scorecardresearch.com

'Kaht-ı Rical'

Eskiler 'adam' yokluğunu böyle tabir ederlerdi. Eminim her devirde, 'Doğru dürüst adam ne kadar az' türünden şikâyetler olur, herkes kendini 'doğru dürüst adam' addeder, gerisi için şikâyetlenirdi.

Eskiler ‘adam’ yokluğunu böyle tabir ederlerdi. Eminim her devirde, ‘Doğru dürüst adam ne kadar az’ türünden şikâyetler olur, herkes kendini ‘doğru dürüst adam’ addeder, gerisi için şikâyetlenirdi. Kimin ‘doğru dürüst adam’ olduğu konusu ise hep izafi idi.
‘Hâlâ öyle!’ diyeceğim, ama değil. Ortalama bir düzey, ortalama bir edep, o kadar da su götürür, izafi şeyler olmamalı. Siyasi tartışma, gazete polemiği derken, edep, seviye diye hiçbir kaygının devreye girmediği bir ortam söz konusu. Söyleyecek doğru dürüst lafı kıt olan, işi edepsizliğe döküyor, hadi
o döküyor, kimse de kınamıyor. Kınamadığı gibi edepsizlikte sınır tanımayan ön alıyor, sırtı sıvazlanıyor, artık bulunduğu çevreye göre, kâh laikliğin yılmaz savunucusu, kâh demokrasi mücahidi sayılıyor.
Son devirde, ikincisi prim yaptığı için, o cenahta hareketlilik, ön alma çabası ve bu çabanın tatbiki geniş zemin bulur hale geldi. Edep, hakkâniyet duygusu rencide olmadan gazete okumak artık imkânsız... Değerli dostum Mehmet Bekaroğlu, bu türden bir saldırganlığın kurbanı olduğunda, tüm bunları bir kez daha hissettim. Fikirleri beğenmediğiniz adamı yumuşak veya sert bir şekilde eleştirirsiniz, kim karışır veya karışabilir? Bu başka, işi edep sınırları dışına taşırmak başka. Bekaroğlu’nun uğradığı saldırı karşısında bir arkadaşımız, kendini savunsun diye gazete sütununu ona açtığını yazmış. Doğrusu,
gazete sütunları, saldırganlık ve haksız rekabet için cephe halini aldı, ama bence, sütun açmaya falan gerek yok, Bekaroğlu’nun kendini savunmak için sütunu olması gerekmiyor. Bugüne kadar hiç lekelenmemiş, haysiyetli siyasi duruşu yeter. Birçok konuda ters düşmüşlüğümüz de, sıkı tartışmışlığımız da olmasına rağmen bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Yine de savunmak babından değil, ama hakkâniyet adına, uğradığı saldırı (veya iftira) konusunda illa bir şeyler söylemek istiyorum. Bekaroğlu demokrasi mücadelesi verirken, ‘28 Şubatçı’lık edenler şimdi kalkmış ona ‘Ergenekoncu’ diyerek demokrasi havariliği yapmaya kalkıyor. Edep, adab bir yana, aklımın, vicdanımın isyan ettiği husus bu!
Bakın, tüm tartışmalı tarafları bir yana, meşhur Ergenekon davasının, ben de dahil olmak üzere birçoklarının içine sinmemesinin en önemli nedenlerinden biri bu husus. Yoksa, iddia ettikleri gibi, Ergenekon’a arka çıkmak falan değil! Olabilir mi?
Ergenekon davası, arkasına sığınılıp, bir günde ‘demokrasi havarisi’ kesilmenin, sıradan ön alıp, piyasa yapmanın, en önemlisi her şeyin temize çekilmesinin mükemmel bir aracı oldu. Güneydoğu’da çatışmanın en sert olduğu dönemde siyasi danışmanlık yürüten, ABD bir ülkeyi düpedüz işgal ederken alkış tutan,
28 Şubat destekçisi veya zamanında sadece tutunamadığı ve bugün tutunmanın yolunun burdan geçtiğini görenler Ergenekon karşıtı, demokrasi havarisi olacak, gerisi Ergenekoncu! Biraz akıl, biraz insaf sahibi kimsenin bu işte bir ‘terslik’ olduğunu teslim etmemesi mümkün değil. Niyeti halis olanlara bu hususu tekrar tekrar hatırlatmak isterim. Umurları değilse yapacak bir şey yok, hepimiz kaybederiz, zira böyle demokrasi mücadelesi, ahlaki zeminini yitirmiş bir davanın ucu, selamet olmaz bilesiniz!

