Ankara'da şarap tadımı

Farklı lezzetlerde pizza ile farklı tarzda birkaç şarabı denemek de hiç fena olmuyormuş

Geçen hafta Ankara’da küçük bir şarap fuarı gerçekleşti ve bu sayede birçok irili ufaklı şarap üreticisi Ankaralılara şaraplarını tattırdı. Fırsattan istifade ben de aralarına karışıp, merak ettiğim ve tatmaya fırsat bulamadığım şarapları tattım. Gerçi üst üste şarap tatmak adamın ağzını burnunu birbirine sokuyor ama bunca üreticiyi beraber bulunca mecbur tadacaksınız.
İlk gözlemim şu oldu: Git gide bu işe gönül vermiş, bu işi bir sanayici değil de bir imalathane boyutunda gören üreticilerin sayısı artıyor. Bu da daha Türk şarapçılığı için büyük bir adım.
Tadımlardan iki sonuç çıkarttım. Bunlardan biri Barbare şarapları ile ilgili, diğeri ise şarapla pizzanın uyumunun ne kadar keyifli olabileceği ile.
İran kökenli olduğu söylenen Shiraz üzümü, Fransa’nın Rhone bölgesinde ününe Syrah olarak kavuşmuş, ardından da Avustralya’da farklı bir tarz ve Shiraz ismi ile tüm dünyaya yayılmıştır. Genelde Türkiye’de üretilen Shiraz veya Syrah üzümünden şaraplar Avustralya veya Yeni Dünya ülkelerininki gibi mıh, kuvvetli, baharatlı, bol meşeli ve kendinden başkasına ağızda yer bırakmayan tarzdadır. Gerçi bu kötü bir şeymiş gibi anlaşılmasın ama lezzet adına yorucu olduğu kesin. Her gün ‘dominant teyze’ bir şarap içmek adamı yoruyor. İnsan sadece çayın demini içiyormuş gibi geliyor bazen. Bu tarz şarap, belki de bizim kuvvetli tatlardan hoşlanan damağımıza uyduğundan yıllardır Türkiye’de üretilir ve tüketilir.

Fuarda Barbare şaraplarını tatma fırsatı buldum. Barbare’nin şarapları tam Syrah’ın şarap kökeni olan Fransa’nın Rhone vadisi tarzında şaraplar. Hani meşhur bir Chateauneuf-du-Pape şarabı vardır, şarapseverlerin çok sevdiği, Syrah’ın doğduğu yer olan Rhone vadisinden, işte tam o tarzda şaraplar. Yerinde yapıldığı gibi Syrah üzümüne Mourvedre ve Grenache üzümleri eklenmiş Barbare, Syrah biraz gevşetilmiş daha seyrek ama lezzetli hale getirilmiş. Çayın demine nasıl su eklendiğinde o acılık, kekremsilik gider de çay lezzetlenir ya, işte tam öyle.
Özellikle Barbare’nin yüzde 50 Syrah, yüzde 25 Grenache ve yüzde 25 Mourvedre üzümlerinden yapılmış Syrah – Grenache - Mourvedre şarabına ve Chateauneuf-du-Pape stilindeki yüzde 24 Syrah, yüzde 53,5 Grenache, yüzde 19 Mourvedre, yüzde 2 Cabernet Sauvignon ve yüzde 1,5 Merlot Barbare Elegance şarabına bayıldım. Tam olması gerektiği gibi tadıyorlar bence. Barbare şarapları Tekirdağ’ın Barbaros kasabasındaki bağlardan gelen üzümlerden yapılıyormuş. Şarapları Rhone vadisinden Xavier adında bir Fransız önolog yapmış. Üretici ise yıllarca Fransa’da yaşamış bir Türk: Can Topsakal.

İkinci olarak Büyülübağ şarapları ile çok keyifli bir tadım yaptık. Bu tadım 6 farklı şarabı 5 farklı pizza ile eşlemekten ibaretti. Her farklı kadeh şarapla bir farklı pizza tatmayı önermiştim Büyülübağ’ın sahibi Alp Törüner’e. O da bu önerimi ciddiye alıp, Mezzaluna restoranda bizlere şarap yemek uyumunu farklı şaraplarını farklı pizzalarla eşleyerek anlattı. Bu tadımda Büyülübağ Sultaniye ve Chardonnay ile “deniz mahsullü pizza”, Merlot ile “dört peynirli pizza”, Cabernet Sauvignon ve Cabernet Sauvignon & Merlot ile “Kuşkonmaz ve Brezaolalı pizza”, Cabernet Sauvignon Reserv ile “Bonfileli Robespierre pizza”, Shiraz üzümünden Shah ile ise baharatlı “A la Turca” pizza tattık. Her biri, yanında uyumlu bir yiyecekle tadılınca tek başına tattıklarından daha güzel tattılar. Hem yemeğin, hem de şarabın tadına tam anlamıyla vardık. Bazen şarabın yanında doğru seçilmiş bir yiyecek, hem yiyeceğin, hem de şarabın daha güzel tadmasını sağlıyor.
Birkaç kişi bir araya gelip de farklı tarzda birkaç pizza ile farklı tarzda birkaç şarabı denemek de hiç fena olmuyormuş...