de mümkün değil. O nedenle, belli ki, Suudilerle, özellikle Filistin konusu görüşülecek, gönülleri alınacak, ama Mısır’dan seslenilecek.
İşin kötüsü, Mısır da pek demokrasiden söz edilebilecek bir ülke değil. O nedenle, Mısır’da muhalefet çevreleri Obama gelmeden, ciddi bir demokrasi vurgusu bekledikleri yönünde
mesajlar gönderiyorlar. Bu durumda, Obama’nın hem muhalefet çevrelerinin bu beklentisini boşa çıkarmayan, ama Mısır yönetimini de fazla rahatsız etmeyen, klasik konuşmalarından birini yapması kaçınılmaz gibi görünüyor.
Diğer taraftan, Obama, ‘İslam barış dinidir, medeniyetler kardeştir’in ötesinde bir şey
söyleyecekse, bence en muhtemel olan, demokrasi vurgusunun odağının, bölgedeki ABD karşıtı eksene kaydırması. 7 Haziran’da Lübnan’da, 12 Haziran’da ise İran’da seçim var. Başkan Yardımcısı Biden, Lübnan ziyaretinde, Hizbullah önderliğindeki siyasi koalisyona karşı, ABD yanlısı hükümet koalisyonuna açık destek verdi.
Daha ziyade, ABD karşıtı İran, Suriye ve Hizbullah ve Hamas gibi direniş örgütlerini hedefleyecek şekilde kurgulanmış bir konuşma, hem ‘demokrasi’ söylemi içine yedirilebilir, hem de müttefik ülkelerin kendi demokrasi sorunlarına fazla bulaşmamış olabilir. Bunun ötesinde, bu ülkelerin demokrasi sorunlarına örtük biçimde gönderme yapılması yine de kaçınılmaz gibi. Obama’dan en fazla bu beklenebilir diye düşünüyorum. Benim en çok merak ettiğim, Obama’nın, Mısır’da rejimin en büyük muhalifi olan ‘Müslüman Kardeşler’ hareketine bir mavi boncuk verip vermeyeceği.
Suriye’nin ‘Müslüman Kardeşler’i, rejime karşı Batı ile açık ittifak içinde. Mısır’ın ‘Müslüman Kardeşleri’ de, geçmişte, Nasır dönemi başta olmak üzere, Batı ile ittifak etmekte tereddüt etmeyen bir hareketti. Halihazırda, artık fazlasıyla yıpranmış Mübarek rejimine en güçlü alternatif ve dolayısı ile iyi bir müttefik adayı gibi görünüyorlar. Ancak, bu noktada en büyük sorun İsrail-Filistin meselesi. Batı ittifakı, 11 Eylül sonrası İslam radikalizmi tehdidi ötesinde, bu örgüte en çok bu nedenle güvenip, dayanışamıyor.
Bakalım yetenekli bay Obama, bu düğümleri çözmek değil, ama hiç olmazsa biraz gevşetebilmek adına ne diller dökecek, göreceğiz.