http://www.radikal.com.tr/95269195269111

YORUMLAR
(11 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

nevzenhan anlayamadığınız şeyler olduğunu görüyorum... - jah people

anlayamadığınız şeyler var... bu ülkede (şayet sadece TC tarihinden yola çıkarak konuşuyorsak) son 80 yıldır yaşanan iktidar mücadelelerini konuşacaksak, bunun temel dağılımının halklar bazında-halklar arasında yaşanan bir mücadele olduğunu görmeniz büyük bir hata... bu hatanız da çok muhtemelen 80 sonrası post-modern, iktidar-devrim perspektifsiz kimlikçi sol bakışınızdan geliyor... bu ülkede bireysel ve toplumsal düzeyde yaşanan iktidar mücadelesinin tek kesitnin resmi ideoloji ve onun karşısında duran kürtler arasında olduğunu düşünüyorsunuz. oysa biz diyoruz ki, bu ülkede çarpık bir kapitalist rant-sömürü-talan düzeni var ve bu düzende iktidar olmak için bir etnik köken gerekmemekte, ister türklük, ister kürtlük ya da bir başkası olsun, şayet sen kendi siyasi ilişkilerini yeterince kotarıyorsan, şayet sen yeterince talancı, bedavacı, sömürücü, mafyöz, ihaleci isen, işte o zaman temiz alınteri dökmeden mevcut sistemde işini gayet iyi yürütürsün... Aksi takdirde Kürtlerin yoğun yaşadığı toplumsal ve coğrafi alanlarda nasıl oluyor da rezil bir iktidar-baskıcı bir tavır-talana dayalı, üretmeden tüketime dayalı bir mevcut yapı aynen Türkler arasında da olduğu gibi görülebiliyor? YANİ... Sömürücü bir iktidar olmak, etnik kimlik ile kesitlenen bir şey değil... Şimdi biraz daha spesifik olalım... Türkçülük neden kötü? Çünkü bir coğrafyayı, bir farklılığı yok sayarak kendini yayılmacı biçimde dayatıyor. Ve üstelik Türkçülük üzerinden ülkemizde sömürünün esas zemini olan talancı-rant kapitalizminin sömürü ilişkileri siyasal olarak perdelenebiliyor. Peki, Kürtçülük için aynısını söyleyemez miyiz? Neden PeKeKa ya da en son bugün artık DTP içinde bu Kürtçü sağa kayışta aynı tehlikeyi, aynı mevcut karanlığı göremiyorsunuz? Sürekli despotlukla suçladığınız Türkler arasında en azından çok daha pluralist bir yapı var... Onlarca farklı parti, siyasi görüş, birbirini kıyasıya eleştiren onlarca farklı bakış... Peki ya Kürtler arasında? 80 öncesinin nice muhalif Kürt aydını PeKeKa'ya da eleştiri okların yöneltince başlarına neler geldi? Şimdi neredeler? Duvar diplerinde kurşuna dizilen, Avrupa başkentlerinde avlanan, başka sol gerilla fraksiyonlarından olup Anadolu dağlarında kurşuna dizilen insanları görmezden mi geliyorsunuz? Bugün bu ülkenin kilitlendiği siyasi gündemin (Türkçülük-Kürtçülük meselesi) gerçek gündemi (yoksulluk-sefalet-eğitimsizlik-yetkin birey olamama-şiddet kültürü-doğanın ve toplumsal birikimin, değerlerin talanı=emek/sermaye çelişkisi) ne güzel örtbas ettiğini göremiyor musunuz? Kontrgerillacı derin devlet kadar terörist derin PeKeKa'nın da bu savaştan insanları giderek kendi etnik kimlikleri hakkında saplantılı hale getirerek şiddetten, ayrışmadan, kurşundan, mayından, kaçakçılıktan NEMA edikndiğini göremiyor musunuz? HAYIR GÖREMİYORSUNUZ... Görseniz, bugün DTP içinden de muhalif, açılımcı, yenilikçi söylemler çıkar... Meşru siyasi zeminin Kürtlere açılmamasını argüman haline getiren DTP, hem bu açılım sürecinden TSK çekilsin diyor, hem de muhatap PKK'dır diyor... bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Bu ne totaliter, militarist, milliyetçi, iktidara-güce tapan bir bakıştır??? SON SÖZ... Şayet bizim kendi tarafımızdaki (bu ne demekse... sizin ayrıştırıcı-taraftar mantığınıza göre Kürt olmayan Türkiyeli olmamdan kaynaklanıyor) faşizan siyasete söz söylemediğimizi düşünüyorsanız, en azından Radikal yorumlarıma bir göz atın. Ben de, başka Türkiyeliler de insani, adil, yapıcı bir barış için bu kirli savaşın bu tarafındaki hayaletlerle de boğuşuyoruz. Ama bizim bakışımız keskin... Düşmanımın düşmanı benim dostumdur demediğimiz için, sadece kendi hayaletlerimizle değil, karşı taraftaki insaniyetini yitirmemiş aydınlık ruhların da kendi hayaletleriyle boğuşmasını talep ediyoruz. Bunu yapabilen nice Kürt can dostumuz var. Ama yazdıklarınızdan çıkarabildiğim kadarıyla (ki, ikimiz de sanal alemin kelimelerle sınırlı yanılsamalarının kurbanı olabiliriz) siz o tutarlı aydınlıktan uzaksınız... Muhtemelen benim Kürtçülüğü de eleştirmeme tahammül edemediğiniz için, beni hiç tanımamanıza rağmen "beyaz Türk" olmakla itham ediyorsunuz... Açıkçası dert değil... Zengin bir soydan gelmememe karşın Batı'nın kültür ve değerlerini de kendimce artı ve eksi yönleriyle deneyimlemiş, sindirmeye çalışan biriyim. Beyazlık tek başına kötülük anlamına gelmiyor, zira beyaz Kürtlerden de bir hayli olduğu gibi, esmerlerin de gazabı oldukça korkunç olabiliyor (bkz. 1915)... Zira, beyazlık ta, karalık ta bir kimlik sonuçta ve tek başına herşeyi açıklamaya yetmiyor. Sizin bir türlü anlayamadığınız bu işte... O yüzden mücadele ettiğiniz resmi ideolojinin size göre beyaz Türk-Türkçü dayatmasını alaşağı edeyim derken, onun bir Kürt versiyonunu yarattığınızın farkında bile değlsiniz.

jah-people - nevzenhan

bu "Memlekette Türkçülüğü eleştirmek moda, ama Kürtçülüğü eleştirirsen milliyetçi-darbeci muamelesi görürsün" lafi felaket moda oldu..80 kusur yildir konan baskilara say be canim-cigerim! 80 kusur yil guya modern, guya laik, guya demokratik bir devletin halklarina cektirdigine say! niye skiliyorsun ki turkculuk elestirildi diye yada kurtculer cogaldi diye? beyaz turklerin akli basinda olsaydida kurtculugu azdiracak yasaklari uygulatmasalardi bu ulkede! Elestiri getireceksen once kurtculerden degil, turkculerden-turancilardan, onlarla kolkola girmeyi ulusalcilik diyerek saklamaya calisan, kendilerini sol sanan kemalist-laiklerden baslasan nasil olur? hakaten beyaz turkun sosyalizmi savunanida anca bu kadar oluyor diyecegim ama gercek beyazturk ve sosyalist olanlar ne olur gucenmeyin bana..

1bölümseçtimki... - jah people

***Ergenekon davası, arkasına sığınılıp, bir günde ?demokrasi havarisi? kesilmenin, sıradan ön alıp, piyasa yapmanın, en önemlisi her şeyin temize çekilmesinin mükemmel bir aracı oldu. Güneydoğu?da çatışmanın en sert olduğu dönemde siyasi danışmanlık yürüten, ABD bir ülkeyi düpedüz işgal ederken alkış tutan, 28 Şubat destekçisi veya zamanında sadece tutunamadığı ve bugün tutunmanın yolunun burdan geçtiğini görenler Ergenekon karşıtı, demokrasi havarisi olacak, gerisi Ergenekoncu! Biraz akıl, biraz insaf sahibi kimsenin bu işte bir ?terslik? olduğunu teslim etmemesi mümkün değil.*** BU bölümü seçip tekrar yollamak istedim... O kadar güzel yazmışsınız ki... Böylelikle bu her konuda herkese "demorkasi", "insan hakkı" dersi veren kimi aklıkıt kişiler kendi karanlıklarını belki görebilir... Memlekette Türkçülüğü eleştirmek moda, ama Kürtçülüğü eleştirirsen milliyetçi-darbeci muamelesi görürsün... Çiller-Ağar ikilisi ülkeyi inim inim inletirken kırmızı TC pasaportuyla gezen Barzai aşiret reisi, şimdi daha büyük bir ağbi buldu da onun cesaretiyle ona buna, başka kime, karakediye "azınlık hakkı" teamülü öğretir, oysa Af Örgütü orada sistematik bir Kürtleştirmeden bahseder... Teşhir edersin, adını "orducu" çıkarırlar... Din, din diye diye bugün en tepeye gelenler y sigortasız işçi çalıştırır, ya karıları kollarında 1 kilo altın kapıda son model cip... Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dersin... Aynı "azınlık hakkı" bağımlısı kimlik saplantılı demokrasi odakları seni "elitist laik" olmakla suçlar... Neyse... Siz yazmaya devam edin sayın Mert... Sayenizde bu iki yüzlü kirli fikir sahiplerinin ipliği biraz olsun pazara çıkıyor.

ADAM OLMAK VE OLCUSU.....! - cemalz

Sayin Mert yazmiz oldugunuz konu gercekten cok onemli. Aslinda bu tur konulari ele alip basliklar seklinde, Ortak bor komisyonla, Toplum muhendisleri ( Sosyolog ve Psikolog ) birlikte, bir Enstuti bunyesinde, Turkiye alaninda saha calismasiyla, Turkiyeli insanlarin yasamdan, Kulturden, Siyasetten, Ekonomiden, Demokrasiden vb konularda ne dusunuyor ve ne anladigini cikararak, mevcut insan toplumu icerisinde ne kadar adam olup olmadigini net olarak anlariz edilmis olacaktir diye dusunuyorum. Su ana kadar gercekten Bagimsiz ve ortak bir Enstuti calismasi yapilmadigindan, her cephe kendi muhendisligi ile, kendine gore bir demokrasi ve adam cercevesi belirlediginden, toplumun buyuk kesimi kime ve neye gore inanip hareket edecegini bilememektedir. Onun icin diyorum ki, bizde en kucuk gorulen konular ve olaylar aslinda cok buyuk sebepler icermektedir. Turkiye yonetim sisteminden tutalim her noktasi ile yeniden kesfedilmesi gerekir. Selamlar.

Kaht-ı Rical2ın düşündürdüğü. - asmine

"Kaht-ı Rical".Geçmiş ve bugünde,taktıkları maskelerin iticiliği ile gülünçleşensiyasiler,aydınlar,yazarlar,çzierler,sanatçılar.İşte tüm bunları düşünürken,evet çok haklısınız Sayın Mert dedim. Ancak,çok sevdiğim,değer verdiğim sizin Kürt açılımı ile ilgili tespitleri beni çok şaşırttı ve üzdü.Türban özgürlüğünü kendisyle içselleştirdiğim Mert,bunu düşünüyor olamaz dedim. Sayın Mert,bilmelisiniz ki Kürt Sorunu sadece bir etnik kimliğin sorunu değil.Sadece ve sadece bağımsızlık talepleri ile taçlanacak bir PKK zaferi de değil. Biz devlet değiliz.Devletin dili saydığınız gerekçeler.Sayın Mert,lütfen sizi görmemiz gereken yerde bulalım.

palewan ve TRUEBLUE - 1kodsectimki

palewan ben de senin neden ?tbrik? ettiğini anlamadım. Kelime oyunu mu yapıyorsun, anlayamadığın şeyler yazdığım için mi tebrik ediyorsun? Her nasılsa, teşekkür ederim tebriğine. TRUEBLUE gogıla spastik kolit yaz bakalım ne bulacaksın. "?Seferberlik tetkik kurulu, sonrasında Faik Türün?ün işkence köşküyle (Ziverbey diye bilinen hani. Aslında Ziverbey?de değil, Erenköy?dedir) patlayan kontrgerilla, oradan diğer işkencehaneler ve Diyarbakır hapishanesi, 17 bin küsur faili malûm, yakılan köyler, köylüye bok yedirenler, Şemdinli, ?iyi çocuklar? ve diğerleri hatırlatıldığında nedense dut yemiş bülbül makamından şakırlar ve başlar fırıldaklar döne döne bahane üretmeye..." dediğim bölüm hakkında da alay etsene. Sen de mi dut yedin yoksa. Hemen hemen her kelimen tartışılabilir aslında ama bu memlekette gerçek laiklik olduğunu zanneden, bir memleketin ordusuyla militarizmin ve oligarşik bürokrasi diktasının farkını bilmeyen ama buna rağmen alay etmeyi fikir sahibi olmak zanneden bir kişiyle ne tartışabilirim ki? Sana, daha doğrusu size cevabım budur. Siz yazın artık ne yazarsanız. Unutmadan, ben de sizi sevmek isterim ama? Neyse, sevmiyorum diyemem.

ergenegon - ekimyeli

ergenekon üzerine yapılan tartışmalar mide bulandırıcı...egemenlerin post kavgasını demokrasi mücadelesi olarak tartışmak bize özgü olmalı..aslında yadırgadıtıcı bir durum yok..politik hakların işçi emekçilerin mücadelesiyle elde edilmediği sürece demokrasi mücadelesi olarak yansıtılan gerçekte sermaye sınıfın kendi iç egemenlik mücadelesinden başka bir anlam taşımaz..ergenekonculuk tartışması özünde tarafların birbirlerine karşı yürütükleri psikolojik savaştan başka bir anlam taşımıyor.. bekaroğlu müslüman cenahta ender görülen demokrat insanlardan biri. onun şahsında az çok bağımsız davranma eğiliminde olan demokrat aydınları yıpratmaktır. bu anlamda nuray hanımın tutumu olumlu..